Bursa’da yerel yönetimlerin öncelikleri
Pazartesi, 09 Şubat 2009 15:42

alt

Mart ayında gerçekleşecek olan yerel seçimler öncesi Büyükşehir, ilçe ve belde belediye başkan adaylarımız yerel TV kanallarımızda kendilerini tanıtıyor ve gerçekleştirmeyi düşündükleri icraatları anlatıyor.
Bir çevre mühendisi olarak, adayların çevreyle ilgili projelerini dinlemeye gayret ediyorum.  Açık konuşmak gerekirse, bugüne dek yeşil alan miktarı hariç çevre sorunlarıyla ilgili net bir açıklama duyabilmiş değilim.
Başkan adayları, ilçelerdeki su hatlarının kayıp kaçak miktarlarını BUSKİ ile birlikte yürütecekleri çalışmayla azaltmaya çalışacağından, merkezin dışındaki ilçelerimizin büyük kısmında katı atıkların vahşi depolamayla bir yerlere yığıldığından ve bu atıkların içinden insanların geri dönüşebilir atıkları ayıkladığından söz etmiyor.
Kanalizasyon ve yağmur sularının ayrı hatlarda toplanacağı ayrık sistemlerden, atıksuların arıtımından, kış aylarında hava kirliğinin önlenmesinden, kaçak sanayi bölgelerinden, kent içine dağılmış işletmelerin kent dışına alınmasından bahsetmiyor. Uludağ’daki son gelişmeleri yorumlamak isteyen pek yok.
Sonra biraz düşününce kent rantının bu kadar büyük olduğu bir şehirde önceliğin bu rantın yönetimine verilmesinin ülkemiz şartlarında çok da tuhaf olmadığı anlaşılabiliyor. Ovamızın ve Uludağ’ın bir kısmı, imar değişiklikleri ve plan tadilatlarıyla kullanıma açılabilecek şekilde duruyor.
Bu kadar plansız ve kontrolsüz büyütülmüş şehrimizde önümüzdeki 5-10 yerel seçim daha kentsel dönüşüm adı altındaki yeni yapılaşmadan, yol açmak için istimlak edilen veya şuyulandırılan evlerden, yeni yapılacak devasa alışveriş merkezlerinden bahsedileceğe benziyor.
Herhalde kentimizin doğusundaki “öbür Bursa”, Nilüfer’e göz göre göre deşarj yapanlar, kabına sığmayıp yavrulayan sanayi bölgeleri, tepelere her gün tırmanan binalar görmezlikten gelinmeye devam edilecek. Ama yine de ilgilenen olursa diye sayın başkan adaylarımıza birkaç öncelikli konuyu hatırlatmakta fayda görüyorum.
Bir kentin içme suyu kaynaklarının, atık bertaraf tesislerinin, içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının, arıtma tesislerinin, yeşil alanlarının, ulaşımının, yeni yerleşimlerinin en az 30-40 yıllık planlarının olması gerekir.
Belediyenin bu planları yapması da yetmez. Uygulayacak siyasi güce, maddi ve teknik imkanlara da sahip olması gerekir. Uygulanmamış Piccinato planlarının yükünü halen çekiyoruz.
Herhalde hepimiz Bursa’nın yaşadığı bu hızlı kentleşme sürecinden ya nemalandık ya da bu sürece göz yumduk. Seçilmek uğruna planları delerek, 6 metrelik sokaklarda 6 katlı imar planlarıyla evlerimizi kat karşılığı vererek, evimiz yıkılmasın diye yolun daraltılması için siyaseti kullanarak, ovanın göbeğine yapılan fabrikalara ses çıkarmayarak, yıllarca yeraltı ve yerüstü kaynaklarının hoyratça kullanılmasına göz yumarak…
Yine de bu güzel ve kutlu kentin bütün bu eziyetlere layık olmadığını, Bursa sevdalılarının kenti sahipsiz bırakmayacaklarını biliyoruz.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız