Bursa’da atık yönetim planı
Pazartesi, 29 Aralık 2008 16:03

alt

Bursa, 2,5 milyona yaklaşan nüfusu ile ülkemizin en hızlı büyüyen şehirleri arasında yer alıyor. Kentimizin tek sıhhi depolama sahası olan Hamitler’e günde yaklaşık iki bin ton atık geldiği biliniyor. Yapıldığı yıldan itibaren birçok depolama sahasına örnek olan sahaya, son bir kaç yıl içerisinde gelen atık miktarı, genişleyen Büyükşehir sınırları ile artmış durumda.
İşin sevindirici tarafı, yeni sınırlarla birlikte kontrol altına alınıp, vahşi depolama sahaları, dereler ve kontrolsüz arazilerde bertaraf edilen atık miktarının azalmış olması. Bu konuda bir dönem görev yaptığım Bursa Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı büyükşehir sınırları içine giren tüm yerleşimlerdeki atıkların kontrolü için önemli bir çaba harcıyor.
Ne var ki halen Gemlik vb. bazı ilçe, belde ve köylerde atıkların sağlıklı şekilde bertaraf edildiğini söylemek mümkün değil. Birçok ilçe belediyemiz kendi sıhhi depolama sahalarını yaptırmak için çalışmalar yapmış olsalar da inşa edilmiş yeni bir saha bulunmuyor. Katı atıkların dışında, tehlikeli atıklar, ambalaj atıkları, üretim atıkları, tıbbi atıklar vb. birçok atık türünün bertarafı da kendi içinde farklı sorunları barındırıyor. Bu yüzden Bursa için yeni bir atık yönetim planının oluşturulması ve uygulamaya konması büyük önem taşıyor.
Hamitler’in evsel ve tıbbi atıkların bertarafında 2025 yılına kadar kullanılacağı kabul edilirse, oluşturulacak yeni atık yönetim planının bu tarihten sonraki dönemi de içine alacak biçimde hazırlanması gerekiyor. Atık taşıma mesafelerinin artması sebebiyle ara transfer istasyonlarının yapılması, yeni sahaların inşası, uygulanabilir yeni teknolojilerin sisteme dahil edilmesi yakın planda ihtiyaç duyulacağı düşünülen çalışmalar.
Bunun için başvurulabilecek kaynakların başında sorunu oldukça detaylı ele alan T.C. Sayıştay Başkanlığı’nın 2007 tarihli, 82 sayfalık Türkiye’de Atık Yönetimi başlıklı performans denetimi raporu geliyor. Bu rapor ulusal atık yönetim stratejisinin genel çerçevesi, atık yönetim politikaları ve uygulamadaki başarısı, atık yönetim stratejisinin geliştirilmesi ve uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi ihtiyacı gibi kritik başlıklardan oluşuyor.
Raporun özünde, atık yönetim hiyerarşisinde meydana gelen değişim yer alıyor. Avrupa Birliği tarafından da teşvik edilen yeni hiyerarşide koruyucu hekimlikteki “hastalığın meydana gelmesini önleyici tedbirler” benzeri bir yaklaşım bulunuyor. Yani ana amaç, öncelikle atığın oluşumunu kaynağında azaltmak, oluşan atığın geri dönüşüm, tekrar kullanım ve ikincil hammadde elde etme amaçlı diğer işlemler ile geri kazanılması veya enerji kaynağı olarak kullanılmasını sağlamak ve geri kalan kısmını nihai olarak bertaraf etmek olarak açıklanıyor.
Tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesini, atıkların kaynağında ayrı toplanmasını ve atığa değer elde edilebilecek bir ürün olarak bakılmasını sağlamak, uzun bir bilinçlendirme ve eğitim sürecini de için de barındırıyor. Dünyadaki uygulamalar da atık yönetiminin sağlıklı olarak işletilmesinde ana sorumluluğun bu bilince sahip bireylerde olduğunu gösteriyor.
Türkiye’deki çevre yatırımları konusunda öncü olan kentimizin atık yönetim planının yeni yaklaşımları, teknolojileri ve çevre ve insan sağlığını ön planda tutarak, sivil toplum örgütleri ve üniversitemizin de desteğiyle hazırlanacağını düşünüyoruz. 

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız