Hamitler Yenilenebilir Enerji Santrali
Pazartesi, 18 Ocak 2010 13:52


Avrupa Birliği (AB) tarafından desteklenen ve Bursa Büyükşehir Belediyesi (BBB) öncülüğünde yürütülen “Sürdürülebilir Çevre İçin Ev Atık Yönetimi” isimli projenin bitiş konferansı hakkında sizleri daha önce bilgilendirmiştim. Bu konferansta “Katı Atık Depolama Sahalarından Enerji Eldesi” isimli bir tebliğ sunmuştum. Tebliğ konumun başlığını seçmemde; projenin içeriği, bu konuda yüksek lisansımı yapmış olmam ve BBB’de görev yaptığım sürede edindiğim kazanımlar etkili olmuştu.
O sunuşta, kentimizin önemli çevre yatırımlarından biri olan Hamitler Katı Atık Depolama Sahasının da enerji eldesi için bir an evvel değerlendirilmesi gerekliliğinden bahsetmiştim. Bunun sebeplerinden biri; sahada oluşan emisyonların çevresel anlamda oluşturduğu risklerin önlenmesiydi. Bir diğeri, ülkemizde üretilen yüksek nem ve organik madde içeriğine sahip atıkların Avrupa ülkelerinde üretilen atıklarla kıyaslandığında parçalanma ve metan oluşum hızı bakımından farklılık gösteriyor olmasıydı. Son sebep ise; Hamitler TOKİ konutlarında oturan vatandaşlarımızın saha sebebiyle yaşadıkları olumsuzlukların önlenmesinde sağlayacağı katkıydı. Konferans sonunda Büyükşehir yetkililerinin bu konuda bir çalışma başlatıldığına dair verdikleri bilgi ise hepimizi mutlu etmişti.
BBB, Hamitler’de oluşan metandan enerji eldesiyle ilgili projesini muhtemelen bu yılın ilk çeyreğinde sonuçlandıracak. Her ne kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bu konuda yaptığı çalışmaların ilk olduğunu öne sürse de Erdem Saker’in başkanlığı döneminde BBB tarafından gerçekleştirilen Demirtaş Çöplüğü’nün rehabilitasyonu ve elektrik enerjisi eldesi projesi, ülkemizdeki ilk proje. Eminim Hamitler’de yapılacak projenin şartnamesi bu ilk projeden çıkarılmış önemli teknik ve idari dersler dikkate alınarak hazırlanacaktır. Ayrıca İBB’nin yaptığı çalışmaların da şartnamede etkisi olacaktır, diye tahmin ediyorum.
Projeyle ilgili belirtmek istediğim birkaç hususun ise gözden kaçırılmaması gerektiğini düşünüyorum. İlk olarak, bu tür projeler uzun dönemli olduklarından projenin süresinin iyi belirlenmesi gerekiyor. 30-40 yıllık bir proje süresince teknolojide ve yasalarda meydana gelen değişiklikler hem Bursa’nın atık yönetim stratejisini hem de oluşan gazdan yararlanma planlarını değiştirebilir.
Projede, gazın elektrik enerjisi amaçlı mı yoksa kojenerasyonu da içeren farklı amaçlarla mı tüketileceği önemli bir konu. Konuyla ilgili mevcut ve yeni uygulamaya konulacak yasal düzenlemelerin yatırımcıya avantaj sağlayan tarafları da oldukça ilgi çekiyor. Kısaca YEK kanunu olarak bilinen “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun”un yeni düzenlemesinin birkaç ay içinde kabul edilmesi bekleniyor. Kanunda bu tür tesislerden elde edilen elektriğin satın alınma garantisi yanında, yeni desteklemelerin de olacağından bahsediliyor. Ayrıca depolama sahası gazının bertarafıyla ilgili uluslararası geçerliliği olan ve para olarak işlem gören karbon sertifikaları da yatırımcı için oldukça önemli bir kazanç olarak gözüküyor. Yani proje ihalesinin gerek ulusal gerekse uluslararası firmaların iştahını kabartacağı kesin. Alın size Bursalı yatırımcılarımız için önemli bir fırsat. Yakında yerel medyamız da konunun önemini fark edecektir.
Bursalı bazı yatırımcılarımız bu işleri takip etse ve ülkemizdeki binlerce çöplükten enerji elde etmenin yollarını arasa fena mı olur? Bu teklifi, Almanya’da bu işi dünya ölçeğinde yapan önemli bir firmayı ziyaretimden elde ettiğim izlenimlerle yapıyorum. Bursa’nın kapasitesine inanarak yapıyorum. Unutmayın bu sayede sadece çevreci bir sanayici olarak değil, çevre sektörünün bir sanayicisi olarak da işlerinizi sürdürebilirsiniz.
İşin bizleri sevindiren tarafı ise artık ülkemizde çöplüklerden vazgeçilmesi ve enerji elde edilen katı atık depolama sahalarından bahsediliyor olması. Büyükşehir’deki meslektaşlarıma yapacağım önemli bir uyarı ise; proje bitiminde işletmeci firmanın, sahada kalan gazın bertarafı için gerekli düzeneği kurduktan sonra sahayı terk etmesi için şartnameye bir madde koymaları.
Umarım, yaşadıklarımla test ettiğim “kardeşin duymaz, eloğlu duyar” sözü bu sefer işlemez. Kim bilir?

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız