Hangi Bursa?
Pazartesi, 11 Ocak 2010 16:30


Çevre sorunlarını oluşturan en önemli unsurun plansız kentleşme ve sanayileşme olduğu konusunu birkaç defadır dile getiriyorum. Kentin gelişiminin hangi yönde olacağı ise planlamanın temel sorularından biri. İnsanlar için söylenen “kişi kendin bilmek gibi irfan olmaz” sözünü yaşadığımız kentlere uyarlamak da mümkün elbet. Yani bir kent için yapılan tariflerde hem sanayi, hem turizm, hem tarım, hem tarih, hem ticaret, hem vs… ifadeleri kullanılıyorsa orada bir problem olduğu açıktır. Kendini bulamamış, her rüzgarda savrulan ve nereye gideceğini bir türlü kararlaştırmamış bir bünyedir o. Aklıyla değil, duygularıyla karar veren.
Aslında yaşadığımız kent, Nazım’ın deyişiyle, “Bulut mu olsam, gemi mi yoksa, yosun mu olsam balık mı yoksa. Ne o, ne o, ne o” dur. Ama hep deniz olmak ister “bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.” Ne yazık ki hepsinden biraz olunca, hiç biri de olamaz aslında.
Elbette bir Bursa aşığı olarak kentimin gelişmesinden yanayım. Ama kentin kişiliğini sorgulamasında fayda yok mu sizce de? Yani bu kente, çocukluğumuzda duyduğumuz o meşhur soruyu sorma zamanı gelmedi mi? “Bursa, büyüyünce ne olmak istiyorsun?” Artık yönünü seçme zamanın geldi de geçiyor. Her gönlünü çelene uymaktan vazgeçmek zorundasın. Sanayi kenti olmak istiyorsan, turizm ve çevre çığlıkları atmana gerek yok. Turizm kenti olmak istiyorsan, gelen insanlara her yıl bir yenisini yapmak veya büyütmek istediğin sanayi bölgelerini mi gezdireceksin? Tarım yapmak istiyorsan önce toprak lazım. Tarih ise ön plana çıkarmak istediğin, bu emlak rantıyla nasıl başa çıkmayı düşünüyorsun?
Ben cevap vereyim isterseniz bu sorulara. Bir taraftan doğal güzelliklerimizi korumak ve geliştirmek isterken, bir taraftan da yeni ağır sanayi yatırımlarını kente çekmeye çalışmak çaremiz olamaz. Belki de tüm ülkenin kaderini değiştiren 60’lardaki yanlış planlama ve arkasından izlenen politikalar kentin yüzünün sanayiye dönmesine sebep olmuştur. Bursa’nın artık katma değeri daha yüksek ürünler üreten sanayiye doğru evrilmesinin günü gelmiştir. Artık bu kentte nano teknolojiye sahip ürünleri, bilgisayar yazılımlarını, elektronik malzemeleri, alternatif enerji üretim sistemlerini vb. üretmemiz gerekiyor.
Bursa’yı bu hale dönüştüren yapının sanayimiz olduğu ortada. Bizim de çocuklarımızın geleceği için sanayimizin yönünü değiştirmeye çalışmamız gerekmiyor mu? Artık bu kentin emeğe dayalı sanayi tesislerinin artışını kaldıracak gücünün kalmadığını birilerinin söylemesi gerekmiyor mu? Hem çevresel, hem ekonomik açıdan bu konunun ele alınması bir zorunluluk. Daha az kirleten, daha yüksek katma değer üreten sanayinin gelişimi en azından yeni sanayi arsası ve yeni konut taleplerini frenleyebilir. Çevre konusunda alınacak tedbirlerin planlama aşamasında gerçekleştirilmesi bizi önemli maliyetlerden kurtarabilir. Yarın isteseniz de sanayi bölgesine dönüştürdüğünüz bir alanı üzerindeki yapıları yıkarak yeniden tarım arazisine dönüştüremezsiniz. Bu sadece hayaldir. Dünyadaki ve ülkemizdeki tecrübeler kirlenmiş bir alanın çevresel anlamda gözden çıkarıldığını göstermektedir.
Yapılan dönüşümlerle bahse konu bölge, izole edilmiş alan veya farklı amaçlarla kullanılan yeşil alan haline getirilmektedir. Gerek büyüklerimize gerekse hemşerilerimize sorum şu? Çocuklarınızın hangi Bursa’da yaşamasını istiyorsunuz?

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız