Petrol platformu kazasıyla gelen çevre felaketi
Pazartesi, 10 Mayıs 2010 14:23


New Orleans’ın 130 deniz mili açığında, 20 Nisan 2010’da derin deniz petrol arama platformunda Amerika saatiyle 10’da meydana gelen kaza sonrası 11 kişi öldü, 17 kişi yaralandı. O sırada platformda 126 kişi bulunuyordu. BP’nin yüzde 65 hissesine sahip olduğu MC252’de, müteahhit firma Transocean Ltd. araştırma kuyusu açıyordu. Meydana gelen patlama ve yangından iki gün sonra platform okyanusun serin sularına gömüldü.
Kazayı diğer petrol sızıntı kazalarından farklı kılan, açılan kuyudan çıkan petrolün halen kontrolsüzce okyanusa yayılıyor olması. Amerikan Ulusal Deniz ve Atmosfer İdaresi’nin (NOAA) bildirdiği rakam, günde 800 bin litre civarında. Ham petrolün kontrolü için düşünülen çare; 3 ay sürecek bir çalışmayla yaklaşık bin 500 metre derinliğindeki kuyunun yakınına 4 bin metre derinliğinde bir kuyu daha açmak. Ayrıca çelik-beton karışımıyla inşa edilen çanlarla sızıntının meydana geldiği kuyuyu kapatmak. Petrolün denizde yayılmasını engellemek için de büyük bir çaba harcanıyor. Şu anda kriz yönetiminde çalışan ekip halen çözüm adına fiziksel ve kimyasal müdahale alternatiflerini araştırıyor. Deniz yüzeyindeki petrolün yakılması da alternatifler arasında. Ancak o zaman petrolün denizde, deniz dibinde ve sahilde yapacağı tahribata karşın daha geniş alanlara yayılacak emisyonların etkileri başka bir çevresel problem.
Şirket yetkilileri günde 6 milyon doların üzerinde harcama yapıldığını belirtiyor. Uzmanların tahminleri ise birincil zararların karşılanması için bile en az 10 milyar dolar harcamak gerekecek. Rakamlar çok büyük. Okyanustaki tek bir kuyudan sızan petrolün, bildirilen debiye göre yıllık miktarı, ülkemizde 2008 yılında üretilen ve ithal edilen toplam ham petrolün yaklaşık yüzde 1’i kadar. Petrol oyununda küçük bir yol kazası. Dünya kamuoyuna yansıması pek de hoş olmayan devasa bir problem.
Önümüzdeki günlerde Amerika, BP ve müteahhit firma arasında büyük bir mücadele yaşanacak. Ama yayılan petrolün yarattığı çevre felaketinin gerçek maliyetleri hiçbir zaman karşılanamayacak. Çünkü sahile ulaşan petrole müdahale devam edilse de binlerce kilometrekarelik deniz yüzeyi ve dibine müdahale hiçbir zaman tam anlamıyla sonuçlandırılamayacak. Ya teknik olanaksızlıklar bahane edilecek ya da farklı ilişkiler kullanılarak konu bir şekilde gündem dışına itilecek. Petrol devi, birkaç yıllık kârını düşük açıklayacak, tepe yöneticilerden birkaçı değişecek. Belki bir süre Amerika’da denizdeki petrol arama çalışmaları askıya alınacak, ama petrole olan bitip tükenmek bilmeyen açlığımızı gidermek için kutup buzulları ve okyanuslar dahil dünyanın her yerinde yeni kuyular açılmaya devam edilecek. Yani bizdeki deyişiyle olan olduğuyla, ölen öldüğüyle kalacak.
Çare nerede mi? Doğanın kendi zenginliği olan ve ekosistemi en az ölçüde etkileyen yenilenebilir enerjiye yönelmek. 

Kamil Salihoğlu'nun Tüm Yazıları İçin Tıklayınız