|
Pazartesi, 23 Mart 2009 18:49 |
|

Geçtiğimiz haftanın çevre gündemini İstanbul’da gerçekleştirilen Dünya Su Forumu oluşturdu. Bu forumun ilki 1997’de Fas Marakeş’te, ikincisi 2000’de Hollanda Lahey’de, üçüncüsü 2003’te Japonya Kyoto’da, dördüncüsü 2006’da Meksika’nın başkenti Meksika’da gerçekleştirildi. Dünya Su Konseyi’nin ilgili internet sayfasında Türkiye’nin bu forum için seçilmesiyle ilgili olarak; su kaynakları, kültür ve teknoloji bakımından zengin bir geçmişe sahip olması ve özellikle Devlet Su İşleri, Dışişleri Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden oluşan üçlü ortaklıktan dolayı Türkiye’nin, çok kuvvetli bir adaylık sunduğu belirtilmektedir. Forum açılışı sırasında Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı konuşmada da açıkladığı üzere dünyada yaklaşık 1 milyar insan temiz ve sağlıklı içme suyundan mahrum, 2,5 milyar insan suyla ilgili temizlik ve sağlık hizmetlerine sahip değil. Forumun ana özeti; Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon’un açılış konuşmasında belirttiği, “ …Suya erişimin ve ulaşma yolunun uzun olduğunun bilincindeyiz. Bu yolda bir araya gelmemiz bizim erdemimizdir’’ cümlesinde gizliydi. Ne yazık ki açlık ve susuzluktan kıvranan dünyamızın dertlerine çözüm olarak gösterilen bu tür toplantıların dünyanın mevcut durumunu düzeltmekte şu ana dek başarılı olamadığını bilmek üzücü. Vahşi bir paylaşım kültürüne ve hegamonyasına sahip dünya, sadece mevcut kaynakların kimin elinde kalması gerektiğiyle ilgileniyor. Bu ve benzeri toplantılarda sadece su tüm insanlığın hakkı olarak sunulurken petrol, doğalgaz, kömür vb. bu paylaşımda birilerinin hakkı olarak bir köşeye ayrılıyor. Suyun üzerinde tüm insanlığın söz sahibi olması teması ısrarla gündemde tutularak aslında içten içe bu kaynağın hiçbir gelişmemiş ve gelişmekte olan ülke inisiyatifine bırakılmayacak kadar stratejik bir kaynak olduğuna vurgu yapılıyor. Bu düşünceye göre su, kamunun elinde bırakılmayacak kadar değerli bir meta. O halde bu kaynağın selamete ermesinin tek yolu uluslararası tekelci firmalar eliyle belirli güçler tarafından idare edilmesi! Uluslararası toplantılarda; ortak dünyamız, tüm insanlığın kardeşliği, güvenli ve ortak bir gelecek gibi kavramları duyduğum an da yine paylaşılan veya sahip çıkılan bir dünya kaynağının olduğunu bilmek bana acı veriyor. 5. Dünya Su Forumu’nun ana teması nedir biliyor musunuz? “Su İçin Farklılıkların Birleştirilmesi”. Bu forumdan çıkacak kararlar ve uygulamalarla ilgili söyleyebileceğim net bir şey maalesef yok. Yalnız gerçekleşeceğini beklediğim ve sizden de takip etmenizi arzuladığım tek şey önümüzdeki bir iki yıl içerisinde kaç uluslararası tröstün Türkiye’de kârlı gördükleri kaç su idaresine işletme teklifi götüreceği. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|