|
Pazartesi, 01 Haziran 2009 16:10 |
|

Ülkemizde son düzenlemelerle 2103’e düşen belediye sayısı birçok yeni uygulamayı da beraberinde getirdi. Bazı belediyeler yeni yerleşimleri de içine alarak genişlerken, bir kısım belediyeler, mahalle veya köye dönüştüler. Hizmet alanları ve hizmet edecekleri nüfus bir anda artan belediyelerin karşılaştıkları önemli sorunlardan biri katı atıkların toplanması ve taşınması için daha fazla kaynak ayırma zorunlulukları oldu. Ülkemizin görünen en önemli çevre sorunlarından olan katı atıkların bertarafı konusunda son yıllarda belirli çalışmalar yürütülüyor olsa da yeterli olduklarını söylemek mümkün değildir. En küçük yerleşimden en büyüğüne kadar belediyelerimizin daima önünde olan bu sorunun temelinde; gerek ulusal gerekse iller bazında atık yönetim planlarının oluşturulmamış veya uygulanmıyor olması yatmaktadır. Her ne kadar Avrupa Birliği’nin atık yönetim hedefleri arasında yer almasa da ülkemiz şartlarında kısa ve orta vadeli çözüm olarak önümüzde duran katı atık depolama sahalarının nicelik ve nitelik olarak yetersizlikleri katı atıkların uygun şekilde bertaraf edilmediğinin en güzel kanıtıdır. Bugün ülkemizde minimum çevresel şartları sağlayan depolama sahası sayısı 2 elin parmaklarını geçmez. Diğer sahalarda halen “vahşi” depolamaya devam edilmektedir. Katı atık depolama sahası için bir yer bulmak, hele Bursa gibi çarpık sanayileşmiş ve kentleşmiş şehirlerde neredeyse imkânsızdır. Katı atık depolama sahalarının yerlerinin belirlenmesinde 2005’te Prof. Dr. M. Necdet Alpaslan ve 2006’da Dr. Hasan Sarptaş tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda yönetmeliklerimiz doğrultusunda sağlanması gereken kriterler belirtilmiştir. Buna göre sahalar; en az 5-10 hektar veya en az 5-10 yıl hizmet edebilecek büyüklükte, yerleşim bölgeleri, tarımsal ve endüstriyel alanlar gibi mevcut kullanımı olan bölgeler ve yüzeysel suların olduğu bölgeler dışında, tarım toprakları olmayan arazilerde, yerleşim bölgelerine en az 1000 metre uzaklıkta, endüstriyel bölgelere en az 500 metre uzaklıkta, en fazla yüzde 15-20 eğimde, 10-30 kilometre taşıma mesafesinde (yerleşim büyüklüğüne göre), karayolları ve demiryollarına en az 200-300 metre uzaklıkta, fay hatlarına 60-80 metre, askeri alanlar ve sit alanlarına 100-500 metre mesafede kurulabilir. Bugünlerde 1200-1300 ton/gün civarında olan ve artış hızı dikkate alındığında önümüzdeki 10 yıl içinde yeni bir sahanın inşa edilmesini gerektiren atık miktarımız gözümüzü korkutmaktadır. Bu nedenle Bursa’nın gündemine daha önce de getirdiğimiz atık yönetim planı bir kez daha önem kazanmaktadır. Bu plan içinde yer alacak yeni depolama sahası, transfer istasyonu, kaynağında geri kazanım miktarının artırımına yönelik çalışmalar ve yeni bertaraf teknolojileri kentimizin çevre gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Yeni rant bölgeleri oluşturmadan ve yukarıda saydığım kriterleri sağlayacak bir alanın kent içinde bulunabilirliğinin ne kadar zor olduğu düşünülürse karar vericilere önemli sorumluluklar düşmektedir. Umarız tıpkı yıllar önce Hamitler’deki depolama sahasını Bursa’ya kazandıran büyüklerimiz gibi onlar da çocuklarımız ve torunlarımız için önemli ve saygıyla anılacak kararlar verirler. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|