Bursa daha ne kadar büyüyecek?
Pazartesi, 27 Nisan 2009 18:20

alt

 Tarih derslerinde  Osmanlı İmpara-torluğu’nun gerileyişi ve çöküşüyle ilgili hepimizin aklında kalan cümlelerden biri herhalde “doğal sınırlarına ulaşmış olması” idi.
Bu hafta yazımın konu başlığının cevabı da bu cümlede saklı. Bursa’nın büyüme hedeflerini fiziki sınırların şekillendirip şekillendirmeyeceği kentimizin geleceğiyle ilgili önemli sorulardan biri.
Konuyla ilgili en yakın örnek 12 milyonu aşan devasa şehir İstanbul’un başına gelenler. Adına şarkılar yazılan ve son zamanlarda en çok “ah güzel İstanbul” diyerek kahrolunan tarihi şehir. Yani ülkemizdeki kentleşme kültürünün en açık örneği olarak doğal sınırlara ulaştıktan sonra başka kentlerin sınırlarına elini atmış ucube bir yerleşim.
Bu kapsamda, son 7 yıl içerisinde 314 bin kişi artan nüfusuyla kabına sığamayan kentimizin geleceğine ilişkin nüfus projeksiyonları hiç de iç açıcı değil. Bu nüfus yoğunluğunun Bursa ovası içerisinde yerleşeceği alan da oldukça sınırlı hale geldiğinden Bursa’nın ulaşım güzergahları boyunca bir yerleşim artışı görüleceği kaçınılmaz.
Ankara yolu tarafında Gölbaşı Göleti civarı doğal sınır oluşturacağa benziyor. Ova koruma sınırları resmen gelişmeye kapalı olarak görülse de gayri resmi olarak sessiz ve derinden kemirilmeye devam ediliyor.
İzmir yolunun önü Karacabey ve Mustafa Kemalpaşa’ya kadar açık. Sadece Uluabat civarındaki Ramsar koruma alanı uluslararası anlaşmalardan ötürü sınırlandırıcı bir bölge.
Mudanya yolu denize ulaşıncaya kadar en azından kısa vadede tepedevrente kadar en olası yerleşim alanlarından biri olarak görülüyor.
Gemlik yolu ise hızlı davranan fabrikalarca parsellenmeye devam ediliyor. Bursa kendini ovanın yer aldığı çanağın dışına attığı andan itibaren akıbeti hiç de iç açıcı değil.
Peki, ne yapalım? Bu çanak içerisinde bu yoğunlukta daha ne kadar yaşayabiliriz? Çözümü fiziki sınırlara bırakmadan üretim-insan ilişkisiyle açıklamakta fayda var. Ne bir yıl içerisinde konaklayan 350 bin yerli, 100 bin yabancı turist, ne her gün tek tek kapanan tekstil fabrikaları, ne de 42 bin 443 öğrencinin eğitim gördüğü kentimizin tek üniversitesi olan Uludağ Üniversitesi Bursa’ya gerçekleşen göçün ana sebebi.
Bursa’daki nüfus artışının ana sebebi, dünyada ilk 10 otomotiv üretim merkezinden biri olmamızı sağlayan, kapasitelerini aynı alanda büyüyerek ikiye üçe katlayan otomotiv sanayimiz ve bu sanayiyi besleyen yan sanayimiz. Üç ana otomotiv üreticisi kentimizde büyüme kararlarına devam ettiği müddetçe üretime bağlı oluşan hizmet ve işgücü talebi yeni Bursaların doğmasına sebep olacaktır.
Yakın civarımızda en az 3 ili besleyecek kapasitedeki sanayimizin kent içindeki büyümesini sınırlandıran tek faktörün ise ekonominin kendi acımasız çarkları olduğunu öne sürmek ve bunun karşısında beklemek elbette çare değil.
Kentimizdeki sanayinin daha fazla büyümesine ve kentin artık bu yükü taşıyamayacak hale gelmesine seyirci kaldığımız her gün aslında Bursa’nın ve ülkemizin geleceğine haksızlık ettiğimizin farkında olmak zorundayız. Bu kentin bu büyüme anlayışıyla marka olmasını beklersek, sonunda elde ettiğimiz marka bizi hiç de mutlu etmeyebilir.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız