|
Pazartesi, 01 Aralık 2008 21:29 |
|
 Dilimize yerleşmiş bazı deyimler var, “kara gün dostu” gibi… Son yıllarda bunlara ekonomik bunalımlar sırasında “kara çarşamba” türünde yeni deyimler girdi. Oysa ülkemizde ne kara günler ne de kara çarşambalar bitecek gibi görünmüyor. İçimiz kararmış çünkü!.. Nasıl kararmasın… Zamlar diz boyu… İşsizlik, toplumu kıskaç altına almış… Çıkış yolu IMF kapısı… Umutlar başka bahara bile diyemiyoruz. Politikacılar mı? Onlar bizden önde! CHP “kara çarşaf”la gündemde, A Ke Pe kaymakamlıklar eliyle “kara elmas” propogandasında. Buna Maliye Bakanı Unakıtan’ın özlemle beklediği kayıtdışı yani “kara para” desteğini de ekledik mi, kara günlerden çıkış formülünü bulmuş oluruz. (Yazımı kara üzerine kurduğum sırada Bekir Coşkun’un makalesini gördüm. Ne yalan söyleyeyim, kıskandım ama kara temasından vazgeçemedim). Çarşaf konusu, gazete ve TV’lerde çarşaf çarşaf işlendi. Herkes fotoğrafı kendi bakış açısına göre gördü… Yazdı… Yorumladı. Öncelikle şunu anımsatmakta yarar var. CHP lideri Baykal, o toplantıda 8 bin kişinin üye olacağı müjdesini alarak sanırım gaza gelmiş! Hatası çarşaflı üyelere bizzat rozet takması. Dikkat edin, çarşaflı diyorum. Çünkü Cumhuriyet’in ilk yıllarında kıyafet devriminin en büyük rakibi kara çarşaf ve peçeydi. Türban diye bir örtü biçimi henüz icat edilmemişti. Bu gerçekten Baykal’ın en büyük gafı. Bunun dışında “üye olacağım” diyen her TC vatandaşına kimse kapıyı kapatamaz. Biraz geriye giderek “balık hafızalarımızı” yoklayalım. 1973 ve 1977 genel seçimlerinde Ecevit’in CHP’si tüm büyük kentleri silip süpürmüştü. O dönemde varoşlarda oturan örtülü ve geleneksel kıyafetlilerin oyu CHP’ye akmıştı. Kimse dönüp de “Bunlar vekil olmak isterse ne yaparsınız?” diye sormamıştı. Çünkü soramazdı. Henüz “dinci” kavramı oluşmamıştı. Dindarlar da her dönemde farklı partilere oy verirdi. Parti yönetiminde çalışmak ve milletvekili olmak isterlerse toplum kurallarına uymak gerektiğini bilirlerdi. Öyleyse sorun nerede? Sorun Baykal’ın komşunun kümesinden tavuk çalmasında! Oturmuş hangi gelişmeler üzerinden politika yapıyoruz… Oysa yerel seçimler için adaylar bir bir ortaya çıkıyor. Ama sadece isimler… Örneğin Bursa’da… Büyükşehir Belediyesi nerede hatalı, neleri yapamadı, en önemli sorun hangisiydi ve çözemedi? Ya da bunların hepsini gerçekleştirdiyse neden başka isimler gündeme geliyor? Neden, kentin ortak değerleri, rantiyecilere peşkeş çekiliyor, neden bu kadar büyük yatırımlara karşın kent içi trafik rahatlamıyor, neden Uludağ üzerine kapalı kapılar ardında hesaplar yapılıyor, neden bu kentte ikinci bir üniversite yok diye soramıyor ve bunları çözecek partiyi ya da ismi aramıyoruz? Muhalefet partileri hangi sorunların nasıl çözüleceği hakkında neden bilgi veremiyor? Neden?
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|