Üniversiteye ihtiyaç var
Pazartesi, 08 Şubat 2010 18:00
Emine Örnek Okulları’nın Kurucusu Emine Öğretmen, 38 yıllık özel öğretim deneyimini girişimcilikle destekleyerek örnek olmayı sürdürüyor.
“Öğretmek bir sanattır. Başarılı ve mutlu bireylerden oluşan bir toplum, öncelikle çocukların geleceğini şansa bırakmayan, başarının tesadüf olmadığını bilen eğitim kurumlarının sorumluluğundadır. Hayat felsefemin temelinde başarma isteği yer alıyor. Başarısızlığa tahammülüm yok. Düzenli ve sistemli çalıştıktan sonra başarının gelmemesi mümkün değil. Kendime daima Ulu Önder Atatürk’ü örnek alırım” diyen Örnek Öğretmen ile Botanik Park İskender Efendi Konağı’ndaki İş Yemeği’nde girişimcilik öyküsünü ve planlarını konuştuk.
-Girişimciliğe nasıl adım attınız?
-Öğrenmeye açık ve gözlemci olmam, işimi çok sevmem ve en iyisini yapma tutkum girişimcilikte başarının sırrı olsa gerek.Girişimciliğe, öğretmenliğimin 15. yılından sonra karar verdim. Özel İnal Ertekin’de çalışıyordum. Okulun sahipleri iki değerli öğretmen Sevim Ertekin ve Mefharet İnal’dı. Bu konuda çok şanslıyım, çünkü önümde böyle önemli iki örnek vardı. Çok sevdiğim bu okuldan ayrılıp kendi kanatlarımla uçmak istedim. Bu arada, şimdi eşim olan Mahmut Bey Sinop’tan Bursa’ya tayin olmuş, arkadaşlar aracılığıyla tanıştık. 3 Aralık 1988’de evlendik. Çocuk istiyordum ve yaşım 33’tü. Bir süre daha çalıştım, yıl sonunda Mefharet Hanım’la Sevim Hanım’ın ellerini öpüp ayrıldım. O arada gelen hiçbir teklifi kabul etmedim. Evdeydim, 20 öğrencim vardı, onlara ders veriyordum. Her şey güzeldi ama aileler kapının önünde zarfın içinde ders ücretini verirken, terliyordum. Böylece dersaneciliği düşündük. Eşimin ve ailemin motivasyon ve desteğini alarak işe başladım. 1990’da Çakırhamam’da dersane açtık.
-Dersanenin adının bir öyküsü var mı?
-Bursa’da beni herkes Emine Öğretmen diye tanıyor, biliyor. Dersaneyi de bu isimle açmak istedik. Ancak öğretmenlik bir unvan olduğu için o isimle açamadık ve Emine Örnek Dersanesi koyduk adını. Çok özverili ve işinde profesyonel öğretmenlerle çalıştım. Bu konuda eşimin ve kardeşlerimin desteğini söylemeden geçemem.
Özel okul tecrübemin yanı sıra öğretimdeki hız ve organizasyon, yönetim yetenek ve bilgi deneyimlerimi dersanemde kazandım. Her okuldan değişik seviyelerdeki öğrencileri tanıma şansını yakaladım. Beşinci yılda, Nilüfer ilçesinde nüfusun artması bizim ikinci şubemizi İhsaniye’de açmamıza neden oldu. Nilüfer’de ilk dersane açan biz olduk.
-Okul fikri nasıl gelişti?
-Öğrencilerin okul yaşamlarının birkaç yıllık diliminde yer almak beni mutlu etmiyordu. Bir öğrenciyi alıp uzun yıllar ona hizmet etmek istiyordum. Bunun için de özel okul açmam gerekiyordu. Dersaneden kazandıklarımızla arsa yatırımı yapmaya karar verdik. Şehrin gürültüsünden, egzoz gazından uzak, oksijeni bol, doğanın içinde yer arıyorduk. İstediğimiz yeri Bademli’de bulduk ve önce 2,5 dönüm arsa aldık. 1997’de arsamızı 14 dönüme çıkarınca, okulun inşaatına başladık. Dolar bazında o dönemin parasıyla 2 milyon liralık kredi aldık, gerisi özkaynaklarımızla oldu. Ama vaktinden önce borcumu bitirdim. Hep yatırıma devam ettim. En son lise binamız 10 milyon liraya mal oldu ve bugün 60 dönümlük bir eğitim kampusuna dönüştü 7 dönümde öğrencilerim ekolojik tarım yapıyor.
-Kaç öğrenciyle başladınız?
-Okulumuz 1998’de eğitime başladı. İnşaat geç bittiği için 165 öğrencim oldu ama ikinci yıl 400 yeni öğrenci nakil geldi ve öğrenci sayımız 560’a çıktı. Bizim diğer okullardan farkımız olmalıydı ve o farkları yarattık. 1998’de anaokulundan 3. sınıfa kadar satrancı ders olarak müfredatımıza aldık. Aynı yıl tam donanımlı seramik atölyesi açtık, fırını Eskişehir’den getirdik. 1999’da ilkokul üçüncü sınıftan itibaren İngilizce yanında Almanca veya Fransızca dersini seçmeli olarak başlattık. 2001’de depreme karşı güçlendirmesi Bayındırlık Bakanlığı’nca onaylı, 2003’te Türkiye’de öğrencilerine ekolojik tarım yaptıran ilk okul olduk, aynı yıl Türkiye’de ilk ozon dezenfeksiyon sistemli yarı olimpik kapalı yüzme havuzu yaptırdık.
-Lise açmaya nasıl karar verdiniz?
-Çocuklarım lisede İstanbul’a gitsin istemedim. Büyük bir riski göze aldım ve 2 tane öğrencim için lise açtım. Sonra o iki, yedi oldu. Lisemizden ilk mezunları 2007’de verdik. ÖSS Sayısal 2’de Türkiye birincisi çıkardık bu 7 öğrenci ile. İlköğretimde başarımı kanıtlamıştım. Lisede de iyi bir kadro ile bunu sağlamak mümkündü. Yabancı dil çok önemli. 5 tane yabancı öğretmenim var. Onlara gözüm gibi bakıyorum. Uluslararası seviye belirleme niteliği taşıyan Slep Test’te 72 öğrencim başarı gösterdi. AFS’de Bursa’dan kazanan 12 öğrencinin 9’u Emine Örnek’ten. 2009’da 26 öğrencimin 5’i ODTÜ, 4’ü İTÜ 3’ü Bilkent’i kazandı. Bunlardan beş tanesi şu anda ABD’de, bir yıl ücretsiz dil eğitimi alıyor. Voleybol, yüzme satranç şampiyonlarımız var.
-Bugün kaç öğrenci ve öğretmeniniz var?
-150’si anaokulu olmak üzere, anaokulları, ilköğretim okulu ve lisemizde toplam bin 350 öğrenci eğitim görüyor. Dersanemizde ise 500 öğrencimiz var. 190 öğretmenimiz ve 126 çalışan personelimiz bulunuyor. Uluslararası Okullar Birliği (CIS) ve Avrupa Okullar Birliği (ECIS) üyesiyiz. Vizyonumuz; ulusal ve uluslararası düzeyde, üstün nitelikleri ile öncü, örnek bir kurum olmak. Okulumuzda yetişen çocukların dürüst, aktif düşünen, sorgulayan, çözüm üreten ve fark yaratan bireyler olması gurur kaynağımızdır. Emine Örnek Eğitim Kurumları, Atatürk ilke ve devrimleri ışığında, çağdaş ve uygar kimliğiyle tüm hedeflerine ulaşmaya devam edecek, fark yaratacak aktif bireyler yetiştirmeyi ilke edinmiştir.
-Yeni bir yatırım planınız var mı, büyüyecek misiniz?
-Bugüne kadar eğitimden kazandığımız yine eğitime yatırdık. Son altı yıldır sürekli yatırım yaptık. Ataevler’de ÖSS/SBS dersanemizi ve 3-6 yaş çocuklarımıza hizmet veren son derece modern, her türlü teknolojik donanıma sahip ozon sistemli iki havuzu olan Emine Örnek Anaokulumuzu hizmete açtık. Hedefim anaokullarını çoğaltmak. Çünkü okul öncesi eğitim çok önemli. Şimdi üçüncü kapalı spor salonumuzu bitiriyoruz. Türkiye’de ender spor komplekslerinden birine sahibiz. Ar-Ge’ye çok önem veriyoruz. Yedi kişilik bir Ar-Ge ekibimiz var, tüm yenilikleri takip ediyoruz.
-Başka kentlerde okul açmayı ya da Bursa’da üniversite kurmayı planlıyor musunuz?
-Bandırma’dan teklif geldi, okul açmamız için. Her şey hazır, yer de hazır, dediler. Benim orada olmam, başında durmam gerekirdi. Ama ulaşmam zor. Üniversiteyi, hep soruyorlar. Hatta kendi okulumdan anasınıfı öğrencilerim bile öğretmenim bu okulun üniversitesi var mı, diye soruyor. Ama Bursa’ya bir üniversite daha gerekli, çünkü bu konuda potansiyel var.

Fikir ve yetenek varsa sermaye zor da olsa bulunur

-Kadın girişimci olmanın zorlukları nelerdir?
-İş hayatında kadın-erkek eşitliğini görmek güç. Bunu toplantılarda çok rahat görebiliyorsunuz. Tüm işverenlerin içinde kadınların oranı yüzde 3,3 gibi çok düşük bir orandadır. Türkiye’de erkek girişimci sayısı kadın girişimci sayısının 29 katıdır. Atatürk 30 Mart 1923’te bir beyanatında, “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin?” diyerek, cinsiyet ayrımının olmaması gerektiğini vurgulamıştır.
-Kadınların çalışma hayatında yer alması için ürettiğiniz projeler var mı?
-Bursa Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekteyim. Başarılı olmuş kadınlar bir araya gelip, tecrübelerimizi girişimci olmak isteyenlere anlatıyoruz, yol gösteriyoruz. Toplumu kalkındırmak istiyorsak, öncelikli hedefimiz kadınları eğitmek olmalıdır. Sosyalleşme ve eğitim önce ailede başlar. İyi eğitilmiş kadınlarımız hem çocuklarımızı iyi yetiştirecekler hem de iş yaşamındaki başarı ve katkılarıyla ülkemize büyük değerler kazandıracaklardır.
-Genç girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?
-Her şeyden önce yapacakları işi çok sevmeliler. Eğer yetenek veya yeni fikir var ise zor da olsa sermaye bulunabilir. Oysa sermaye ile yetenek veya yeni fikir bulunamaz. Sermaye sadece bir araçtır. Hedefler saptandıktan sonra, oraya giden uzun yolda kurumsal disiplin kültürü oluşmalıdır. İş kurmak önemli ama şirketin devamını sağlamak, büyütmek ve kalıcı olmak daha da önemlidir. Girişimciler için önemli olan yaptığı işin toplumsal faydaya dönüşmesini sağlamak ve geliştirmektir. Kararlı ve azimli olmaları gerekir.

İlköğretimde sınav çok fazla

-Eğitim ve sınav sistemine ilişkin görüşleriniz nelerdir?
-İlköğretim 6-7 ve 8. sınıflardaki sınavlar azaltılabilir. Öğrencileri hayata hazırlamamız konusunda daha farklı çalışmalar yapabiliriz. Yaşayarak, uygulamalı dersler ile yaşama dair iletişim, girişimcilik, sağlık, beslenme ve yabancı dillerin yoğun bir şekilde çocuklarımıza verilmesini gerektiğini düşünüyorum. İlköğretim ikinci kademesindeki öğrencilerin ders yükleri zaten çok ağır, bir yandan ergenlik sorunları ile baş etmeye çalışıyorlar, bir yandan derse konsantre olmaya çalışıyorlar, bir yandan da sportif yarış içindeler. Yıl sonunda SBS sınavına giriyorlar. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi’nin katkıları ve çeşitli etkinliklerle sınav streslerini azaltmaya çalışıyoruz. Üniversite sınavları ise tek aşamalı olarak kalabilir.

KDV indirimi yapılmalı

-Özel eğitim kurumlarının sorunları ve çözüm önerileriniz nelerdir?
-Krizden en fazla etkilenen sektörlerin başında özel eğitim kurumları geliyor. Özel okullar ücret karşılığı hizmet verdiklerinden ülkemizin genel ekonomik durumundan doğrudan etkilenmektedir. Dolayısıyla kriz döneminde yapılması gereken ücret artışları gerçekleşmedi. Öte yandan genel eğitim sistemimizin içinde yüzde 3,2 paya sahip olan özel okulların yüzde 25-30 oranına çıkarılması için devlet yeni planlamalarla mutlaka destek vermelidir. Özel okulların vergi ve teşvik yönünden de desteklenmesi gerekmektedir. KDV indirimi ve veliye vergi muafiyeti sağlanmalı. KPSS sınavına girip yıl içinde devlet okullarına tayin edilen öğretmenler için bir düzenleme getirilmeli, eğitim yılı sonuna kadar görevlerini tamamlamalıdır.

Çocukların kaderi değişti

-Sekizinci sınıftan sonra Anadolu Liselerine girişte yaşan bir sorun da sizin girişiminizle çözüldü.
-Evet, Türkiye’deki çocukların kaderini değiştirdim. Eskiden sekizinci sınıfın öğrencisi bulunduğu yerde hangi Anadolu Lisesi varsa oraya gidebiliyordu. Bizim öğrencilerimiz de Mudanya Sami Evkuran Anadolu Lisesi’ni yazabiliyorlardı. Mudanya’da çay bahçelerini dolaşarak imza topladım, Emine Örnek’ten öğrenci istemiyoruz diye. 780 öğrencim var yüzde 90’ı Bursa merkezden geliyor. Bu konuda tek emsalim Silivri idi ve onlar sorunu çözmüştü. 3 yıl mücadele ettim ve başardım. Bu önemli bir hizmetti. Zaten sonra Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları genişleyince sorun ortadan kalktı.