Çevre Düzeni Planları ve Bursa
Pazartesi, 15 Şubat 2010 18:00


Son günlerde kentimizin tartışma gündemini, İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda Bursa için biçilen rol oluşturuyor. Tartışmayı ilk olarak köşesinde gündeme taşıyan, aslında sevgili Celil İnce idi. Ama gazetemizin haftalık olarak yayınlanıyor olması nedeniyle ne yazık ki sesini duyanların sayısı az oldu. Konuyla ilgili benim yazdığım benzer bir yazı da aynı akıbete uğradı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı, Şehir Planlama Müdürlüğü 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Yönetici Özeti’nden sizler için özellikle seçtiğim bazı bölümler, son günlerde yaşadığımız tartışmalar için yol gösterici olabilir.
Öncelikle planın oldukça kapsamlı hazırlandığını söylemekte yarar var. Plan, çok merkezli ve dengeli bölgesel gelişme ilkesine dayanıyor. Bu kapsamda ihtisas kentlerinin oluşumuna, altyapısının ve ulaşımının güçlendirilmesine değiniliyor. Aslında görünen köy kılavuz istemiyor. İstanbul için tahmin edilen 2023 yılı nüfusu 16 milyon kişi. Bu artışın önünün alınabilmesi için nüfus hareketine neden olan cazibe odaklarının merkezden dışarı alınması en makul yaklaşım olarak görülüyor. Ayrıca öncelikle İstanbul için düşünülen; üst düzey hizmetlerde yoğunlaşmış bir merkez fonksiyonu üstlenmesi, mevcut sanayinin yapısal dönüşüm geçirerek, öngörülen vizyonla uyuşmayan sektörlerin öncelikle Marmara Bölgesi olmak üzere Anadolu’ya yönlendirilmesi. Yani aslında İstanbul kendisi için doğru olanı kurgulamış. Zaten planla ilgili sonuç cümlesinde de “İstanbul’un sağlıklı yapılaşmasına, ekolojik çevresi ile sürdürülebilir ilişkiler kurmasına ve vizyonuna ilişkin gereklerine yanıt verebilecek en uygun kentsel gelişme modeli saptanmıştır” deniliyor.
Bursa’nın bu planda üstlendiği gerçek rolün ne olacağı ise tartışmalı. Buradaki sorun; yeni planla birlikte kentimize yönlendirilecek, “İstanbul’un öngörülen vizyonuyla uyuşmayan” sanayiler ve buna bağlı oluşacak göç ile nasıl başa çıkacağımıza dair en ufak bir bilgimizin ve planımızın olmaması.
Bursa, bugüne kadar defalarca hazırlayıp yürürlüğe koyduğu ancak her defasında çıkarlar uğruna feda ettiği planların acısını çekmektedir. Sanayi bölgesi, konut, fabrika vb. yapmak için defalarca değiştirilen planlarımız sayesinde ortaya çıkan sıkıntıları hepimiz çekiyoruz.
Her şeye rağmen nihayet Bursa gerçek gündemini tartışmaya başladı. Bu tartışma eğer sağlam temeller üzerinde ve doğru şekilde gelişirse kentimiz için yepyeni karar süreçleri tetiklenir. Bugün karşı karşıya kaldığımız tablo, eskilerin “Sen malına sahip çıkmazsan, sahip çıkan çok olur” sözüyle açıklanabilir.
Şimdi bu kentte üretim yapan tüm sanayicilerimize soruyorum: Bu yeni sanayi dalgası karşısında dayanabilecek misiniz? Üretiminize, fabrikalarınıza, işçilerinize ortak olmak isteyecek bu harekete uyum gösterebilecek misiniz?
Hemşerilerimize soruyorum: Bu yeni göç dalgasıyla yaşayacağınız sosyal değişime hazır mısınız? Kira, ulaşım ve daha birçok konuda katlanacağınız yeni maliyetleri göğüslemeye razı mısınız?
Ben razı değilim. Sürecin önünde sadece “hayır” diyerek durulamayacağını da çok iyi biliyorum. Ancak bu konuda yapılacak hala çok işimiz var. Bunların başında tabii ki Bursa’nın yarınını planlayan ve delinmeden uygulanacak üst ölçekli planların yapılması geliyor. Bilime dayalı, tüm Bursa’nın desteğini alan bir plan. İstanbul’un planını koşulsuz olarak destekleyecek veya göz yumacak kişilerin sözlerine aldanmayalım. Geleceğimizi kurgulayan bilimsel bir plan yapılmasını ve uygulanmasını savunmaktan vazgeçmeyelim.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız