Taşlar yerinden oynadı!
Pazartesi, 17 Mayıs 2010 15:51
Türkiye’nin anayasa değişikliğine kilitlendiği bir ortamda ortaya çıkan bir kaset politikada tüm taşları yerinden oynattı.
Ana muhalefet lideri Deniz Baykal, her sözcüğü özenle seçilerek yazıldığı belli olan bir metni, partililerin gözyaşları arasında okuyarak CHP Genel Başkanlığından istifa etti.

AKP’Yİ SUÇLADI, ‘GÜLEN SAMİMİ’ DEDİ
İnternet sitelerinde dolaşan görüntüleri ‘komplo’ olarak niteleyen Baykal, komplonun, ‘sapıklık, ticari kazanç ya da şantaj’ için değil, ‘siyaset yapmak’ için düzenlendiğini savundu. İktidarı suçlayan ve “Komployu ayıplar gibi yapanlar aslında bizzat ayıbı işleyenlerdir” diyen Baykal, son derece çarpıcı bir mesaj verdi: “… başka bir sorumlu arayışına çıkacaklara yardımcı olmak üzere; ABD’den, Pensilvanya’dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı da belirtmek isterim.”
Partililerin ‘yapma, yapma’ yakarışları karşısında istifasını açıklayan Baykal, partisine de bir mesaj veriyordu: “Bu komplonun hedefi sadece ben değilim, aynı zamanda CHP’dir. CHP de bu kirli tezgahlar karşısında yolunu seçmek zorundadır. Benim istifa kararım, hem Türkiye siyasetini hem CHP’yi yeniden tanzim etmek isteyenlere bir imkan tanıyacak hem de CHP’ye bu komplo ile hesaplaşma fırsatı verecektir.”

‘AHLAKSIZ BİR İFTİRA’
Baykal’ın istifası ‘Şimdi ne olacak, Baykal geri döner mi, CHP’nin başına Kılıçdaroğlu mu geliyor?’ sorularını gündeme taşırken, komplo ile suçlanan iktidarın yanıtı gecikmedi. Baykal’ın sözleri için “en az yaşananlar kadar düzeysiz ve çirkin, ahlaksız bir iftira, büyük bir hezeyan” diyen Başbakan Erdoğan, Baykal’ın görüntülerle ilgili bir yalanlamada bulunmadığına dikkat çekti.

MAĞDUR POLEMİĞİ
İki lider arasındaki polemik bu kadarla da sınırlı kalmadı. Başbakan’ın eski danışmanı Ahmet Tezcan, 4 yıl önce Baykal’ın politik yaşamını bitirecek nitelikte bir haberin yayınlanmasını Erdoğan’ın engellediğini söyledi. Erdoğan, Tezcan’ın iddiasıyla ilgili olarak, “4 yıl önce Ben Ahmet Bey'e ne söylediysem aynı konumdayım” demekle yetinirken, polemiği sürdürecek açıklamalar yapmaktan da kaçınmadı: “Eşlerine ihanet edenleri biz hiç bir zaman bu toplumun içinde kalkıp da mağdur olarak göremeyiz.”
Tabii Baykal’ın da yanıtı gecikmedi. “Başbakan’ın görevi dedikodu yapmak değil, gerçekleri aydınlığa kavuşturmaktır” diyen Baykal, ‘Siyasi hayatı 4 yıl önce bitecekti’ iddiasına karşılık olarak da şöyle dedi. “Bu CHP’ye yönelik ikinci komplo girişimidir. Başbakan’ın lütfuna ihtiyacım yok.”

GÖZLER ANAYASA MAHKEMESİ’NDE
Birkaç gün içinde adeta kaynayan kazana dönüşen CHP, bu arada anayasa değişiklik paketini de unutmadı. Cumhurbaşkanı Gül’ün onayladığı ve referanduma sunulmak üzere Başbakanlığa gönderdiği paket, Anayasa Mahkemesi’nde.
CHP, Anayasa değişikliğinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Yüksek Mahkeme’ye başvurdu. Başvuru dilekçesinde 97 CHP milletvekilinin yanı sıra 7 bağımsız, 6 DSP’li ve DP’li eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın da imzası yer alıyor.

REFERANDUM 12 EYLÜL’DE
Eğer Anayasa Mahkemesi’nden aksi bir karar çıkmazsa Türkiye 12 Eylül’de sandık başına gidecek. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), referandumun 60 gün sonra mı, yoksa 120 gün sonra mı yapılacağı konusunu netleştirdi. YSK kararını oy birliğiyle verirken, bir süre önce yasa değişikliği yapan AKP, kararı ‘siyasi’ olarak niteledi. Kararı eleştiren Başbakan’ın sözleri çarpıcıydı: “Parlamentonun üzerinde bir güç, sürekli olarak yüksek yargı organlarında görüldüğü gibi, YSK’da da böyle bir güç adeta oluşmaya başladı.”