‘Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir, Fendir’
Pazartesi, 10 Ağustos 2009 09:47

alt

Yüce önderimiz Atatürk diyor ki: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fenden başka yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir.”
İlkokuldan itibaren bütün eğitim kurumlarımızın bir köşesinde gördüğümüz bu veciz sözü ne kadar hayata geçirdiğimizi uzun uzun tartışabiliriz. Ancak bu haftaki yazımın başlığına taşıdığım bu sözü, çevre ve bilim ilişkisinde irdelemek istiyorum. Bildiğiniz gibi son iki haftadır köşemde değindiğim ve Bursa’nın gündemini halen işgal eden, Yenişehir’e yapılması düşünülen tehlikeli atık yakma ve geri kazanım entegre tesisiyle ilgili farklı çevreler farklı açıklamalarda bulunuyor. Açıklamaları değerlendirirken tek referans noktamızın bilim olduğunu unutmamak gerektiğini savunuyorum. Bu konuda değerlendirilmesi gereken bir iki başlığı bu çerçevede ele almak istiyorum. 
“Neden Yenişehir?” sorusunun yanıtları henüz bilimsellikten uzaktır. Bu tür bir tesisin nerelerde inşa edilebileceğini kendi kriterlerinize göre tanımlamak, ardından Yenişehir’in tek alternatif olduğunu ifade etmek bilimsel değildir. Dünyada bu teknolojinin merkezi olan Almanya’nın toplam tehlikeli atığının sadece yüzde 10’unu yakma ile bertaraf ettiğini gizlemek ve Türkiye ve özellikle Bursa için tek alternatifin yakma olduğunu söylemek bilimsel değildir. Yıllık 60 bin ton tehlikeli atığın nakli, bu tesisin işletilmesi sırasında oluşacak risklerden ve yaratacağı emisyonların etkilerinden bahsetmemek bilimsel değildir. Bu tür tesislerin yakınında üretilen tarımsal ve hayvansal tüm ürünlerin kalitesinin sorgulanacağından bahsetmemek bilimsel değildir. Yer seçiminde sanayici için en önemli unsurun taşıma ve bertaraf maliyeti olduğunu gizlemek bilimsel değildir. Bursa’daki sanayinin İzaydaş yapılana kadar ve ondan sonra tehlikeli atıklarını nerelere attığını açıklamamak bilimsel değildir.
Bursa gibi bir ilde benzer bir tesise Mustafakemalpaşa’da gösterilen tepkileri ve tesisin durdurulmasını görüp, ardından 2 ay geçmeden Yenişehir’e başka bir kurumun üstelik daha yüksek kapasiteli bir tesis için girişimde bulunmasını normal karşılamak bilimsel değildir.
Bursa gibi bir ilde tehlikeli atık bertaraf tesislerinin bir anda teşvik paketi içine alınmasını açıklamaya çalışmak bilimsel değildir.
Bu tür teknolojileri savunurken diğer tüm yöntemleri yok saymak ve her yönüyle kötülemek bilimsel değildir.
Yenişehir’de toplam yıllık kaç ton tehlikeli atık oluştuğundan bahsetmeden bu tesisin Yenişehir’e yapılması gerektiğini savunmak bilimsel değildir.
Bütün bunları saydım, çünkü ben Yenişehir’deki panelde yukarıda saydığım konuların hiçbirine bilimsel açıklamalar yapamadım. Çevre mühendisliği formasyonum ve bilim adamlığı kimliğimle elimdeki tüm bilgileri Yenişehirlilere aktardım. Gördüğümüz kadarıyla bu kadar büyük halkla ilişkiler çalışması yürütüldüğü dikkate alınırsa; tesisin Yenişehir’e yapılması için yakında Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci başlayacak. Artık matbu bir doküman olarak görülen ÇED raporu, umarım bilim temelinden uzak olmaz ve her ne pahasına olursa olsun bu tesisin Yenişehir’e yapılması için her türlü konuda taahhütleri içermez. Ancak ne var ki ülkemizde ÇED raporları tarafsız bilimsel kuruluşları tarafından değil, yatırımcı kuruluşun parasını ödediği ÇED bürolarınca hazırlandığı için bilimsel değerlendirme ilgili Bakanlığa bırakılıyor. Ancak tecrübelerimiz gösteriyor ki bu tür tesisler daha yatırıma geçmeden bölge halkı, meslek odaları ve çevreci gruplar dava açarak yasal süreci başlatıyor. Dava sürecinde bilim insanları görüşlerini bildiriyor. Üzücü olan ise davalar kazanılsa bile Cargill ve diğer örneklerde olduğu gibi uygulanmamak için her türlü yöntem izleniyor.
Son sözüm şu: Yenişehir halkı ne istediğine iyi karar vermeli ve verdiği karardan pişman olmamalı.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız