|
Pazartesi, 20 Temmuz 2009 09:42 |
|

Köşemde “Atıklar ve Geri Dönüşüm” ve “Geri Dönüşümde Güncel Bir Sorun” isimleriyle kaleme aldığım ambalaj atıkları konusunun önemi son günlerde sanayicimiz tarafından anlaşılmaya başlandı. Üreticilerimiz, ambalaj atıklarını satarak elde ettikleri gelirle bazı ihtiyaçlarını karşıladıklarını kriz ortamında fark ettiler. Alışveriş merkezleri, süpermarketler ve KOBİ’ler için ambalaj atıklarından elde edilen tutar hiç de azımsanacak düzeyde değil. Ancak yeni uygulamayla çaresiz kalan firmalar çözümü 24.06.2007 tarih ve 26562 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”nde değişiklik yapılması için siyasilere başvurmakta buldu. Firmaların yakındığı konu; ambalaj atıklarını ücretsiz olarak ilçe belediyelerle anlaşma yapan lisanslı firmalara vermek zorunda kalmaları. Yönetmeliğin diğer kısımlarıyla ilgili ise şimdilik tepki veren yok. Yönetmeliğin 19. maddesi uyarınca yetkilendirilmiş kuruluşlar ile yetkilendirilmiş kuruluşa üye olmayan piyasaya sürenler, cam, plastik, metal, kağıt/ karton gibi ambalaj atıklarını 2020 yılına kadar yüzde 60 oranında geri kazanmakla yükümlüler. Dolayısıyla ambalaj malzemesi üreticileri veya onların oluşturduğu yetkilendirilmiş kuruluşlar için aslında geri kazanım bir zorunluluk. Böyle olduğu düşünüldüğünde ambalaj üreticisi ve ambalajın son kullanıcısı arasında bir ilişkinin olması zorunlu. Yani yakın gelecekte ambalaj üreticileri, bu ambalajlarla mal satanlar ve nihai tüketici arasındaki ilişkinin ve olayın mali boyutunun bir şekilde geliştirilmesi gerekiyor. Mevcut duruma geldiğimizde ise firmalar sadece şu anda yönetmeliğin uygulanmasından kaynaklanan doğrudan kayıplarının peşine düşmüş durumdalar. Sanayicimiz olayı belki belirli ilişkilerle halletmeye çalışacaktır. Ancak ambalaj atıklarının geri kazanımı için oluşan piyasanın yeni aktörleri de karşı hareket içinde yer alacaklardır. Yönetmeliğin uygulamaya yeni başlamasından dolayı lisanslı firmalar ve belediyeler arasındaki ilişkinin sağlıklı olduğunu söylemek yanlış olur. Çünkü işin diğer yönüne baktığımızda, yerel iktidarlarla yakın temas içinde olan bazı lisanslı firmalar da ülkemizde bu konuda bölgesel veya ülke çapında bir tekel oluşturma gayreti içinde yer alacaklardır. Mevcut yönetmeliğe göre bu firmaların önünde şimdilik hiçbir engel yok. Anlaşmaya vardıkları her belediyenin sınırları içinde oluşan tüm ambalaj atıklarını ücretsiz toplama hakkını elde ediyorlar. Burada amaç fabrikalar, süpermarketler vb. yüksek ambalaj atığı oluşturan bölgelerden elde ettikleri kazanç ile evlerden kaynaklanan ambalaj atıklarının toplanmasını sübvanse etmek olarak gözüküyor. Ne var ki şimdiye kadar özellikle kentimizde evlerden kaynaklanan ambalaj atıklarının istenilen düzeyde toplanamadığı da açık. Yani lisanslı firmalar şu anda işlerini kârlı tarafta yürütüyorlar. Sonuç olarak; ambalaj atıklarının satış gelirinden mahrum olan üretici, belediye, lisanslı firma arasında yeni bir sistemin oluşturulması gerekiyor. Şu andaki uygulama mantığıyla kazanan tek taraf lisanslı firmalar olarak gözüküyor. Onların derdi ise her şeye rağmen ambalaj atıklarını kendilerine vermemekte direnen firmalar. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|