İhracatçılar, kur sorunlarını Durmuş Yılmaz’a anlattı
Cuma, 17 Eylül 2010 15:54
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın katılımıyla İstanbul'da yapıldı. İhracatçı, düşük kurla ilgili sıkıntılarını en yetkili isme aktardı. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, bu yılın ilk çeyreğinde ihracatın yüzde 6,3 arttığını, ikinci çeyrekte bunu yüzde 23,9'a çıkardıklarını, ancak üçüncü çeyrek itibariyle ihracatta sıkıntılı bir durumun ortaya çıktığını belirterek, Temmuz ayında ihracatın tek haneye gerilediğini, Ağustos'ta tekrar iki haneye çıktığını, ancak ikinci çeyreğin artış hızını yakalayamadıklarını anlattı.

İHRACATÇI: CANIMIZ YANIYOR
Yılbaşından bu yana enflasyon ve nominal kurdaki gelişmeden dolayı TL'nin yüzde 10 değerlendiğine işaret eden Büyükekşi, ''Bu bir sonuç. Bu sonucu dengelemek için maliyetlerde yüzde 10'luk iyileştirme yapmak mümkün değil. Kaldı ki bazı sektörlerimizde işçiliğin tüm maliyet içindeki payı yüzde 10 bile değil. Durduk yerde, çok hızlı bir şekilde rekabet gücü kaybediyoruz. Biz bu durumdan etkileniyoruz. Canımız yanıyor. 'Yapacak bir şey yok, ülke kabuk değiştiriyor, sizlerin bir kısmı da bitecek' denirse biz üzülürüz. Biz Türk ihracatçıları, Türkiye'deki rekabetçiliğimizi kaybedince başta tekstil ve konfeksiyon olmak üzere yatırımlarımızı Mısır veya başka yerlerde yaparak ayakta kalırız ama ülkemiz kaybeder. İhracatçımızın yüzde 72'si 'en büyük sorunum kur' diyor ve 'bu sebepten fiyat veremiyorum' diyor. Bundan daha büyük bir çığlık olabilir mi? Bu çağrıyı nasıl karşılayacağız ve çözüm bulacağız? Temel sorunumuz budur. Dalgalı kur uygulanmasına rağmen güçlü döviz girişleri ulusal paranın sürekli değerlenmesine yol açıyor. Bu da sert ve maliyetli düzeltme gereği ortaya çıkarıyor” dedi.

EN BÜYÜK TEHLİKE NE?
2001'de dolar kurunun 1,45 ve brüt asgari ücretin 205 lira, 1.000 dolar ile de 7 işçi çalıştırmanın mümkün olduğunu belirten Büyükekşi, ''2010'a geliyoruz. Dolar kuru 1,50, brüt asgari ücret 856 TL. Şimdi 1.000 dolar ile 1,7 işçi ancak çalıştırılabiliyor. 9 yılda işçilik maliyetleri yüzde 311 artmış. Aynı dönemde enflasyon yüzde 151 artmış. Dolar ne kadar artmış? Hiç... Tablo bu... Gerçeklik bu... Buyurun işin içinden hep beraber çıkalım... Merkez Bankasının gelişen şartlar karşısında aktif davranması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Türkiye'ye ciddi sermaye girişlerinin beklendiği bir dönemdeyiz. Merkez Bankasının kurlarla ilgili pozisyonunu açıklamasını bekliyoruz'' diye konuştu.
Orta vadede bir ''Türkiye balonu'' oluşmasından korktuklarını, dışarıdan kontrolsüz bir şekilde Türkiye'ye akan paranın varlık fiyatlarını, Borsayı şişireceğini ve nominal kurları daha da düşüreceğini iddia eden Büyükekşi, ''En büyük tehlike budur. Dışarıdan gelecek finansmanın rekabet gücümüzü geriletmeyeceği bir mekanizma kurmamız lazım. Bunun üzerine bütün kurumların kafa yorması lazım. Merkez Bankası bizzat bizimle bu tartışmaya katılmak zorundadır'' dedi.

YILMAZ NE CEVAP VERDİ?
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz konuşmasında, ''Geldiğimiz nokta itibariyle Türkiye fiyat istikrarından henüz uzak bir noktadadır'' dedi. Yılmaz şunları söyledi: “(Bu rejimin değiştirilmesini istemiyoruz) varsayımı altında ne yapılabilir? Rezervler nasıl artırılabilir? Kurdaki değerleme nasıl önlenebilir? sorularının yanıtını aramaya çalışacağız. Yapabileceklerimiz belli. Baştan açık ve net olarak söyleyeyim, eğer yapamayacağımız bir şey var ise olmayacak bir şey var ise ben şahsen Merkez Bankası Başkanı olarak söylüyorum. Gereksiz yere beklenti yaratarak hayal kırıklığı yaratmak istemiyoruz. Sizinle gayet açık ve net olmak istiyoruz, yapabileceklerimizi yapacağımızı söylüyoruz, yapamayacaklarımızı da açık ve net bir şekilde yapamayacağımızı söyleyeceğiz.
Merkez Bankası sadece enflasyonu değil kur gelişmelerini, cari açığı, bankacılık sistemini, ihracatı, istihdamı ve genel olarak iktisadi faaliyetteki gelişmelerin tümünü gözetir ve takip eder. 2008 yılının son çeyreğinde ekonomide yaşanan çalkantılar nedeniyle Türk Lirası'nda değer kaybı yaşandı. Kamuoyunda yüksek faiz düşük kur olarak ifade edilen bir politika uygulanıyor olsaydı bu dönemde politika faizlerinin yükseltilmesi gerekirdi. Merkez Bankasının fiyat istikrarı hedefinden sapmadan reel kesime ilişkin kaygıları da göz önüne aldığını ortaya koymaktadır.
İhracatımızın önemli bir kısmının krizden göreli olarak en çok etkilenen ülkelere yönelik olması kriz süresince, Türkiye'nin krizden dış ticaret kanalıyla etkilenmesine neden olmuştur. AB'nin en büyük ihracat pazarımız olduğu göz önüne alındığında Avrupa ekonomilerinin içinde bulunduğu sorunlar ülkemiz için de önemli bir risk teşkil etmektedir. Bankamız tarafından hesaplanan Türkiye'nin dış talep dengesi göstergesi, küresel ekonomiye kıyasla Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki toparlanmanın daha yavaş olacağına işaret etmektedir.

KUR DEDİĞİNİZ YERE GELMEYEBİLİR
Yılmaz, Merkez Bankasının döviz rezervini 100-120 milyar dolara çıkarabileceklerini belirterek, ''Ancak kur, illa dediğiniz yere gelmeyebilir'' dedi. Yılmaz, Tobin vergisi türü önlemlerin ne tür sonuçlar doğurduğuna değinirken, Brezilya'da uygulamaya konulan Tobin vergisinin fazla caydırıcı bir etkisi olmadığını, portföy yatırımlarının vergi konulduktan sonra da artmaya devam ettiğini anlattı. Döviz kurlarına müdahale konusuna işaret eden Yılmaz, uygulama ve tespitlerine ilişkin bilgi verirken, 2005-2006 yıllarında yüksek miktarda gerçekleştirilen döviz müdahalelerinin döviz kuruna etkisinin sınırlı kaldığını söyledi.
Durmuş Yılmaz, faiz indirim talepleri konusuna değinirken, Merkez Bankasının kendisini verilen görev çerçevesinde elindeki veriye baktığını vurgulayarak, ''Ancak 'Türkiye'de faizler yüksek mi?' sorusunu sorduğumuzda ve diğer ülkelerle kıyasladığımızda şunu görüyoruz; Türkiye'de faiz oranları enflasyon beklentileriyle uyumlu bir seviyededir. Gelişmekte olan ülkelerle kıyasladığımızda ülkemizde reel faizlerin düşük bir seviyede olduğu görülmektedir'' diye konuştu.