| İhracatçıya çifte kıskaç |
| Pazartesi, 12 Temmuz 2010 12:37 | |||
Dilek GÖRAL Bir yandan avro dolar paritesindeki dolar lehire gelişme, bir yandan kısa vadede değerlenen TL ihracatın alarm vermesine neden oldu. Haziran ayı ihracatı yalnızca yüzde 0,5 oranında artarken, büyüyen dış ticaret açığı endişeleri de artırdı. İhracatçı kaygılarını yüksek sesle dile getirmeye başladı.Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, önceki hafta “Kurdaki gelişmeler çok uzun zamandır canımızı yakıyor. Düşük kurdan sadece ihracatçı değil, ithal mal ile rekabet edemeyen sanayici de şikayetçidir. İstediğimiz para otoritelerinin sadece fiyat istikrarına odaklanmaktan vazgeçmeleridir. Özgün bir model geliştirilmeli” açıklamasını yaparak, kur sigorta sistemi kurulması ve bunun için gerekli kaynağın kısa vadeli sermaye kazançları üzerinden yüzde 1 stopajla sağlanması önerisini yineledi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Celal Sönmez de önceki hafta yapılan aylık Meclis toplantısında, avrodaki değer kaybı ve AB ülkelerinin tasarrufa yönelen politikalarının ihracatta beklenen iyileşmeyi engelleyeceğini anımsatarak, “Gidilecek fazla mesafe kalmadı” uyarısını yaptı. Ancak döviz kuru öncelikli olsa da sanayicinin, ihracatçının tek sorunu değil. İhracatçı, daralan pazarda rekabet gücünü tamamen aşağı çeken kamu yüklerinden de rahatsız. Dış pazara yapılan her satıştan elde edilen bedelin yarısı vergiye gidiyor. Vergilerin dışında, ihracat işlemleri gereği çeşitli kurumlara muhtelif adlarla yapılan ödemeler de dikkate alındığında yük daha da büyüyor ve ihracat cazip olmaktan çıkıyor. VERGİLER YÜZDE 50’Yİ AŞIYOR Üretimi cazip olmaktan çıkaran farklı kalemlerdeki vergilerin toplamı yüzde 50’yi aşıyor. Söz konusu vergi kesintileri düşüldüğünde bin dolarlık bir ihracattan geriye en fazla 495,91 dolar kalıyor. Örneğin mevsim itibariyle tarımsal ihracatın hareketlendiği bu dönemde, ihraç edilen işlenmiş ya da yaş meyve sebze için sırasıyla şu ödemeler yapılıyor: Ürün üreticiden alınıyorsa yüzde 4, Ticaret Borsası’na tescilli ise yüzde 2 Zirai Stopaj vergisi kesiliyor. Ticaret Borsası’ndan geçiyorsa, borsaya binde 2 ödeme, ürün meyve sebze halinden alınıyorsa yüzde 1-2 arasında değişen Hal Rüsumu ödeniyor. Hal rüsumu da yüzde 80 oranında mükerrer ödeniyor, üretimin yapıldığı yerdeki belediye de nihai satış noktasındaki belediye de rüsum alıyor ve böylece çifte ödeme yapılıyor. SGK PRİMİ DE İHRACATÇIDAN Satılan zirai ürünlerin değerinin yüzde 1’i oranında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yapılıyor. Ancak genelde çiftçi bunu ödemek istemediği için söz konusu yüzde 1’lik kesintiyi de ihracatçı ödüyor. İhraç edilecek ürünün ihracatçı birliklerine kaydı sırasında ise binde bir oranında ödeme yapılıyor. DİĞER VERGİLER Bu arada yalnız ihracatçının değil tüm sanayicilerin ödediği vergiler söz konusu. İstihdamdan yüzde 19,5’i Sigorta Primi İşveren Payı ve yüzde 2’si İşsizlik Sigortası Primi İşveren Payı olmak üzere toplam yüzde 21,5 oranında vergi kesiliyor. Tarımsal sanayi inşaattan sonra en fazla mevsimlik işçi istihdam eden sektör olarak biliniyor. Ayrıca, oranı ödenen ücretlere göre yüzde 15-35 arasında değişen muhtasar ödemesi, ürüne göre yüzde 1 ile 18 arasında değişen Katma Değer vergisi (KDV), yüzde 20’lik Kurumlar Vergisi, enerji bedelleri üzerindeki yüzde 2’lik TRT payı başlıca vergi kesintilerini oluşturuyor. VERGİ DIŞI YÜKLER Söz konusu vergilerin en düşük düzeyinden ödenmesi halinde ihracatçının geliri yarı yarıya azalıyor ancak, vergi dışı ödemeler de eklenince, ihracat akıntıya kürek çekmek anlamına geliyor. Tarımsal ihracatta vergi dışı ödemeleri ise, zirai karantina kesintileri, pestisit analizleri, TIR karnesi ve gümrükteki işlemler için yapılan ödemeler oluşturuyor. ANALİZ ÜCRETLERİ Zirai karantina kesintisi, Bitki Sağlık Sertifikası alabilmek için Tarım İl Müdürlükleri Döner Sermayesi’ne yapılan ödemleri kapsıyor. Kesinti oranı ise ürünün ağırlığına göre belirleniyor. Öte yandan gıda güvenliğinin ön plana çıktığı günümüzde müşteri taleplerine bağlı olarak, pestisit olarak bilinen ilaç kalıntılarını belirlemek üzere ihraç edilecek ürünlerde mikrobiyolojik analizler ve ağır metal analizleri yapılıyor. Söz konusu analizler için de numune başına 750-800 lira ödeme yapılıyor. TIR KARNELERİ İhracatçının rahatsızlık duyduğu konulardan biri de ticaret ve sanayi odaları tarafından düzenlenen serbest dolaşım sertifikaları, menşe şahadetnameleri için alınan matbu ücret. Ayrıca odaların dağıtımını yaptığı TIR karnelerinden alınan ücretler de yüksek bulunuyor. 14 yapraklı bir TIR karnesi için 129 lira ödemek gerekiyor. Söz konusu tutarlar bir araya getirildiğinde, tarımsal ürün ihracatçısının sıkıntısının nedeni de ortaya çıkıyor. Bu mali yüklere döviz kurundaki sert değişimler de eklenince, ihracat riske giriyor. Kamu yükü rekabeti yok ediyor İhracatçının kamusal yüklerini değerlendiren Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mevsim Gıda Genel Müdürü Özkan Kamiloğlu, “Rekabetin bu kadar yoğun olduğu bir dünyada kendi şartlarımızı biraz daha iyileştirerek ihracatın önünü açma fırsatı buluruz” dedi.İhracata konu olan tarımsal ürünler üzerindeki kamu yükünün rekabet gücünü yok edecek düzeyde olduğunu vurgulayan Kamiloğlu, buna döviz kurunda yaşanan olumsuz gelişmeler de eklenince, ihracatçının çok zor durumda kaldığını kaydetti. Bir kamyon domates ihraç etmek için tarladan, ürünün gideceği ülkeye varmasına kadar geçen süreçte sayısız mali yüklerle karşılaştığını anlatan Kamiloğlu, ihracat sürecinde pek çok ödemenin olması gerekenin üzerinde seyrettiğini söyledi. Kamiloğlu, şunları söyledi: İHRACATÇIYA EK KÜLFET “Örneğin ticaret ve sanayi odaları Tır karnelerinin dağıtımını yapıyor. 14 yapraklı bir TIR karnesinden 129 lira alınıyor. 2009 yılında bir milyon 49 bin 385 adet belge dağıtıldığını göz önüne alırsak, ortaya çıkan miktarı tespit etmek mümkün olacaktır. Aynı şekilde, pestisit analizlerinde her bir numune için ödenen bedel 750-800 lira arasında değişiyor. Ayrıca, yaş meyve sebze taşıyan araçların büyük çoğunluğu gece geç saatlerde ancak yola çıkabilmektedir. Bu bakımdan bu tarz yüklerin büyük çoğunluğu gümrüklere mesai saatlerinin dışında ulaşabiliyor ve dolayısıyla ödenen bedeller de daha fazla oluyor. Bu da hiç şüphe yok ki ihracatçılara ek bir külfet getirmektedir.” Enerji bedelleri içinde alınan yüzde 2’lik TRT payını da eleştiren Kamiloğlu, “Bu pay son derece haksız bir tevkifat olup diğer yayın kuruluşlarına karşı uygulanan haksız bir rekabet unsurudur. Bu TRT’nin serbest rekabet şartlarında kendisini rekabete hazırlamasına da mani olmaktadır” dedi. Özkan Kamiloğlu, küresel kriz sonrasında zaten pazar sıkıntısı yaşayan ihracatçının içeride de gerekli destekleri görmesi gerektiğinin altını çizerek, içerideki koşulların iyileştirilmesi ile ihracatçının önünün açılacağını ifade etti.
|

Bir yandan avro dolar paritesindeki dolar lehire gelişme, bir yandan kısa vadede değerlenen TL ihracatın alarm vermesine neden oldu. Haziran ayı ihracatı yalnızca yüzde 0,5 oranında artarken, büyüyen dış ticaret açığı endişeleri de artırdı. İhracatçı kaygılarını yüksek sesle dile getirmeye başladı.
İhracatçının kamusal yüklerini değerlendiren Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mevsim Gıda Genel Müdürü Özkan Kamiloğlu, “Rekabetin bu kadar yoğun olduğu bir dünyada kendi şartlarımızı biraz daha iyileştirerek ihracatın önünü açma fırsatı buluruz” dedi.