| Batı Sanayi Bölgeleri Atıksu Arıtma Tesisi (BASBAAT) |
| Pazartesi, 08 Mart 2010 16:38 | |||
![]() Geçtiğimiz hafta kentimizin batısında yer alan Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi (OSB), Kayapa Sanayi Bölgesi (SB) ve Akçalar SB’de oluşan atıksuların ortak bir atıksu arıtma tesisinde arıtılmasına yönelik girişimler basına yansıdı. Bu bölgelerin tek bir sanayi bölgesi çatısı altında birleştirilmesi girişimi daha önce kent gündemine gelmiş ve farklı teknik ve idari nedenlerle olumsuz sonuçlanmıştı. Adı geçen sanayi bölgelerinin kurulması oldukça sancılı süreçler içerdiği ve çevre açısından pek de açıklanacak bir konumda olmadıkları için yeniden bu konulara değinmenin bir yarar sağlayacağını düşünmüyorum. Güncel verilere baktığımızda ise durum halen iç açıcı değil. Hasanağa OSB ve Kayapa SB’de oluşan atıksular şu anda arıtılmadan Nilüfer’e deşarj ediliyor. Akçalar SB’de oluşan atıksular da arıtılmadan Uluabat gölüne boşaltılıyor. Bu gerçekler göz önüne alındığında ortak arıtma fikri elbette tüm hemşerilerimiz gibi beni de mutlu ediyor. Projeye genel anlamda olumlu yaklaşıyorum. Bununla birlikte atıksu arıtımı ve ortak arıtma konusunda bazı önemli hususların dikkate alınması gerekiyor. Yukarıdaki sanayi bölgeleri arasında tüzel kişilik olarak OSB statüsünde olan tek bölge Hasanağa. 27327 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği, 10. Bölüm alt yapı tesisleri kurma, kullanma ve işletme hakkı, madde 114, 1. bendi uyarınca OSB’lerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla atıksu arıtma tesisi yapma yetki ve sorumluluğu ilgili OSB’ye ait. Aynı maddenin 3. bendinde “Fiziki bütünlük veya coğrafi yakınlık bulunan OSB’ler, aldıkları kararlar doğrultusunda alt yapı ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla aralarında düzenleyecekleri protokol ile ortak alt yapı tesisi kurabilir, işletebilir veya kurulmuş olan tesislerden faydalanabilir. OSB tarafından kurulmuş olan arıtma tesisi ve atık bertaraf tesisleri; kendi ihtiyaçları dışında, kapasitelerinin yeterli olması halinde tesislerin ekonomik çalışmasını teminen OSB’ler dışından da atık temini yoluna gidebilir” deniliyor. Bu madde de diğer sanayi bölgelerinin yapılacak arıtma tesisine bağlanmalarının hukuki temelini oluşturuyor. 6. Bölüm madde 70 uyarınca ise “OSB mülkiyetinde kalan ve ortak kullanım alanlarından sayılan zorunlu idari, sosyal ve teknik altyapı alanları ile arıtma tesisi alanı ve aktif yeşil alanlar için, toplam bölge büyüklüğünün en az yüzde 8’i kadar alan ayrılır” denilmekte. Bu durumda fiili olarak bahse konu arıtmanın mevcut şartlarda Hasanağa OSB sınırları içinde yer alması gerekecek. Yani resmi olarak tüm sorumluluğu üstlenecek yapı Hasanağa OSB. Diğer sanayi bölgeleri ise atıksularını alıcı ortama arıtmadan deşarj etmemeleri gerektiğini biliyorlar. Ancak dernek statüsündeki bu iki sanayi bölgesindeki işletmeler yeni yapılacak arıtmanın ilk yatırım ve işletme maliyetlerine katlanmak yerine BUSKİ’nin kanallarına bağlanarak sadece atıksu bedeli ödemek isteyebilirler. İşte burada devreye konuya hakim kuruluş olan BUSKİ’nin girmesi gerekiyor. BUSKİ’nin yapılmak istenilen BASBAAT için yönlendirici olması ve altyapı desteği kozunu iyi kullanması şart. Ayrıca Çevre ve Orman İl Müdürlüğü’nün de şimdiye dek atıksularını arıtmadan deşarj eden bu bölgelerin ortak arıtmaya katılmaları yönünde yasal zorunlulukları belirtmesinde faydalı olacaktır. Bursa, gerek OSB arıtmaları (BTSO, DOSAB ve NOSAB) gerekse ortak arıtma (S.S. Yeşil Çevre Arıtma Tesisi İşletme Kooperatifi) ile ilgili çok önemli tecrübelere sahip. BASBAAT yapılırken fizibilitesinden, işletimine kadar profesyonel ekiplerle çalışılmalı ve Bursa’nın geçmişte yaşadığı tecrübelerden yararlanılmalı. Bu kritik tesisin Avrupa Birliği uyum sürecinde kabul ettiğimiz yeni standartlara göre yapılması da bir o kadar önemli. Ayrıca proje ihalesinde arıtma çamurlarının bertarafına ilişkin kapsamlı bir proses ve bütçe konulmasında büyük yarar var. Arıtma tesislerinin yapımında ülkemizde hangi baskı unsurunun geçerli olduğu oldukça tartışmalı. Son yıllarda etkili olan en önemli unsur ise serbest piyasa ekonomisinin kendi şartları olsa gerek. Çünkü artık sanayiciler haksız rekabeti engellemek amacıyla diğer sanayicileri de çevreyle ilgili yerine getirdikleri yasal zorunlulukların içine çekmeye çalışıyorlar. Doğruyu söylemek gerekirse biz çevrecilerden daha etkili oldukları da ortada. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

