Ali Tatveren: Hedefim bütünleşme
Pazartesi, 29 Mart 2010 23:30
Türkiye Genç İş Adamları Derneği (TÜGİAD) Bursa Şubesi’nde başkanlık bayrağını Murat Coşkunkan’dan devralan Ali Şakir Tatveren ile yeni dönemi, küresel krizi ve Kafkas AŞ.’yi konuştuk.
-Yeni göreviniz hayırlı olsun. Yeni döneme ilişkin hedefleriniz nelerdir?
-TÜGİAD Bursa Şubesi son dönemde yeni üyelerin katılımı ile bir hayli büyüdü. 130 üyeye ulaştık. Dernekte 25-30 yaş arasında çok sayıda arkadaşımız var, önemli olan onları kaynaştırmak. Toplantılar yapıyoruz, konuşmacı gidince hemen üyeler de gidiyor, içeride yine biz 15 kişi kalıyoruz. Oysa burada iyi bir sinerji var, bunu toparlamak lazım. Örneğin İstanbul komisyonlarında gençleri aktif hale getirmek gerek. Belki bana düşen en büyük sorumluluklardan biri genç üyeleri İstanbul’a göndermek olacak. Tabi Murat Coşkunkan Başkan’ın İstanbul genel merkezde başkanlığı olacaksa ki, istekli görünüyor, o zaman Bursa’ya daha büyük bir sorumluluk düşüyor.
-Ankara’nın sonucu İstanbul’u etkiler mi?
-Ankara-Bursa ilişkisi çok iyi, şimdiye kadar çok iyi gitti. İki dönem başkanlık yapan Sefa Çol yeniden seçildi. Bursa’dan bir genel başkan çıkacaksa Ankara’nın bizi İstanbul’da desteklemesi işimizi kolaylaştırır. İstanbul önemli çünkü her platformda Türkiye’yi temsil ediyor. TÜSİAD’dan sonra TÜGİAD gerçekten çok sorumluluğu olan bir yapı.
-TÜGİAD bugüne kadar bu sorumluluğunu tam olarak yerine getirebildi mi size göre?
-Ben İstanbul ortamında çok fazla bulunmadım. Murat Saraylı bir hayli aktifti, iki dönem iyi işler yaptı. Lütfü Küçük Başkan da aynı şekilde iyi çalıştı, yurtdışında güzel işler yaptı. Mayısta kongre yapılacak. Gelecek başkanın maddi-manevi işinin zor olduğunu söyleyebilirim. Bir hayli mesai harcamanız gerek.
-Murat Coşkunkan genel kurulda, zaman ayıramadığını, kendi işlerini ailesinin üstlendiğini söyledi. Bu anlamda sizin bir yedeğiniz var mı?
-Benim şirketimde şu anda birçok kademede herkes görevini yerine getiriyor. Muhakkak derneğe çok zaman ayıracağız ama çok sorun olacağını sanmıyorum. Aile içindeki yeni nesillere ve diğer yönetim kadrosuna güveniyorum.
-Bu kurumsallaşma olarak tanımlanabilir mi?
-Çok kurumsallaştık diyemiyorum ama yeterince kurumsallaştığımıza inanıyorum. Yaklaşık 15 yıldır güzel şeyler yaptık. Departmanlar çalışıyor, görevlerini yerine getiriyor. Bize de fikir anlamında yönlendirmek kalıyor. Özellikle bu yıl pazarlamaya biraz önem veriyoruz. Onları da şirketteki bir iki yönetici arkadaşımla birlikte yönlendiriyorum. Sorun olacağını sanmıyorum.
-Sizin istemeyerek başkan olduğunuz konuşuluyor. Doğruluğu var mıdır bunun?
-TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanlığı gurur verici bir şey… Bursa kamuoyunda hem şirketinizi hem derneğinizi temsil ediyorsunuz Bursa kamuoyunda. Birçok sivil toplum kuruluşunda yer alıyorum ama ben çok fazla ön plana çıkmayı seven bir insan değilim. Ailemin yapısından dolayı mı, benim kendi düşüncemden midir bilmiyorum. Bir ara isteksizdim, o doğru, ama şu anda sorun yok. Sonuçta, büyüklerim, özellikle fahri üyelerimiz, ağabeylerimiz bu işi benim devralmamı öngördüler. Kimseyi kırabilen, hayır diyebilen bir insan değilim. Belki dernek yöneticiliğinde hayır demeyi de öğreneceğim.
-Yönetim Kurulu listesini de yönetimdeki arkadaşlarınıza bile açıklamamışsınız son dakikaya kadar.
-Evet, o doğru. Üç dönemdir yönetimdeyim. Son iki dönemde yeni arkadaşlar girdi yönetime. Bir yandan eskiden yönetimde olan arkadaşlar var, bir yandan üye sayısını artırıyorsunuz, genç arkadaşlar görev almak istiyor. Mecburen isimleri biraz değiştirmek zorunda kaldım. 12 bayan üyeden üçü yönetimde yer aldı. Bu zamana kadar ben böyle bir şey görmedim. Yönetimde olayım, derneğime gidip geleyim yetiyordu bana. Başkanlık yapmak kolay değil. Arkadaşlarınızın arasında bile kırılanlar oluyor.
-Üyelerin üçte birinin katıldığı seçimle başkanlığa geldiniz. Bu genç üyelerin dernekçiliği kavrayamadığını mı gösteriyor?
-Ben dernekçiliği hasbelkader Murat Başkan’dan öğrendim. Birçok arkadaşım da öyle. Başarısı tartışılmaz. Bu anlamda, dediğiniz gibi yeni üyeler dernekçiliğe henüz ısınamamış olabilirler. Tabi; bir de dernekte güzel bir arkadaşlık ortamı var, herkes yönetime kimin geleceğini biliyor, o yüzden olabilir. Ben de genel kurula daha fazla katılım beklerdim, çünkü bu da bir sorumluluk. Ama zamanla kazanırız hepsini.
-Coşkunkan başarılı bir başkandı. Bu açıdan sizin işiniz zor görünüyor.
-Evet, Murat’tan sonraki başkanın işi zor, diye konuştuk hep. Murat Başkan’ın dönemi hareketli geçti. Şimdi etkinlik yapmazsan eleştirileceksin. Ama ekibimiz iyi. O bütünlüğü sağlarız.

Hava ulaşımında BTSO önderlik etmeli

-Genç girişimciler olarak Pegasus’u Bursa’ya getiriyor musunuz? O konu netleşti mi?
-Murat Başkan’ın TOBB Genç Girişimciler kurulunda Ali Sabancı ile güzel diyalogları oluştu ve Pegasus’un Bursa’ya gelmesi için gerçekten çalışıyor. Ama onlara da hak vermek gerek, sonuçta uçakların dolması gerek. Bursa Havayolları konusu gündeme geldi, keşke büyüklerimizin önderliğinde bu yapılabilse. İlk etapta küçük uçaklarla Yunuseli devreye girerse, daha sonra Yenişehir’e de faydası olabilir. Avrupa’da, büyük şehirlerden aktarmada küçük uçaklar kullanılıyor. Ama burada önemli olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası. Çünkü Bursa’daki en güçlü kuruluş o. Ancak BTSO’nun önderliğinde bir şeyler yapılabilir. Başkanlarla görüşmek lazım. Zaten onların da programında bu konu. Çünkü havaalanları sonuçta işadamlarına hizmet ediyor. Ama havayolu şirketi oluşumu konusu benim konuşmamı aşan şeyler.

Kent Meydanı’na restoran ağır geldi

-Bursa’da yeni bir mekan açacak mısınız?
-Yıldırım’da Ankara yolu üzerinde yeni bir yer açtık. Başarılı bir nokta oldu. O bölgede gerçekten  eksikmişiz. Yıldırım Belediyesi’nden ödül aldık.
-Anatolium’da yer alacak mısınız?
-Hayır, AVM’lere sıcak bakmıyorum. Bence Bursa’ya bu kadar AVM fazla. Türkiye’de her geçen gün mağazacılık zorlaşmaya başladı. Avrupa’da, Ortadoğu’da mağaza açanlara büyük imkanlar sağlanıyor. Türkiye’de hem destek yok hem de kiralar çok yüksek.
-Kent Meydanı AVM çok eleştirildi. Orada mağaza açmak sizi tedirgin etmedi mi?
-Tabi düşündük ama bizim yerimiz orada biraz bağımsız kalıyor. Belki AVM’nin içinde başka bir yerde açsak, üzülürdük. Orada zaten ailenin 30-40 senelik bir mazisi vardı. O nedenle Celal Sönmez Bey’e gittiğimde çok desteği oldu. Hemen, burayı sana verelim, dedi. O jestini hiçbir zaman unutamam. Şunu tartışabilirim; güzel restoranlar yaptık. İzmir ve Yalova yolunda. Ama Kent Meydanı bunu kaldıramadı. Pastanede sorun yok, ha eski otobüs garajındaydı, ha burada. Ama restoran yapı olarak oraya ağır geldi. Bir tek orada yanlış demeyeyim ama fazla yaptım, birazcık orada üzülüyorum. Diyorum ki herkes hata yapabilir.

Kestane bitmedi

-Ürün çeşitlemede, kestane üretiminde var olduğu söylenen sıkıntının etkisi var mı?
-Kestane ağaçlarında gerçekten sorun vardı ama Yerel Gündem 21 ve üniversite önderliğinde özellikle Kızık köyleri civarında çalışma yapıldı, fidanlar yenilendi. Yakın gelecekte ürün verecek. Kestane üretiminde büyük sorunlar yok, Türkiye dünyada dördüncü. Kestane şekerine baktığınızda da zaten o üretilen tonları kestane şekerine çevirmek mümkün değil. Katma değerli bir ürün o nedenle sorun teşkil etmez. Ama son yıllarda kestane fiyatları son derece yüksek. Avrupa’da daha uygun. Köylünün tekelinde kalıyorsunuz. Büyük alıcı olmama rağmen fiyatı belirleyemiyorum. Ürün çeşitlemesine o nedenle gitmedik. Şekerleme fabrikasıyız, kestane şekeri dışında şeyler de yapabiliriz dedik.
-Kestane üretimi yapıyor musunuz?
-6-7 yıl önce bir proje yaptırdım, son aşamasına geldi, bir tek yer tahsisi kaldı. Bir kestane kapama bahçesi yapacaktık, Türkiye’de de ilk olacaktı. Ama aile yönetiminden onay çıkmadı, yapamadık. Belki ileride yaparız.

Bölge bayiliği verebiliriz

-Bayilik sistemini tercih etmiyorsunuz.
-Etmiyoruz. Satış noktaları dedik biz ona. Örneğin bir bölgede bir kişinin satış noktası var. Onu bayi gibi kabul ediyoruz. Franchise diyemeyiz, çünkü onun çok farklı özellikleri var. Bu satış noktaları olduğu için şimdiye kadar şuraya da pazarlayalım diyemiyorduk. Ama yeni ürünlerimizi sıcak satışa yönelik yaptık. Uygun fiyat ve sürüm… Bundan sonra bölge bayileri oluşabilir. İlk etapta Marmara bölgesi ile başlıyoruz. O ürünler sıcak satışa daha uygun.

2010 bu şekilde geçer

-Genel ekonomik duruma ilişkin görüşleriniz nasıl? Kriz bitti mi?
-Bence bitmedi. Öyle müthiş toparlanma verileri yok. Bizim müşteri portföyümüzde her gruptan insan var. Çok pahalı ürünlerin satışında gerileme oldu, orta segmentte çok fazla sorun yaşamadık. Çok ucuz ürünlerde gerileme oldu. Sokaktaki poğaça satan adam bile, satışlar geriledi, diyor. Sabah işe giderken poğaça alan insanlar almamaya başladı. Bunlara da bakmak gerek. 2010 bu şekilde geçer. Yeter ki başka kötü şeyler yaşanmasın. Yaşanmasın diyoruz ama bir yandan da birçok şey yaşanıyor. Yeter ki bunlar ekonomiye yansımasın. Vergi tahsilatını artırabilmek için merdiven altı çalışan orta ölçekli işletmelerin kontrol edilmesi lazım.

Karyokanın tahtına Maroni talip

-Pazarlamaya yöneldiğinizi söylemiştiniz. Bundan amaç nedir?
-Ürün yelpazemizi daha farklı gelir gruplarına da açmayı hedefledik. Kafkas kestane şekeri ile bilinse de bir gıda şirketiyiz. Şekerleme grubumuzu aşmadan birçok şeyi üretme kapasitemiz var. Şekerleme, unlu mamuller sektöründe büyümeyi hedefliyoruz. Son 1,5 yıldır ciddi çalışmalar yaptık. Kriz döneminde Ar-Ge’ye önem verdik, Yeni ürünler çıkardık, çıkarıyoruz. Türkiye genelinde pazarlama yapmaya çalışıyoruz. Büyük market zincirlerine giriyoruz. Çok yakında yerel bölge pazarlarına gireceğiz. Yeni ürünleri de yakın zamanda göreceksiniz.
-Ne tür yeni ürünler bunlar?
-Acıbadem kurabiyesi gibi biraz daha kaliteli pastane ürünlerinin Türkiye genelinde satışını yapıyoruz. Hindistancevizli, tarçınlı kurabiye gibi birçok ürün grubundan piyasaya veriyoruz. Şu anda test üretimleri yapılan kestaneli ürünler var. Bunlardan biri Maroni. Maroon İngilizce’de de Fransızca’da da kestane demek. Karyokamızın biraz daha farklısı. Tadı azaltılmış. Hindistancevizlisini ve fındık kremalısını yaptık. Gururla söylüyorum, iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Yakın zamanda ülkemizin birçok marketinde satışa sunulacak. Bunun yanında Meyvelim diye bir ürünümüz var, tamamen doğal meyveden yaptık. Herhangi bir katkı maddesi kullanmadık. İçi yumuşak şekerleme üstü çikolata kaplı. Şu anda test marketingde deneniyor. Ar-Ge’de adı konulmamış, üretim izin başvurusu yapılmış 3-4 ürün var. İkisi pazarda, birkaç tanesi de geliyor. Bir aydır test marketingi sürüyor. Nisanda dağıtmaya başlayacağız. Kafkas 80 yıllık, iyi bir marka. Ürün pazarlarken markanızın değerinden dolayı avantajlı başlayabiliyorsunuz. Ama markanızın değerini koruyabilmek de önemli. Bunun için 4-5 yıl önce kalite güvence departmanımı kurdum, belgelerimi aldım. O belgeleri para vererek değil hakkımla aldım. Markayı bu şekilde korumaya çalışıyoruz.

Ali Şakir Tatveren Kimdir?

TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı
1970 yılında Bursa’da doğdu. Los Angeles’da bulunan American College for the Applied Arts Business Administration bölümünden mezun oldu. Türkiye’ye döndükten sonra Kafkas AŞ.’nin çeşitli kademelerinde görev aldı. Yönetim Kurulu üyesi olduğu şirkette bugün Genel Müdürlük görevini yürütüyor. TOBB Bursa Genç Girişimciler Kurulu, BTSO Meclisi ve UMSMİB Yönetim Kurulu üyeliklerinin yanı sıra BUSİAD, GESİAD, Uluslararası Patent Birliği üyeliği bulunuyor. Evli ve bir çocuk babası.