İktidara ilk adım Bursa’dan
Pazartesi, 08 Mart 2010 16:17
CHP İl Yönetimi’ne ay sonunda yapılacak seçimde  yeniden aday olacağını açıklayan Gürhan Akdoğan, parti içi çekişmeleri bir kenara bırakarak, iktidar yürüyüşünü Bursa’dan başlatma hazırlığı içinde olduklarını söyledi.Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 17 İlçe Başkanı’nın görevini yeniden sürdürmesi konusunda uzlaşı içinde olduğu, 28 Mart’ta yapılması planlanan İl Kongresi’nde tek aday olarak seçime girecek CHP İl Başkanı Gürhan Akdoğan ile kongre sürecini CHP’deki değişim hareketini ve Türkiye’nin içinden geçtiği kritik günleri konuştuk.
-17 ilçe başkanı ile yaptığınız toplantıda İl Başkanlığınızın devamında uzlaşı çıktı. Bu son dakikada değişebilir mi?
-İlçe başkanları ile yaptığımız toplantıda onları çok ciddi bir heyecan ve mücadele azmi içinde gördüm. O, yeni seçilen başkanlarla bir tanışma toplantısıydı. Biraz da il kongresi ve kurultayı konuşmaya yönelik bir toplantıydı. Seçilen yöneticilerin, özellikle bu kongreler sürecinde bazı ilçeler üzerinde gazetelerde yapılan aday olamayacak, olmayacak ya da ilçelerden desteği iyice azaldı yorumlarına katılmadığını gördüm. Ama esas konu o değildi. Gündemin çok da sıcak olduğu bir ortamda Türkiye’yi konuştuk. Arkadaşlarımız arasında çok daha ciddi mücadele edilmesi, parti içi mücadelelerden uzakta sadece iktidara doğru bir yürüyüş kolunda olmamız gerektiği konusunda bir birliktelik oluşturdu.
Hatta bazı ilçe başkanlarımızın görüşü; kongreyi büyük bir şölen haline dönüştürelim, Genel Başkanımız, Genel Başkan Yardımcılarımız da gelsin, iktidar yürüyüşünü Bursa’dan başlatalım, şeklindeydi. Birçok ilçe başkanımızla beraber Nilüfer İlçe Başkanımız Metin Çelik’in önerisiyle arkadaşlar benim tek aday olduğum bir kongre yapılmasını istediler. Benim talebimin dışında gelişti ama sevindirici çünkü bu amaçla toplanmamıştık.
 -Genel kurul ne zaman olacak?
-Büyük olasılıkla 28 Mart’ta olacak.
-Osmangazi ile ilgili sorunu nasıl yorumluyorsunuz?
-Parti ile ilgili sorunları pek fazla basınla paylaşmıyorum. Bunlar, bilinen konular ama kamuoyunun tam olarak bilgilenmesi için birinci ağızdan sizinle paylaşıyorum. Bir hukuksuzluk varsa, hak arayışının çok doğal olduğunu düşünüyorum ama burada hukuku kullanarak sürece sıkıntı vermeye yönelik bir arayış içinde olunduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin gündeminde çok çok önemli konular varken bunlar, bu süreci durduran, mücadele etmemizi engelleyen en önemli nedenler. Ne partililerimiz ne de partili olmayan kamuoyu bundan hoşnut değil. Çünkü bizden bekledikleri daha farklı şeyler. Türkiye’nin sorunlarına ilişkin çözüm önerileri istiyor partimizden.
-İl kongresinde Ahmet Memişoğulları ile yarıştınız ve siz kazandınız. Neden bu mücadele devam etti? CHP’liler bunda başka bir niyet mi aramalı?
-Biz kongrede bitirdik. Tartışmalı değil ama çok heyecanlı, 16 oyla aldığımız bir kongreydi. O heyecanın içinde bile biz rakip olduğumuz arkadaşımızla beraber bir fotoğraf verdik ve fotoğrafta kalmaması için gayret gösterdik. Osmangazi, parti içi dengeler, seçimlerdeki potansiyeli, belediye başkanlığı seçimleri açısından büyük ve belirleyici bir ilçe. Ama burada o güç odağını iyileştirme faaliyetleri yapmak yerine o güç odağında nasıl yer alabiliriz düşüncesinin getirdiği bir tartışma ortamı oldu diye düşünüyorum. Aslında bizim öyle bir derdimiz yok. Çok büyük ilçe ama biz birçok küçük ilçe ve diğer ilçelerle beraber kongre kazandık; örgüt esastır. Yıldırım ve Osmangazi’deki tablo bizi doyuran bir tablo değildir. Bizi doyuran tablo, Nilüfer, Gemlik Karacabey gibi bir tablo…
Hani başka bir şey mi var dediniz ya, başka bir şeyler var… Yoksa Ahmet Bey’in de mücadeleden sonra ille burada olma arzusundan kaynaklanan bir şey olduğunu düşünmüyorum.
-Yarın seçim olsa CHP Bursa’da nasıl bir kadro ile milletvekili seçimine gider?
-Bilmiyorum. İl kongresi bittikten sonra ben il başkanlığı görevime devam edeceğim.
-Şu anki Meclis’teki kadroda bir değişim olur mu?
-Benim bunu değerlendirmem çok olanaklı değil. Bunu çok içten söylüyorum, acaba buradan kimler aday olur kim hangi sıralamada olur, hayatımın hiçbir döneminde hiç böyle bir yaklaşım içinde olmadım. Onu öne koyarsan başka şeyler de düşünmeye başlıyorsun. Benim görevim bugün CHP İl’de en iyiyi yapmak.
-Şu andaki nüfusa göre 17 kişi gidecek Meclis’e. Kaç CHP’li gider?
-Ona rahat yanıt verebilirim. En az 7 milletvekili bu dönemde çıkartırız. Objektif bakıyorum, 9-10 demiyorum, 7 diyorum. Bursa’da 7 milletvekili çıkarmak zaten CHP’nin iktidar olması demektir.
-Diğer 10’da kimler olur?
-AKP 7, MHP 3 alır. Bizim için 6 rahat olur da, 7 biraz zorlama söylediğim bir şeydir. Ama ben yüzde 29-30 oy hedefliyorum burada. Biz Sena Hanım’la yüzde 27 aldık Büyükşehir’de, İl Genel Meclisi oyumuz yüzde 22,5’ti. Başarılıyız. Bursa Türkiye’nin hep 5 puan altındadır, ilk kez Türkiye ortalamasının biraz üstüne çıktık. Tabi konjonktüre de bağlı. Yüzde 26 ile Özlem Çerçi Aydın’da başkan oldu, 27 ile Sena Hanım seçilemedi. Yüzde 18 ile Mesut Yılmaz iktidar oldu, biz yüzde 22 ile 90 milletvekili çıkardık. Merkez sağda ne olur, MHP ne yapar, DP nerede bloklaşır, Sarıgül nereden alır AKP nasıl bir strateji belirler, SP ne yapar, bunları bilmek için çok kahin olmak gerekir.
-Bu tabloda koalisyon görünüyor söylediklerinizden.
-Bursa’da biz 7 çıkartalım, Türkiye’de tek başımıza iktidar oluruz. 4 milletvekili ile DP yüzde 35 oy aldı. Ben 7 diyorum. Çok önemlidir. Bursa’da hayatında geçen dönem dört bu dönem üç milletvekili çıkardı. Geçmişte o kadar başarılı olamamıştır. Merkez sağ hakimdir hep Bursa’da.

CHP’de fiili bir değişim olacak

-CHP’de kurultay yaklaştıkça çok fazla değişim sözünü duymaya başladık. Kurultayda mucize yaratacakmış gibi algı oluşturdu bu değişim mesajı. Nasıl bir değişim olacak?
-Genel Başkanımızın ifadeleri basında yer aldı. Bizim de görüşmelerimizde satır aralarında yakaladığımız bir şey. Bu sadece programatik bir değişim değil, programı yürütecek bir kadrosal değişim olacağı yönünde şeylerimiz var. Bu aslında bugünün konusu değil. 2007 seçimlerinden hemen sonra örgütlerde bir değişim yaşandı. En önemli değişim, İstanbul  ve Bursa’da oldu. Genel Merkezin, CHP’nin o ilkelerine sapasağlam tutunan ama yaşam pratiğini de dayatan bir programı yürütecek kadroların oluşması yönünde bir yaklaşım vardı. Bu, 2007’de Kocaeli’de yaptığımız bölge toplantısında daha açık ortaya çıktı. Ben orada konuşmamda ifade ettim. Örgütsel bir değişim konusunda, sandıklara sahip çıkılacak. Kadınlar, gençler, seçimler, propagandayla ilgili daha aktif çalışacak. Teknik ve taktik yaklaşımlarla bu programı yürütecek kadrolarda değişimin olması bekleniyor.

Sena Kaleli gibi 20 kişi daha olsun

-Sena Kaleli’nin önderlik ettiği Bursa İçin Derneği’ne bakışınız nasıl?
-Bu konuda çok fazla yorum yapmayı doğru bulmuyorum ama bütün dernekler açısından baktığınızda Bursa’da güçlerin birleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum kişisel olarak. Sena hanımın öne çıkarttığı Bursa İçin’de yapmak istediği çalışmaların hepsi çok önemli ve olması gereken saha çalışmaları. Tabana inen, tepede kalmayan, daha çok yaşamın içinden gelen, yaşamın dayattığı şeylere çözüm önerileri sunan bir yaklaşım sergiliyor.
-Parti içinde bunu yapamaz mıydı?
-O bir tercih. O yüzden bu yanlıştır demem doğru olmaz ama bunun parti içinde de yapılabileceği mekanizmalarımız açık. Orada bir nefes alma ortamı bulunmamasından kaynaklanan bir durum değil. Parti içinde de bunu düşündük Sena Başkanla. Dedik ki, hemen seçimlerden sonra alan çalışmasına yönelik bir çalışma yapalım. Ama hayata geçirmekte zorlandık. Parti kimliği altında bu çalışmaları yaptırdığında daha dar kalıyor olabilir.
-Sena Hanım’ın bu hareketin içinde yer alması CHP taraftarlığını artırmak açısından değerlendiriliyor. Biz bu nedenle mi çok eleştirel yaklaşmıyorsunuz?
-Tabi ki. Kadın hakları ve eşitlik konusunda Türkiye 130 ülke arasında 128. sırada. Kadın yetiştiren kişi… Toplumda bilinçlenme ve kültür değişimini hayata geçirmesi bizzat kadın eliyle oluyor. Dolayısıyla bu tür girişimlerin ne olursa olsun, aydınlara, çağdaşlara, soldan yana duruş sergileyenlere, paylaşımcı, özgürlükten, emekten yana olanlara çok önemli geri dönüşümleri olacak. Bunu yapıyorsa Sena Hanım, ille de bana dönecektir. Bana derken, bizim gibi düşünenlere, dönecektir. Buna çok kısır bir anlayışla, acaba bir tehlike var oradan kendisine bir potansiyel mi arıyor diye bakmam. İsterim ki bu kentte Bozbey gibi 10 kişi daha olsun, Sena Hanım gibi 20 kişi daha olsun. Ama şunu da söyleyeyim, orada yapılan toplumsal analizlerden faydalanmak, toplumun beklentileri neler, onları alıp siyasallaştırmak isteriz. Bizim için çok ciddi bir laboratuar bence.

Sarıgül hareketi takip edilecek bir yapı değil

-Sarıgül hareketini nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Kendi içinde bir harekettir, siyasi parti olarak Türk toplumunun içinde yer alacaktır ancak partilerin ayakta kalabilmeleri ideolojik dayanaktan yoksun olmamalarına bağlıdır. Bugün daha radikal solda bile partiler çok düşük oylar alıyorlar, artık onbinlerle kıyaslanacak şekilde ama orada bir ideolojik temel vardır, inanç vardır. Ayaktadır. Kapı hep açıktır, o partinin tabelası hiç inmez. İdeolojik temel yoksa zaten partilerin ayakta kalmaları kendilerini kamuoyuna prezante etmeleri çok kısa vadede söz konusu olsa bile uzun vadede bir şey getirmez. Daha partileşmemiş bir yapıyı değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Ben Sarıgül’ün bizden kaç insanı kendine çekeceğinden ziyade, partime ne kadar nitelikli insan kazandırırım ona bakıyorum. Onun da çalışmalarını Bursa’da yapıyoruz. Bizim için dikkat edilecek, takip edilecek bir durum, bir yapı değil.

Kapitülasyonlar geri geldi

-Ekonomik iklim kötü. Yapılmayanlar neler?
-Bugün yürütülen politikalar Kemal Derviş döneminin bir uzantısı değil tam içindedir, onlarla bu ülkenin ekonomisinin düze çıkması mümkün değil. IMF ve Dünya Bankası dayatmasıyla, yabancıların telkini ile bir ekonomik politika yürütülüyor. Yapılması gereken ülkenin zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına dayalı bir ulusal sanayi stratejisi ve özellikle  rant ekonomisinden üretim ekonomisine yönelmenin sağlanacağı bir ulusal ekonomik program hazırlanmasıdır. Bu beş yıllık kalkınma planları ile yapılabilir çünkü ülkenin en önemli kaynakları satıldı.
Özelleştirmelerin bir an önce durması, KOBİ’lere önemli teşvikler verilmesi lazım. Bizim değişim programında da var; asgari ücretten vergi alınmamalı, sanayicinin üzerindeki istihdam vergileri kaldırılmalı. Dolaylı vergiler yüzde 40’lara çekilmeli. Ülke şu anda üretmeye değil ithalata yönelik ve montaja dayalı uluslararası sermayenin emeğini sömürdüğü bir yapıya dönüştü. 7 yılda 721 kurum özelleşmiş. Üç günde bir, bir tane kurum satılmış. Kapitülasyonları kaldırdık, kapitülasyonlar başka bir şekilde geldi. IMF’den gelecek 25 milyon dolar için yapma bunu. Interbank’ta 6 milyar dolar kaybedildi bir gecede. Ertesi gün IMF 1 milyar dolar verdi Türkiye ayağa kalktı.

Sonbaharda seçim olur

-Bu yıl seçim olacak mı?
-Göstergeler olacağını, olması gerektiğini söylüyor. Bazıları mayıs diyor ama ben sonbahar aylarında seçim olacağı tahminini yürütüyorum. Çünkü Türkiye bu gerginliğe, bu ekonomik zorluklara, bu hükümetle daha fazla katlanır gibi değil. Üstelik Türkiye’nin önüne şimdi bir Anayasa değişikliği gelecek, en önemli konulardan bir tanesi. Hem ekonomik hem teknik ömrünü neredeyse tamamlamış bir hükümetin geleceği de bağlayacak bir anayasa değişikliğini önüne koyması çok sıkıntılı. Bu ülke, bu tartışmayı kaldıramaz. Kaldı ki hukuk sürecinde, sosyal adalet sürecinde yaşananları, işsizlikle, ekonomiyle ilgili yaşananları dikkate aldığınızda ki yeni açıklandı veriler, 2009 yüzde 14; bu hükümetin bunları kaldırması mümkün değil. Dolayısıyla IMF ile ilişkilerine bağlı olarak sonbaharda erken seçim beklentisi içindeyim. Bırakın beklentiyi bu hükümetten bir an evvel kurtulup, yeniden demokratik yollarla yapılacak bir seçimle Türkiye’nin yenilenmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Gürhan Akdoğan Kimdir?

CHP İl Başkanı
1958 Bursa doğumlu. Bursa Üniversitesi (Uludağ) Makine Fakültesi’ni bitirdi. İş hayatına 1983’te İnoksan Mutfak Sanayi A.Ş.’de başladı. 2004’ten bu yana İnoksan A.Ş. Genel Koordinatörlüğü görevini yürütüyor. CHP’de çeşitli komisyonlarda görev aldı. 2002-2007-2009 seçimlerinde İl Seçim Kurulu Başkanlığı yaptı. 2004’te Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına aday oldu. 2007’den beri Bursa CHP İl Başkanlığını yürütüyor. Çeşitli meslek odaları ile sivil toplum örgütlerinde sivil inisiyatiflerde çalışmalar yapıyor. Evli ve 1 çocuk babası.