| Ambalaj atıklarında gelinen son nokta |
| Pazartesi, 07 Eylül 2009 11:16 | |||
![]() Üzerinde birkaç kez durduğumuz, 26562 sayı ve 27.06.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin işlevi, özellikle Bursalı sanayicilerimizin yoğun uğraşları sonunda değiştirildi. Ankara-Bursa hattındaki yoğun görüşme trafiği sonrası, 27327 sayı ve 22.08.2009 tarihli Resmi Gazete’de çıkan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) Uygulama Yönetmeliği’nin 123. maddesi ambalaj atıklarının ülkemizdeki kaderini bir anda değiştirdi. Yetkili ilçe belediyeleriyle içerikleri değişen sözleşmeler yaparak ambalaj atıklarını ücretsiz toplayan lisanslı firmalar, son bir yıldır sanayicimiz açısından önemli bir gündem maddesiydi. Fabrikalarında oluşturdukları ambalaj atıklarının satış gelirlerini yeniden elde etmek için giriştikleri mücadeleden galibiyetle çıktılar. Bu süreçte olan; lisanslı atık firmalarına, organize sanayi bölgeleri dışındaki sanayilere ve büyük alışveriş merkezlerine oldu. Çünkü yeni yayınlanan yönetmeliğin ilgili bendi “Ambalaj atığı üreticisi katılımcılar, plastik, metal, cam, kağıt, karton, kompozit ve benzeri ambalaj atıklarını biriktirmek, kaynağında ayrıştırmak ve OSB’ye vermekle yükümlüdür. OSB bu atıkları çevre mevzuatına uygun olarak toplar, depolar, nakleder ve değerlendirir” ifadesini içeriyor. Yani artık lisanslı firmalar bu yönetmelikten sonra veya en iyi ihtimalle sözleşme tarihleri bitiminden sonra OSB’lerden çıkan ambalaj atıklarını ücretsiz toplayıp satamayacak. OSB dışındaki sanayiler ve büyük alışveriş merkezleri ise eski uygulamayla lisanslı firmalara atıklarını vermeye devam edecek. OSB Uygulama Yönetmeliği sonrası elbette OSB yönetimleri kendi içlerinde yeni bir sisteme geçmek zorundalar. Yeni sistemde, ya firma bazında atık satışına göz yumacaklar, ya kendileri tek elden bunları toplayacaklar ya da anlaştıkları lisanslı bir firmaya bu işi ihale edecekler. Sanayicimiz çözümü elbette bulacaktır. Asıl sorun, bu yeni yönetmelik sonrası anlaşmalı lisanslı firmalar tarafından büyük atık oluşturan kaynakların yanında “mecburen” toplanan evsel kaynaklı ambalaj atıklarının durumunun ne olacağı. Bundan sonraki süreci kârlı görmeyen lisanslı firmalar, sözleşme dönemleri sonuna kadar evlerden kaynaklanan ambalaj atıklarını toplarlar mı bilinmez. Çünkü birçoğunun lisans alma sebebi; fabrikalar ve alışveriş merkezlerinden çıkan kütlenin ambalaj atıkları pastasının en büyük dilimini oluşturmasıydı. Bu işte en büyük darbeyi evlerden kaynaklanan ambalaj atıklarının toplanması işi yiyecek gibi görünüyor. OSB sanayicimiz kendini kurtarırken, kentsel atık yönetiminin en önemli ayaklarından biri sakatlanmış oldu. Bu durumda evlerden toplanmayıp ekonomik kayba sebep olan ve işgal ettikleri hacimle depolama sahalarımızın ömrünü kısaltacak bu atıklardan dolayı oluşan maliyetin yine bu sistem içinden karşılanması gerekiyor. Ambalaj atıklarının önemli kısmının geri kazanılmasıyla ilgili önerim; ambalaj atığı satışı yapan tüm taraflardan kesilecek bir fonun kamunun da içinde olduğu bir havuzda toplanarak bu sistemi sübvanse etmek için kullanılması. Benzer modellerin geliştirilmesi için ilk şart, mali kaynağın oluşturulması. Bunun için olaydan doğrudan veya dolaylı etkilenen hiçbir tarafın “ben kendimi kurtardım” anlayışını benimsememesi gerekiyor. Sanırım önümüzdeki günlerde ambalaj atıklarının akıbeti uzun uzun tartışılmaya devam edecek. Sonucun ise ne olacağı belirsiz. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

