| Ankara toz duman |
| Pazartesi, 22 Şubat 2010 22:00 | |||
|
Türkiye geçen hafta tarihi olaylara tanıklık etti. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Cumhuriyet Savcısı’nın makamı ve evi arandı, gözaltına alındı, tutuklandı. Peki kimdi bu savcı ve neler yapmıştı? JİTEM SORUŞTURMASIYLA TANINDI Kars’ta 1968 yılında doğan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in portresinde dikkat çeken ilk gelişme, 1999 yılında Şırnak’ın İdil ilçesinde görevliyken JİTEM’e soruşturma açması oldu. Aslında her şey 22 Kasım 1998 günü Silvan (Melikahmet) garajında kendilerini polis olarak tanıtan telsizli, silahlı kişilerce gözaltına alınan bir kişinin, İdil-Midyat karayolunun 35. kilometresinde ölü bulunmasıyla başladı. Kapanmış bir cinayet dosyasını yeniden açan Cihaner, soruşturmayı derinleştirdi ve bir yıllık araştırmanın sonunda, 1999 yılında bugün Ergenekon sanığı Albay Arif Doğan’ın da aralarında yer aldığı zanlılar hakkında JİTEM soruşturması başlattı. Cihaner’in başlattığı soruşturma bugün JİTEM ana davasının İdil ayağını oluşturuyor. İSMAİLAĞA SORUŞTURMASI Cihaner’in, 2007’de, yeni görev yeri Erzincan’da başlattığı İsmailağa Cemaati soruşturması büyük ses getirdi. 2 yıl süren soruşturma sonunda Erzincan ve Erzurum’da cemaatin izinsiz dini eğitim verdiği öne sürülen adreslere baskınlar yapıldı. Soruşturma sürerken, Erzurum Özel Yetkili Savcılığı’na ‘İsmailağa Cemaati’nin silahlı örgüt olduğu’ yönünde bir ihbar geldi. Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal, ihbara dayanarak dosyanın kendisine gönderilmesini istedi. Ancak Cihaner, ‘ihbar mektubunun cemaat üyelerinden biri tarafından gönderilmiş olabileceğini’ belirterek, ‘soruşturmanın tamamlanmasından sonra dosyayı göndereceğini’ söyledi. Cihaner, Nisan 2009’da 16 ilde geniş kapsamlı bir soruşturmaya hazırlanırken, Erzurum’dan Erzincan’a gönderilen faksta, ‘dosyanın gönderilmemesi durumunda tüm başsavcılıklara yazı yazılarak, arama ve gözaltına alınmaların yapılmamasının isteneceği’ bildirildi. Bunun üzerine Cihaner, soruşturmanın gizliliğinin ihlal edileceği gerekçesiyle 235 sanık hakkında fezleke hazırlayarak Erzurum’a gönderdi. İddianame Erzurum Savcılığı’nca hazırlandı, sanık sayısı 16’ya düştü, sanıklar tahliye edildi. SON DOSYA GÜLEN CEMAATİ Erzincan Başsavcılığı’na gönderilen bir ihbar mektubu üzerine Cihaner, Mayıs 2009’da Fethullah Gülen dosyasını açtı. Ancak Erzurum Özel Yetkili Savcısı bu dosyayı da istedi. Erzurum’un ısrarına rağmen dosyayı göndermeyen Cihaner, Ergenekon sanığı Adil Serdar Saçan’ı sorgulayarak ve Gülen Cemaati’nin banka akışlarını inceleyerek soruşturmayı genişletti. Bu arada Haziran 2009’da ‘AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’ iddiaları ortaya çıktı. Ardından da İlhan Cihaner ve 3. Ordu Komutanlığı eliyle planın Erzincan ve çevresinde yürürlüğe konulduğuna dair haberler çıkmaya başladı. 26 YIL HAPSİ İSTENDİ Bu arada, Başsavcı Cihaner hakkında gelen ihbar mektuplarının ardından Adalet Bakanlığı önce soruşturma başlattı, ardından da dava açıldı. Cihaner’in ‘görevi kötüye kullanmak’, ‘imar kirliliğine neden olmak’ ve ‘resmi belgede sahtecilik’ suçlamalarından tam 26 yıl hapsi istendi. BAKAN ARADI MI? Cihaner’in soruşturma sırasındaki savunmasında da ilginç detaylar vardı. Cihaner, savunmasında, dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in, İsmailağa Cemaati soruşturması sırasında kendisini arayarak, “Seçimler yaklaşıyor, bu soruşturma bizi sora sokuyor” dediğini öne sürdü. Cihaner, Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Çetin Şen tarafından da arandığını ve böyle soruşturmaların insanın başını derde sokacağını, Ankara’da ortalığın toz duman olduğunu, yaptığı soruşturmanın Ergenekon soruşturmasına misilleme olarak algılanacağını söylediğini de belirtti. VE TUTUKLANDI Tüm bu gelişmelerin ardından 27 Ekim 2009’da Çatalarmut Bara Gölü’nde bazı mühimmatlar bulundu, 3 jandarma görevlisi ve 3 MİT mensubu tutuklandı. Eskişehir Alay Komutanı, soruşturma çerçevesinde tutuklandı. Son tutuklama kararı da ‘Ergenekon terör örgütü üyesi olmak’, ‘görevi kötüye kullanmak’, ‘tehdit ve iftira’ suçlamalarıyla Başsavcı Cihaner hakkında oldu. Ve bu karar Ankara’yı gerçekten toza dumana boğdu. Başkent Ankara’da benzeri görülmemiş bir polemikSadullah Ergin-Adalet BakanıHSYK’nın yargısal denetim yapmaya kalkması çok açık bir yetki gaspıdır. Yargıtay’ın kararı ihsası rey niteliğindedir. Danıştay Başkanı, açıklamasıyla yanlışa katkı vermektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklaması kabul edilemez. Hasan Gerçeker-Yargıtay Başkanı Biz ‘ihsas-ı rey’i kimseden öğrenecek değiliz. Eğer ihsas-ı rey yapan bir kurum varsa o da Adalet Bakanı’nın kendisidir. Yasaları açıp okusunlar, doğru dürüst okusunlar, doğru dürüst yorumlasınlar. Kadir Özbek-HSYK Başkan Vekili Kurulmuş zemberek gibi konuşan bir Adalet Bakanıyla yüz yüze geldik ekranlarda. Adalet Bakanımız keşke o metni bir hukukçuya hazırlatsaydı. Yetkisiz savcı soruşturma açıp götürürse, o zaman bu yol bakanlara, hatta Başbakan’a kadar gider. Bülent Arınç-Başbakan Yardımcısı HSYK’nın kararı kabul edilemez bir hukuksuzluk. Şemdinli’yi hatırlayınız. Bundan sonra hangi savcı olayların üzerine gidebilecektir? Kimse Adalet Bakanı’na had bildiremez. Siyaset yapmak isteyen yargı mensupları cübbelerini çıkarmak zorundadır. Deniz Baykal-CHP Genel Başkanı Bu olay Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı’nın bir soruşturmasıyla ilgilidir. Başsavcı’ya Başbakan Yardımcısı telefon açmıştır, bu işi kapatmasını istemiştir. Başsavcı vazgeçmemiştir. Ama birdenbire onun hakkında ciddi suçlamalar birbiri ardından gelmeye başlamıştır. Cemil Çiçek-Başbakan Yardımcısı Bir kısım konuların siyasetin konusu yapılmasını şahsen istemedim. Bir tek yerde de söylemedim. Bir tek cümle dahi benim bu olayı kabul ettiğime dair hiçbir yerde görülemez. Geriye dönük herkes konuştu.
|
