|

29 Mart öncesi AKP içinde yaşanan, bir kısmı kamuoyuna da yansıyan gelişmeleri izlerken, aday tercihinde etkili olan başarı kriterinin ne olduğu, daha doğrusu kriterlerden hangisinin öncelik taşıdığı konusunu düşündüm. Vardığım hüküm şudur: Başbakan’ın “kardeşi” kim olacaksa, yani aday olarak kim ilan edilecekse, onun niteliği öncelikli kriterdir! 18 il belediye başkan adaylarını açıklarken, “Şunu duymak istemiyoruz; belediye başkanlarıyla il ve ilçe başkanları arasında sıkıntı. Hayır” diyen Başbakan Erdoğan’ın öncelikli kriteri; sıra Ankara’ya gelince teşkilat değil, halkla ilişkiler oldu. Peki ya Bursa? Başbakan’ın deyişiyle Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin, “Bursa’yı yüzümüzün akı haline getirdi.” Ancak… Devam etti Erdoğan: “Çalışmak, başarılı olmak, gerek şart. Tabii yeter şart değil.” Temayüller, milletvekilleri, vs. vs. Kafalar bir hayli karışık… “Osmangazi diyorum, bak ona göre” sözlerini de duyunca Erdoğan’ın Bursa kararını verirken, bir hayli zorlandığı düşüncesine kapıldım. Bence Erdoğan, “asker arkadaşını” yeterince tanımıyor! Böyle bir tablo da insan Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin’i dinleyince “kırgınlığına” hak vermeden edemiyor. Sadece kırgınlığına ama… Alnı ak, başı diktir! Söyleyecek sözüm yok da Bursa gibi bir kentte kimseye rant sağlanmadığını iddia etmek, olsa olsa çocuk kandırmaya çalışmak olur! Şahin’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e yönelik sözleri, ikili arasındaki soğuk savaşı bilmeyenler için yön gösterici olur, o kadar. Şahin, ne Menderes ne Bengü olduğunun da farkına varmalıdır. Basın Danışmanı’na önerim, Ekonomik PUSULA’nın Seçim 2009 ekinde yayımlanan, İsmail Kemankaş imzalı “Kendini Arayan Şehir” başlıklı yazı dizisinin hiç değilse Kemal Bengü döneminin anlatıldığı bölümü Şahin’e okutmasıdır. Bengü, “Asfalt Kemal” diye ünlenmiş… Bir milletvekilinin, adın “Batçık Hikmet”e çıkacak, dediği gibi. Ne var ki önemli fark şu, Bursa’nın sokaklarında çocuklar “Şahin Şahin” diye oyun oynamıyor, oynamayacak da! Gelelim, “İtaat et; rahat et” sloganına… Başkan Şahin’in içinden geldiği siyasal gelenek, hatta Türk siyasal kültürü “biat” etmeyi gerektirir. Bir kimsenin egemenliğini tanırsanız, ona boyun eğmekten, hiç değilse rıza göstermekten başka çareniz kalmaz! Bu durumda “İtaat et; rahat et, düşüncesine kapılmadık” demeden önce, çok önce… Daha önceleri neredeydiniz! Gelelim Şahin’in gönül kırgınlığını, kırık kalbini “ne yapacağını, ne söyleyeceğini” bilemez halde onarmaya çalışan, bir yandan da yapılan tercihin haklılığını ortaya koymaya uğraşan AKP İl Başkanı Sedat Yalçın’ın sözlerine… Atasözlerine değil tabii, reel politik açıklamalarına… Aday olamayanların okuması gereken büyük çerçeveyi, o çerçevede ne olduğunu gerçekten merak ettim! “Şahin’i AKP Başkan yaptı” sözüne, bir seçmen olarak bu demokraside hiç mi hükmüm yok, diye üzüldüm. “Ortak akıl, katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışı” sözleri karşısında ise “Sayın İl Başkanı’nın teşkilat-belediye ilişkilerinde hiç mi hükmü yoktu?” diye düşündüm. Bırakın yerel grup toplantılarını, Büyükşehir Meclisi’ne bile katılma gereği duymayan bir Belediye Başkanı ile parti teşkilatı arasında bağ kuramadı mı Sayın Yalçın, dedim kendi kendime. Üstelik o denli uzlaşmacı, ılımlı, liberal bir anlayışa sahipken!.. Bursa’da yıllardır “sivil toplum” diyenler, bizzat AKP’nin Belediye Başkanları, meclis üyeleri, hatta milletvekillerince “istemezükçü” ilan edilirken… Kent Konseyi, Yerel Gündem 21 diyerek, çoğulcu ve katılmacı demokrasi vurgusu yapanlar, “Onlar konuşur, ben yaparım” diye, aşağılanırken… Recep Tayyip Erdoğan Başbakan olsun diye 3 gün oruç tutan sıradan vatandaş, belediye kapısından sokulmazken… Nereden çıktı bu ortak akıl, nereden geldi katılımcı, şeffaf anlayış!.. Daha önceleri neredeydiniz!.. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|