| ‘Susmak mümkün değil!’ |
| Pazartesi, 15 Şubat 2010 18:00 | |||
Cumhurbaşkanı Gül’ün egzotik Hindistan gezisi, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in grup başkan vekillerine verdiği barış yemeği, Danıştay’ın katsayı kararı karşısında Başbakan Erdoğan’ın “İmam Hatipliyim diye mi?” sorması, AKP ile CHP ve MHP arasındaki ‘Paris’ ve ‘metre’ polemikleri…Türkiye yoğun bir haftayı geride bıraktı, ancak asker yine gündemin ilk sırasındaydı. Türkiye’de öteden beri ‘konuşmakla’ eleştirilen asker, “Susmak mümkün değil” dedi ve komutanların açıklamaları ardı ardına geldi. İlk konuşan komutan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit’ti. Yiğit’in açıklama yapmasının iki önemli yanı vardı. Orgeneral İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı döneminde, bir kuvvet komutanı ilk kez konuşuyordu. Üstelik, subaylarının kendisine suikast düzenlediği öne sürülen bir komutandı Yiğit ve yine intihar eden bir albayının cenaze töreninde kameralar karşısındaydı. Güney Deniz Saha Komutanlığı’nda görevli Kıdemli Kurmay Albay Berk Erden, özel yaşamıyla ilgili birtakım iddiaların internette yayılmasının ardından canına kıydı. Erden ile birlikte son 2 yılda kuşkulu bir şekilde yaşamını yitiren deniz subayı sayısı 7’ye çıkarken, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yiğit, suskunluğunu Erden’in İstanbul’daki cenaze töreninde bozdu. ‘ONUR İNTİHARLARI OLUYOR’ Ordu mensuplarının ‘silahlı terör örgütü üyesi olmakla suçlanmasını’ halkın takdirine sunan Yiğit, “O rütbelere gelmiş personelimizin bir cunta faaliyeti içinde olması veya bununla suçlanması ve bizim bunu haber alamamamız kesinlikle mümkün değildir” diye konuştu. “Onur intiharları oluyor, susmak mümkün değil” diyen Yiğit, üst düzey bir komutan olarak kendisiyle ilgili suikast ihbarı olabileceğini söyledi ve ekledi: “Fakat beni en fazla üzen, esas bana suikast olacak olan şey, böyle bir operasyonun masum subaylarımın üzerine yıkılmasıdır. İsmi geçen iki albay, benim kendi görüşümü söylüyorum, bunu söylemek durumundayım, bana bir hücum olursa, bana bir mermi sıkılırsa bana göğsünü siper edecek arkadaşlardır” dedi. Yiğit’in “Bana göğüslerini siper ederler” dediği albaylardan Tayfun Duman, Poyrazköy’deki mühimmat; Orhan Yücel ise amirallere suikast iddianamesi sanıkları arasında. Oramiral Yiğit’in açıklamaları bu kadarla da kalmadı. Yiğit, Hürriyet’e yaptığı açıklamada da “Subaylarımızın silahlı terör örgütü kurduğu söyleniyor. Öte yandan, Habur’dan teröristler ellerini sallayarak giriyor. Bu durumu milletimize şikayet ediyoruz” diye konuştu. ‘BİZDE DE BELGE VAR’Konuşan tek komutan Yiğit olmadı geçen hafta. Deniz Kuvvetleri’ne moral vermek amacıyla Yalova ve Gölcük’teki birlikleri ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da Habertürk gazetesine geniş bir demeç verdi. Başbuğ, ‘Sabrımızı taşırmayın’ açıklamasını şöyle ayrıntılandırdı: “Biz her şeyimizi hukuk devleti sınırları içinde yaparız. Biz bütün bu olayların, bize karşı yapılanların arka planını biliyoruz. Biliyor ve susuyoruz. Birileri gerekeni yapar diye susuyoruz ve bekliyoruz. Çünkü ben devlet adamıyım. Devlet adamı gibi davranmam lazım. Devlete ve hukuka saygımız var ama bunun da bir sınırı var? (Sınır aşılırsa) Bildiklerimizi halkla paylaşmaya başlayacağız. Bizim de elimizde pek çok bilgi var. Bunları açıklamak zorunda kalacağız. Biz de hukuk yoluna gideceğiz. Hakkımızı arayacağız. Bizde de belge var, bilgi var. Hepsini derledik, derliyoruz.” ‘MORALLER BOZUK’ Deniz Kuvvetleri üzerinde ciddi bir karalama kampanyası olduğunu savunan Başbuğ, suçlamaların kurumsal algılandığını ve morallerin bozuk olduğunu belirterek, “İntihar eden albayımız (Berk Erden) bir emekli generalimizin (emekli Tümgeneral Nedim Erden) oğlu. Olayı inceliyoruz. Ama gazeteler sürekli birtakım iddialar, imalar yapıyorlar. Bir kuvvet komutanımızın emir subayı kazada hayatını kaybediyor, buna bile şüphe yükleniyor. Bu moral mi bırakır?” dedi. ‘BÖYLE REZİLLİK OLUR MU?’ Darbe ve suikast iddialarını da değerlendiren Başbuğ, şunları söyledi: “Ne yazıldı aylarca, Deniz Kuvvetleri Komutanı’na suikast yapılacaktı. Her gün komutana suikast, komutana suikast, komutana suikast. ‘Bu denizciler kendi komutanlarına dahi suikast yaparlar’ demeye, herkesi buna inandırmaya çalışmadılar mı? Peki ne oldu? İşte 5. iddianame çıktı. Suikast girişimiyle ilgili tek satır var mı? Ben hepsini gördüm. Yok. Tek bir satır bile yok suikastla ilgili. Bunun hesabını kim verecek? Böyle rezillik olur mu? Yeter yahu!” ‘MUZ CUMHURİYETİ ORDUSU DEĞİL’ Her olayla ilgili soruşturma açtıklarını, Anayasa Mahkemesi kararından sonra da bütün dosyaları yeniden incelediklerini söyleyen Başbuğ, ‘Genç subayların durumu ne?” sorusuna ise şöyle yanıt verdi: “Burası Türk Silahlı Kuvvetleri. Muz cumhuriyeti ordusu değil. Burada disiplin tamdır. Yüzde bin tamdır. Emir komuta zinciri tamdır. Genç subaylar sorunu yoktur. Olmaz da. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde emir komuta ve disiplin tamdır. İşte benim dönemime bakın. Bir tek ses çıktı mı Silahlı Kuvvetler’den. Bir çıt çıktı mı? Bir demeç var mı benim dışımda? Tek bir çatlak ses oldu mu bu dönemde? Olmadı. Olmaz. Ama şunu da söyleyeyim, bu arkadaşları çok da sıkmasınlar (eliyle sıkma işareti yaparak).”
|

Cumhurbaşkanı Gül’ün egzotik Hindistan gezisi, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in grup başkan vekillerine verdiği barış yemeği, Danıştay’ın katsayı kararı karşısında Başbakan Erdoğan’ın “İmam Hatipliyim diye mi?” sorması, AKP ile CHP ve MHP arasındaki ‘Paris’ ve ‘metre’ polemikleri…
‘BİZDE DE BELGE VAR’