| Marmara Denizi’ni kirletenler |
| Salı, 06 Nisan 2010 11:06 | |||
![]() Çevre ve Orman Bakanlığı ve Avrupa Yatırım Bankası işbirliğiyle 2007’de sonuçlandırılan Marmara Çevre Ana Planı ve Yatırım Stratejisi (MEMPIS) çalışması, Marmara Denizi Havzası’nda bulunan; kentsel, kırsal ve endüstriyel tüm atıksuların nicelik ve niteliklerini, yağış sularını ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan (gübre, pestisit vb.) su kirleticilerini, depolama sahalarından kaynaklanan sızıntı sularını, deniz taşımacılığından kaynaklanan kirliliği ve diğer su kirliliği kaynaklarını ölçerek havza içindeki su kalitesinin iyileştirilmesini hedefleyen bir çalışmadır. MEMPIS projesinin bizi daha çok ilgilendiren tarafı, Nilüfer Çayı’nın Marmara Denizi kirliliğine olan etkisidir. MEMPIS sonuç raporunda; 2005 verilerine göre Nilüfer Havzası’na deşarj olan evsel ve evsel atıksu hatlarına karışan bir kısım endüstriyel nitelikli atıksu ile depolama sahası sızıntı suyundan gelen Biyokimyasal Oksijen İhtiyacı (BOİ5) yükü yılda 35 bin 630 ton, Toplam Azot (TN) yükü yılda 7 bin 136 ton, Toplam Fosfor (TP) yükü yılda bin 367 ton olarak belirlenmiştir. Bu değerler Marmara Denizi’ne ulaşan evsel nitelikli atıksu yükünün yaklaşık yüzde 12’sini oluşturmaktadır. Nilüfer Havzası’ndan Marmara Denizi’ne (MD) endüstriyel nitelikli atıksular nedeniyle yılda 35 bin 630 ton BOİ5 (MD’ye ulaşan endüstriyel kaynaklı atıksuların yüzde 36,73), 7 bin 136 ton TN (MD’ye ulaşan endüstriyel kaynaklı atıksuların yüzde 13,14), bin 367 ton TP(MD’ye ulaşan endüstriyel kaynaklı atıksuların yüzde 16,38), diğer atıksu kaynaklarından ise yılda bin 231 ton BOİ5, 248 ton TN, 44 ton TP taşındığı ortaya konulmuştur. Karaer ve Küçükballı (2006) tarafından Nilüfer Çayı’nda yürütülen çalışmada da 1999-2003 döneminde 9 bin 926 ton/yıl TN’nin, bin 717 ton/yıl TP’nin Nilüfer’e karıştığı belirlenmiştir. Çalışmada, Nilüfer’deki su kalitesinin bozunmasının ana sebebi olarak nokta nutrient kaynakları gösterilmiştir. Bursa olarak üzerinde daha az durduğumuz konu, Gemlik Körfezi’ne Karsak Deresi’yle gelen evsel nitelikli atıksu yükü Marmara Denizi’ne dökülen toplam evsel nitelikli atıksu yükünün BOİ5 olarak yüzde 2,71’ini oluşturması. Endüstriyel nitelikli atıksu yükü ise BOİ5 olarak yüzde 0,55’i düzeyinde. Yani Bursa olarak Marmara’ya atık deşarj ettiğimiz iki önemli kaynak Nilüfer Çayı ve Karsak Deresi. Marmara’ya deşarj yapan önemli kentler ise sırasıyla İstanbul, Bursa ve İzmit. Yani ülkemizin sanayi merkezleri. Raporda, bu şehirlerin vasati büyüme hızına göre 2030 yılı nüfusları; İstanbul için 17,63 milyon kişi, Bursa için 3,24 milyon kişi, İzmit için ise 1,9 milyon kişi olarak hesaplanıyor. Yani eğer gerekli tedbirler alınmazsa bu şehirlerin etkileri artmaya devam edecek. Ayrıca, İzmit Marmara Denizi’ne dökülen toplam endüstriyel nitelikli atıksu yükünün BOİ5 olarak yüzde 23,47’sini, Nilüfer Çayı’nı da içine alan Susurluk Havzası yüzde 60,33’ünü oluşturuyor. İstanbul Marmara Denizi’ne dökülen toplam evsel nitelikli atıksu yükünün BOİ5 olarak yüzde 68,22’sini, endüstriyel nitelikli atıksu yükünün ise BOİ5 olarak yüzde 5,66’sını oluşturuyor. Endüstri niye bu kadar az demeyin çünkü evsel nitelikli atıksuyun oranı, İstanbul içindeki sanayilerin evsel kanallara boşalttığı endüstriyel nitelikli atıksuları da içeriyor. Raporun sonuçlar kısmının ilk cümlesi aslında tüm bu anlattıklarımızı özetliyor ve şöyle diyor: “Marmara Denizi ağır şekilde kirlenmiş bir su kütlesidir.” Raporun Bursa tarafından okunması gereken özeti ise; Nilüfer Çayı ve Karsak Deresi’nin kirliliği aslında Marmara Denizi’nin de kirliliğidir. Konuyu bu yönüyle ele almazsak Marmara’daki yaşamın sona ermesinde bizim de katkımızın olduğunu anlayamayız.
|

