Projeler ve ÇED raporları
Pazartesi, 02 Mart 2009 18:08

alt

Cevresel etki değerlendirmesi (ÇED), ilgili yönetmelikte; gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanıyor.
Bu tanımın biz çevre mühendislerini ilgilendiren kısmı; projenin potansiyel çevresel zararlarının ve alınacak önlemlerin belirlenmesidir. Rapor, oluşacak zararların en aza indirilmesi için yerine getirilecekler konusunda taahhütleri içeriyor.
Sorun da bu noktadan itibaren başlıyor. Sadece bölgeye ait genel bilgilerin benzer projelerden kopyalanarak derlendiği ve alınacak önlemlerin sıralandığı bir prosedür haline dönüşen ÇED raporları gerçek işlevini yerine getiremiyor. Halkın katılımı toplantılarının sonuçları proje sürecine yansıtılmıyor.
Bu süreç genellikle bir kahve toplantısı olarak görülüyor. Proje hakkında görüş bildiren kurumların birçoğu bu işi üzerlerinde bir yük olarak gördüğü için gerekli personel ve zamanı ayırmıyor. Her şeyden önemlisi, Bakanlık veya gerekli gördüğü durumlarda ilgili kurum ve kuruluşların uygulamaya konan projelerin ÇED raporunda belirtilen hususlara uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği çeşitli bahaneler öne sürülerek yerine getirilmiyor.
Yatırımın başlangıç, inşaat, işletme ve işletme sonrası dönemlerine ilişkin izleme raporlarını Bakanlığa veya Valiliğe iletmek zorunluluğu proje sahibi veya temsilcisi tarafından çoğunlukla yerine getirilmiyor. Ancak bahse konu proje ile ilgili bir yargı süreci veya gözle görülür bir çevresel etki ortaya çıkarsa taahhüt edilen önlemler ele alınıyor.
Yönetmeliğin 19 (b) maddesine göre; projede gerçekleştirileceği taahhüt edilen önlemler alınmamışsa Bakanlıkça/Valilikçe bir defaya mahsus olmak üzere süre verilebiliyor. Bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz ise yatırım durdurulabiliyor ve yükümlülükler yerine getirilmedikçe durdurma kararı kaldırılamıyor.
Bütün bu saydıklarım ÇED raporlarının yatırımları engelleyen bir prosedür olarak görülmesinden kaynaklanıyor. ÇED yönetmeliğinde çok kısa zaman dilimlerinde yapılan değişikliklerin kaynağını da bu konu oluşturuyor.
Başka bir sorun ise ÇED raporlarının kimler tarafından hazırlanacağı konusunda yaşanıyor.  8 Ağustos 2008 tarihinde yayınlanan ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nca yürütmeyi durdurma ve iptali istemiyle Danıştay’da dava açılan Yeterlik Belgesi Tebliği’nde ÇED raporunu hazırlayacak kişi ve kuruluşlar oldukça sınırlandırılıyor.
Sonuç olarak ÇED raporlarının görevlerini yerine getirebilmesi için gerek rapor hazırlık, gerekse uygulama sonrası kontrol aşamasında yerine getirmemiz gereken önemli hususlar bulunuyor. Kalkınmamızı sürekli hale getirmek ve yaşanabilir bir çevre için doğru kararlar almamız gerekiyor. Bunun için kullanabileceğimiz önemli bir araç olan ÇED raporlarını etkin kılmamız şart. 

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız