| Eyjafjallajökull külleri |
| Pazartesi, 26 Nisan 2010 13:35 | |||
![]() İzlanda’da yaklaşık iki yüzyıldır faaliyette olmayan ve adı “ada dağı buzulu” olarak çevrilen volkanın 14 Nisan 2010’da harekete geçmesiyle dünya yeni bir çevresel olayla karşılaştı. İzlanda Cumhurbaşkanı Olafur Ragnar Grimsson, telaffuzu güç bu volkanla birlikte faaliyete geçmesi beklenen yeni bir volkanın daha olduğu ve bu konuda ülkelerinde gerekli önlemleri aldıklarını belirtti. Sayın İzlanda Cumhurbaşkanının kastettiği, herhalde volkanın yakın çevresindeki yerleşimlerde yaşayan vatandaşlarına vereceği birincil etkilere karşı aldıkları önlemlerdi. Çünkü yerkabuğunun kilometrelerce altından gelen magmanın yeryüzüne çıktığı, bu büyüklükteki bir patlamayı durdurmak, günümüz imkanlarıyla mümkün görülmüyor. Dünyamızın oluşumundan itibaren gerçekleşen ve bugün yaşadığımız atmosferin ve ekosistemin oluşumunda büyük etkileri olan volkanik patlamalar karşısında insanoğlunun çaresizliği düşündürücü. Ancak bilim dünyası bu konuda da araştırmalarına devam ediyor. Volkanlar konusunda çalışan volkanologlar ve yerbilimciler gerek volkanların davranışları, gerekse patlama sonrası etkiler hakkında yoğun çalışmalar sürdürüyorlar. Avrupa hava sahasını yaklaşık bir haftadır uçuşlara kapatan bu tür bulutların nelere yol açabileceği de bir araştırma konusu. Birleşik Devletler Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nde görevli Webley ve Mastin isimli iki araştırmacının Volkanoloji ve Jeotermal Araştırmalar Dergisi’nde, Eylül 2009’da yayınladığı “Volkanik Kül Bulutlarının İleri Kestirimi ve Takibi” konulu makale de gelinen son noktayı bizlere sunuyor. Makalede, son 30 yılda Eyjafjallajökull benzeri olaylarda oluşan kül bulutlarının içinden dikkatsizce geçen yüzden fazla uçağın uğradığı milyonlarca dolarlık maddi hasar ve binlerce yolcunun maruz kaldığı riskler gündeme getiriliyor. Muhtemelen son günlerde oluşan bulutun hareketi konusunda bu çalışmada geliştirilen volkanik kül taşınım ve yayılım (VATD) modeli kullanılmıştır. Bu olayın bizi ilgilendiren tarafı ise çevreye olan etkileri. Aynı dergide yerbilimciler; Witham, Oppenheimer ve Horwell’ın 2005’te yayınladığı “Volkanik Kül Sızıntıları: Bir Gözden Geçirme ve Örnekleme Metotları İçin Öneriler” isimli makale, bizlere bu konuda önemli bilgiler sunuyor. Öncelikle volkanik hareketlerde salınan başlıca gazlar; su buharı, karbondioksit, kükürt dioksit, hidrojen sülfür, karbon monoksit ve hidrojen klorür. Bunun dışında salınan bazı az miktardaki gaz ve uçucu metal element de oluşan ana gazlarla beraber atmosferde meydana kimyasal reaksiyonlar, kuru çökelme, yağışlar ve kül partikülleri üzerine bağlanmayla uzaklaşıyor. Oluşan kül bulutunda çevre ve insan sağlığı anlamında en çok üzerinde durulanlar; arsenik, klor, flor, demir, civa, kurşun, sülfat ve selenyum. Demir içeren bileşikler, külün yüzey asiditesini ve reaktivitesini artırdığından solunması halinde büyük tehlike oluşturuyor. Diğerleri, pH değişimi ve birikimle su kalitesinin bozulmasına ve bitkilerin olumsuz etkilenmesine yol açıyor. NASA’nın 19 Nisan’da uydular aracılığıyla gerçekleştirdiği uzaktan algılama çalışmaları, oluşan buluttaki partiküllerin tamamının küresel olmayan şekilde ve atmosferdeki partikül madde boyutlarından büyük olduğunu gösteriyor. Bulutun, son görüntülerde; Fransa, Belçika, Hollanda ve Almanya’yı etkileyerek kuzeye yöneldiği görülüyor. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın konu hakkında gerçekleştiği çalışma sonrası ülkemiz üzerindeki yağmur bulutlarının yerden yüksekliğinin 500 ile 3 bin 500 metre arasında değiştiği, Türkiye’ye gelen kül bulutunun seviyesinin ise 6 bin-10 bin metre arasında olduğu, bu yüzden yağmur yağarsa yağan yağmurun, kül bulutunun içinden geçmeyeceği için herhangi bir kül taşınımı veya asit yağmuru oluşumu söz konusu olmayacağı açıklandı. Umarız ülkemiz hakkındaki tahminler doğru çıkar ve bu doğa olayını en az kayıpla atlatırız. Ümidimiz bu tür olayların uzun vadeli etkilerinin ilgili kurumlar ve bilim insanlarımızca incelenmesi. Çevre ve insan sağlığına uzun dönemli etkilerinin ne olduğunun belirlenmesi ve eylem planlarının oluşturulması. Kamil Salihoğlu'nun Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

