|
Pazartesi, 15 Aralık 2008 17:07 |
|
Gemlik Elektrik Üretim A.Ş tarafından Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na 500 MWm/485 MWe kurulu gücünde, ithal kömür yakıtlı, termik-akışkan yatak tipinde bir üretim tesisi kurmak üzere başvuru yapıldığına dair haberler Bursa’da enerji-çevre ilişkisini gündeme getirdi. Orhaneli Termik Santrali ve Ovaakça Doğalgaz Çevrim Santrali’ndeki birçok çevre önceliği yeniden tartışmaya açıldı. Çocukluk yıllarımda Kayık-hane’de yüzdüğüm, iskelede balık tuttuğum, Manastır’da midye çıkardığım için her Gemlikli kadar sevdiğim körfeze yapılacak tesis, beni yakından ilgilendirdi. Gökova, İzmit, İzmir, İskenderun gibi önemli çevre tahribatlarına uğramış körfezlerimizi hatırlayınca Gemlik Körfezi’nin geleceği beni daha da tedirgin etti. Gemsaz mevkiinde yapılması düşünülen tesis haberine ilk tepkim Gemlik ve kömür arasındaki ilişkiyi çözememekten kaynaklandı. Hatırlayacağınız üzere Orhaneli Termik Santrali için en önemli dayanak bölge kaynaklarının ekonomiye kazandırılması olarak gösterilmişti. Oysa bahse konu tesis, muhtemelen deniz yoluyla taşınarak getirilecek ithal kömürü kullanacak. Bu tür bir gemi trafiğinin körfeze etkileri uzun bir araştırma konusu. İthal edilecek kömürün kükürt içeriği ve ön işlem gereksiniminin sorgulanması gerekiyor. Kurulacak santralin soğutma sularını denize önlem almadan deşarj etmesi halinde, deniz suyu sıcaklığını artırma ve deniz ekosistemine zarar verme riski çok yüksek. Zeytincilik gibi hassas bir tarımın uygulandığı bu bölgede, tesisten çıkacak yanma kaynaklı emisyonlara karşı ileri baca gazı arıtma teknolojileri uygulansa ve bu maliyete katlanılacağı öne sürülse dahi hava sıcaklığı ve bağıl neme yapacağı etkiler önem taşıyor. Ayrıca özellikle kömür yakan termik santrallerin uçucu küllerinde kalıcı organik kirleticiler grubuna giren ve kanserojenik özellik gösteren PAH (Polycyclic Aromatic Hydrocarbon) ve ağır metaller bulunuyor. Bu nedenle dikkate alınması gereken bir konu da; yanma sonrası ortaya çıkan kül ve cürufun depolanması ve bertarafı. Bu konuda herhangi bir problem olmadığını düşünenler kül ve cüruf tepelerini görmek için en yakın termik santrali ziyaret edebilirler. Bir başka husus ise otomasyona dayalı bu tür bir sistemde iddia edilen 5 bin kişinin hangi amaçla istihdam edileceği. Sonuç olarak; daha bu yıl derin deşarjla sonlanan bir kanalizasyon şebekesine kavuşan, fay hattının üzerine oturmuş, kontrolsüz ve plansız bir kentleşme ve sanayileşmeyle boğuşan Gemlik için santral çok da olumlu bir gelişme olarak gözükmüyor. Son bilgi ise ilgili firmanın ekonomik krizi bahane göstererek bu yatırımı ertelemesi. Umarım firma, termik santral ÇED sürecini başlatmadan ve finans sorununun çözümünü beklemeden yine Gemlik’te seçilecek uygun arazilerde rüzgar türbini tarlalarının projelerine hız verir.
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|