Velhasıl Bursa susmaktan ibaret!
Pazartesi, 26 Ocak 2009 14:23

alt

Başlığa bakarak, Türk-Metal Sendikası Genel Başkanı ve arkadaşlarının gözaltına alınışını kastediyorum sanmayın.
Bunu öne çıkarırsam, ben de oynanan bu oyunun bir parçası olurum!
Kafalar karışık…
Kavramlar karışık…
Gözaltına alınanlar zaten karışık.
Amaç da bu değil mi zaten!
Bakın konuştuklarımıza… Ekranlarda ak saçlı akil adamlar, yanlarında uzun saçlı küpeli polisler, bir yerlere gidiyorlar…
Aslında ülke bir yerlere gidiyor, ama işçi, memur, emekli, seçmen susma hakkını kullanıyor!
Ne yapayım, o ünlü davanın savcıları (o dava ismini ısrarla söylemeyeceğim) nasıl abartıyorsa ben de o kadar abarttım.
Oysa neleri gündeme getirecektim…
Bursa’da son üç ayda işten çıkarılan 23 bin 916 çalışanın ailesini nasıl geçindirebileceğini sorgulayacaktım.
Bursa Adliyesi’nin iş mahkemeleri salonlarının, hakkını hukukla aramak isteyen işçilerle dolup taştığını müjdeleyecektim!
Her zaman çay içmekten keyif aldığım, nostalji kokan mekanımda bardakların küçülüp, çay fiyatlarının yüzde 25 indirildiğini söyleyecektim.
Uygarlığın nimetlerinden yararlanan kredi kartıkoliklerin, bir borcu ötekiyle kapatarak, komşu yerine bankaları dost bildiğini anımsatacaktım.
Ama olmadı.
Yeni trend, konuşma yerine susma hakkını kullanmak…
Öyle olmasa, yaklaşık 60 bin Bursalı çalışan, işsiz kalmanın acısıyla, yanlarına ailelerini de alarak yürümez miydi? Bize bir çare demez miydi?
Velhasıl Bursa susmaktan ibaret! (Bunu da Evliya Çelebi’den çaldım).
Çok garip bir memleket…
En ağır işsizlik darbesini alan tekstil ve otomotivin kalbi bu kentte atıyor.
Bu arada diğer sektörlerdeki işverenler de çaresiz, ya da başka çare aramaktan yılmış biçimde işçilerini sokağa atıyor.
Bursa tekstile uygulanacak teşvikten yararlanamıyor.
Üstelik bu kentin milletvekili, çalışma hayatının patronu… Yani Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı.
Çelik, sanırım Bursa’daki sessizliğe bakarak işlerin yolunda gittiğini sanıyor.
Ya da ben öyle düşünüyorum… Bilemem.
Susmak pek hayra alamet bir davranış değil.
Bununla ilgili çok sayıda özdeyiş var biliyorum.
İlk aklıma gelen “fırtına öncesi sessizlik” oluyor!
Susmakla konuşmak arasında gidip gelirken, benim klavyemden de ancak böylesi cümleler dökülüyor…
Ne yapayım ben de yazabilme hakkımı kullanıyorum!
BAŞKANLAR DAHA ZORDA
Ülkedeki bu kaotik ortamdan sıyrılarak biraz da politik dedikodu yapalım isterseniz. Belki içimiz biraz ferahlar!
Önce bir iddiayı ortaya atıyorum…
Başkan adayları arasında en fazla zorlanacak olanlar, şu anda başkanlık koltuğunda oturanlar. Örneğin Recep Altepe, Özgen Keskin, Orhan Özcü, Yener Acar… Neden AKP’li başkanlar, neden sadece 4 isim diyeceksiniz.
Haklısınız… Hemen belirteyim; Bursa metropol ilçeleri baz aldım.
Daha da önemlisi, 2004 yerel seçimlerine girerken AKP’li seçmen bu isimlerden çok, partiye oy vermişti. Hatta, bunu ileriye götürenler ya da bilgilenemeyenler, “Kime oy verdin?” sorusunu “Tayyip’e” diye yanıtlıyordu.
Bu kez yapılan icraat ve halka karşı davranışlar oya dönüşecek.
Benden söylemesi.
Bir de politik kulis vereyim.
Şükraniyespor’un sezon açılışında (semtimin kulübü olduğu için oradaydım) Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin, takıma başarılar dilerken, spora yaptığı katkıyı ortaya koydu. Ardından MHP Yıldırım adayı Cüneyt Karlık, belediyenin yüzlerce trilyonluk bütçesini ve belediyenin kendi spor kulübüne aktardığı milyarlardan söz etti ve eleştirdi.
Konuşması bittiğinde küçük bir tartışma yaşandı Keskin ile Karlık arasında.
Keskin “Hesaptan anlamıyorsun” derken, Karlık “Belgesiz konuşmam” diyerek küçük bir açık oturum gerçekleştirdiler.
AKP İl Yönetimi’ne duyurulur. Siz ekranlardaki tartışma programlarını adaylarınıza ne kadar kapatırsanız kapatın, bu tatlı rekabet sokakta, sahada, salonda bir yerde mutlaka olacak.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız