| Plastik poşetler |
| Pazartesi, 26 Temmuz 2010 09:28 | |||
![]() Son iki haftada alışveriş sonrası biriktirdiğim plastik poşet miktarını görünce, bu soruna aile olarak katkımızın hiç de azımsanmayacak düzeyde olduğunu fark ettim. Plastik poşetlerin bir sorun olduğunu ise üniversitedeki derslerden çok Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yeni mezun bir çevre mühendisi olarak işe başladığım ve Hamitler Katı Atık Depolama Sahası’na gittiğimde anlamıştım. Her yer tonlarca atıkla doluydu, ama sahaya hakim olan en önemli unsur plastik poşetlerdi. Sadece atığın döküldüğü alanda değil, sahanın civarındaki arazilere kadar rüzgarın etkisiyle taşınmış binlerce poşet kontrolden çıkmış bir sorunumuz olduğunu haykırıyordu. 1980’lerin başından itibaren dünyada ve ülkemizde kullanımı yaygınlaşan plastik poşetler, şu günlerde adeta hayatımızın kopmaz bir parçası. Cep telefonu olmadığı günlerde nasıl haberleştiğimiz konusu bizi ne kadar şaşırtıyorsa ne yazık ki plastik poşet olmadan nasıl yaşayabildiğimizi düşünmek de o kadar şaşırtıyor. Dünyada birçok ülkede kullanımının yasaklandığını veya sınırlandırıldığını bildiğimiz plastik poşetlerle ilgili ülkemizde de bir takım girişimler başlamış durumda. Çin, plastik poşet kullanımını tamamen yasaklama yolunu seçerken, İspanya ve Fransa’da büyük market zincirleri biyolojik olarak bozunabilen poşetleri 1 avrosent karşılığı müşteriye satıyor. Böylece marketteki poşet giderleri müşteriye ödettirilmiş, doğada yok olan poşetler kullanılmış ve müşterinin fazla para ödememek için, bizdeki gibi, fazladan poşet almaması sağlanmış oluyor. Ülkemizde de Nilüfer Belediye Meclisi’nde alınan bir kararla 31 Aralık 2010 tarihinden itibaren Nilüfer’de plastik poşet kullanımı yasaklanacak. Yeniden kullanılabilir bez torbalara ve filelere yönlendirilecek olan tüketicilerin davranışlarının hangi yönde olacağı ise şimdilik soru işareti. Plastik poşetler ve sonrası hakkında bizleri Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Eker’in, Mart 2009 tarihli “Türkiye’de Plastik Hammadde Üretimi ve İthalatı” konulu sunuşu aydınlatıyor. Prof. Dr. Eker’in sunuşunda; Türkiye’de tek petrokimya tesisi PETKİM’in yıllık üretim kapasitesinin yerli talebi karşılayamaması nedeniyle plastik hammadde talebinin yüzde 84’ünün ithalatla karşılandığı belirtiliyor. Plastik poşetlerin hammaddesi olan petrol esaslı sentetik polimerlerin hem son ürün haline getirilmeleri için işlenirken, hem de kullanım sırasında istenen özelliklerini koruması için formülasyonlarına parçalanmalarını önleyecek antioksidanlar, UV stabilizatörler vb. gibi katkı maddeleri ilave ediliyor. Sorunun temelinde de bu yatıyor. Bu soruna çözüm olarak 1990′ların başında Dr. Catia Bastioli liderliğindeki bir grup bilim adamı, normal plastiğin bütün avantajlarına sahip, ama kolayca bozunan biyo-çözünebilir plastikleri geliştirdi. Buluşlarında nişastadaki polimerleri alarak geleneksel plastik gibi üretilebilecek şekilde bir bileşime dönüştürülmesini sağlayan bir proses kullandılar. Bu tür ürünlerde kullanılacak ve doğada önemli miktarda temin edebileceğimiz başka doğal polimerler de var. Bunlar; polisakkaritler (Nişasta, selüloz, kitin/kitosan, pultulan, dekstran, vb.), proteinler (kollajen/jelatin, kazein, ipek, elastin, albumin, fibrinojen, vb.), poliesterler (polihidroksialkonatlar) ve diğerleri (lignin, şelak, doğal kauçuk, poliglutamik asit, vb.). Bu polimerlerin en önemli dezavantajları, işlenmelerindeki zorluklar, kaynağa göre özelliklerinin önemli ölçüde değişmesi ve çoğu uygulama için fiziksel, mekanik ve kimyasal dayanıklılıklarının yetersiz/sınırlı olması. Dünyada ve ülkemizde doğada kısa sürede bozunmayan plastik poşet kullanımına yönelik olarak gelişen hareketler aslında önceden üzerinde durmamız ve avantaja dönüştürebileceğimiz bir konu. Nur Demirok tarafından kaleme alınan pek çok yazıda da belirtildiği üzere plastik ile organik elyafın yer değiştirmesine neden olacak bazı gelişmeler doğru kurgulanırsa plastik görünümünde tekstil veya selüloz menşeli kâğıt üretimi Türkiye’yi AB için merkez yapabilir. Başka bir seçenek ise defolu parti malı kumaşlardan imal edilecek ve üzerine reklam alınabilecek pamuklu bez torbalar. Bu torbalar, Bangladeş ve Hindistan tarafından dünya pazarlarına egemen olmaya çalışan bitkisel bir elyaf olan jütten yapılan torbalarla rekabet edebilir. Bursa da bu iş için önemli bir merkez. Ama hedef sadece Türkiye değil, dünya pazarları olmalı. Üstelik işsizlikle uğraştığımız bu dönemde hem çevreci hem ekonomik, yani “eko” olma fırsatını bizlere sunuyor. Neden olmasın? Kamil Salihoğlu'nun Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

