Bursa’daki arıtma çamurları sorunu
Pazartesi, 01 Mart 2010 22:00


Arıtma tesisi işletenler çok iyi bilirler. Atık suları arıtmak için özel şartlarda yetiştirilen ve aktif çamur adını verdiğimiz mikroorganizmaların kütlesi her gün artar. Atık sudaki kirliliği stabil son ürünlere dönüştürdükleri için özenle büyüttüğümüz bu mikroorganizmalar bir süre sonra bir an evvel kurtulmaya çalıştığımız atık dağları haline gelir.
Son yıllarda ülkemizde sayıları ve kapasiteleri hızla artan biyolojik atık su arıtma tesislerinin en önemli atığı olan çamurların nasıl bertaraf edileceği sorunu ise halen net olarak çözülmemiştir.
Ağır metaller, toksik bileşikler, hastalık yapan mikroorganizmalar içermesi, halen parçalanmaya devam etmesi ve oluşturduğu koku sebebiyle ekosistem için oldukça büyük sorunlar oluşturan bu atığın bazı farklı özellikleri de bulunuyor. Biyolojik atık çamur, eğer uygun kuruluğa getirilirse düşük kalorili bir linyit (10.000 -20.000 kJ / kg kuru madde) kadar ısıl değere sahip. Ticari bir gübrenin içerdiği azotun yarısını, fosforun dörtte birini ve potasyumun yüzde üçünü bünyesinde barındırıyor. Yanmış ormanlık alanların, eski maden ocaklarının, kurak arazilerin iyileştirilmesinde yüksek su tutma kapasitesi ve besin içeriği sebebiyle rahatlıkla kullanılabiliyor.
Çamur için, ülkemizdeki diğer tüm atıklar gibi, atılacak yer aranıyor. Oysa doğru bir planlama ve yatırım ile çamur için sürdürülebilir projeler geliştirmek mümkün. Kentimizde özel sektörün ve kamunun işlettiği tüm atık su arıtma tesislerinin ortak sorunu çamur. Bu konuda kent genelinde bir çözüm üretmek yerine tesis bazında çözümler üretilmeye çalışılıyor. Ancak şu ana kadar net bir sonuç elde edilebilmiş değil. Sorunun çözümlenememesinde kentin en büyük çamur üreticisi BUSKİ’nin payı olsa da sanayi bölgelerimizin ve diğer firmalarımızın da dahli var. Çamurları kendi ürettiğimiz çözümlerle bertaraf etmeye çalışmak, arıtmamızın arkasındaki tarlaya dökmek, lagünlere depolamak, tuğla fabrikalarına götürmek, sağda solda dökecek yer aramak sorunu sadece ötelememize yol açıyor.
Ortak bir çamur yönetim modeli hem tüm kentin ortak sorununa çare olacak, hem de daha maliyet etkin ve sürdürülebilir çözümler üretmemizi sağlayacak. Ayrıca bu konunun asıl muhatabı; kentin atık yönetiminden sorumlu olan Büyükşehir Belediyesi. Ancak ısrarla konunun dışında duruyor. Bu modelde ana omurgayı oluşturacak kurum elbette BUSKİ olmalı. BUSKİ öncülüğünde gerçekleştirilecek bir çalışmayla tüm organize sanayi bölgelerimiz ve atık su arıtma tesisi işleten firmalarımızın temsilcileri ilk yatırım ve işletme maliyetlerinin nasıl karşılanacağı konusunda ortak bir yapılanmaya gidebilir. Alternatif teknolojiler de dahil olmak üzere konu hakkında gerçek bir fizibilitenin yapılması gerekiyor.
Asıl sorun elbette işin ekonomisinde kilitleniyor. BUSKİ de sanayicimiz de bu maliyete katlanmak zorunda olduğunun farkına varmalı. Çünkü yeni kabul ettiğimiz çevre yönetmelikleri bunu vaaz ediyor. Maliyete hangi oranda katlanmaları gerektiği ise oluşturdukları çamur miktarları, kirletici yükleri, gelecek projeksiyonları ve diğer pek çok koşul dikkate alınarak oluşturulacak bir ekonomik modelle çözülebilir.
Kentimizde her gün oluşan en az 600 ton atık çamurun ne yapılacağı Bursa’nın problemi. Doktoramı yaptığım bu konudaki hassasiyetimi aşırı bulanlar varsa onlara küçük bir önerim olacak.
Bildiğiniz en yakın atık su arıtma tesisine gidin ve çamurlarını görmek istediğinizi söyleyin. Alacağınız cevap ve göreceğiniz manzara olayın vahametini anlamanıza yetecek. Bursa’da Hamitler’e gelen günlük yaklaşık 2 bin ton evsel atık için her yıl milyonlarca liralık taşıma ve depolama maliyetini göze alıyoruz. Çamurlarımızın akıbetini ise şimdilik soran yok. Ben hepimiz adına soruyorum.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız