Çevre yatırımları ve sanayi
Perşembe, 25 Aralık 2008 09:17

alt

Kriz günlerinde çevre bir anda önceliğini yitiriyor. İşten çıkarmaların ve üretim durdurmaların olduğu bir ortamda ülkemizin ana gündemini hiçbir zaman oluşturmamış çevre konusunda yazmak oldukça güç.
Çevre ne yazık ki halen emeklilik günlerini yaşayan kalburüstü tabakanın hobisi, kendini ifade edemeyen ideolojik grupların mecrası ve boşta gezenlerin işgüzarlıkları olarak algılanıyor.
Oysa işimize gelmese de hepimiz yaşadığımız dünyaya insanoğlu eliyle verilen zararların farkındayız. Ülkemizde sanayicilerimizin bir kısmı üretim yaptıkları yabancı ortaklarının baskısı, bir kısmı yeni yasal düzenlemelerden kaynaklanan zorunluluklar, bir kısmı da gerçekten bu konuda duyarlı oldukları için kendi işletmelerinde çevre yönetim sistemlerini oluşturmaya başladılar. ‘Kirleten öder’ prensibinin en temel öğelerinden bazılarını yerine getirmek için adımlar atıyorlar…
Ülkemizde çevre yatırımları, biz çevre mühendislerinin “boru sonu arıtım” olarak tabir ettiğimiz, atık oluştuktan sonra bertaraf etmeyi hedefleyen sistemlerin kurulması aşamasında. Konuya hakim birkaç işletme ise ‘kaynağında azaltım’, ‘geri kazanım’, ‘yeniden kullanım’ yöntemlerini artık üretimlerine dahil ediyorlar.
Bu noktada çevre ekonomisinin gündeme geldiğini görmek sevindirici… Ancak biz çevrecilerin yaptığı hataların başında; çevresel zararların önlenmesi için gösterdiğimiz çabayı, çevre yatırımlarının sürdürülebilirliği konusunda yeterince göstermiyor olmamız geliyor.
Üretimde önemli bir maliyeti yüklenen sanayici ile hiçbir kurala uymayan ve denetlenmeyen sanayiciyi aynı çerçevede değerlendiriyoruz. Özellikle Avrupa Birliği sürecinde getirilen yeni yasal düzenlemeler birçok açıdan çevre adına ümit verici. Ne var ki bu düzenlemeler sadece yasal sınırlamalar ve cezalar düzeyinde kalırsa sistemin işlevsel olması beklenemez.
Çevre yatırımları için tüm dünyada işletmelere uygulanan teşvik yöntemlerinin ülkemizde de uygulanması bir zorunluluk. İlk yatırım ve işletme aşamasında devlet tarafından verilecek teşvikler, bankalar tarafından verilecek özel faizli krediler, kurumsallaşmış ve işletmelere prestij sağlayacak çevre ödülleri, yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi, eko-verimlilik yöntemlerinin uygulanmasına sağlanacak kolaylıklar ülkemizdeki çevre yatırımları için hayati önem taşıyor.
İşletmelerde önemli bir maliyet olarak görülen çevresel yatırımları işletme için ekonomik fayda sağlayan sistemlere dönüştürmeden, kuru çevreci nidalar atmanın olumlu bir gelişme sağlayacağını düşünmek anlamsız olur.
Arıttığı suyu geri kazanmaya çalışan, daha az hammadde ve enerji sarf eden sistemleri seçen, geri kazanımı uygulamayı başarmış, yaşadığı kentle barışık bir sanayi hepimize kazanç sağlayacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız