Ekonomi Haberler
- google_deneme
- EPDK tarifeyi neden özelleştirmeden önce değiştirmedi
- Elektrikte tarife değişikliği dağıtım firmalarına mı yarıyor?
- Tekstil ithalatındaki korunma tebliği tartışılıyor
- Pamuk ve iplik fiyatlarında neler oluyor?
- MKP OSB'den yatırım atağı
- Parseker'den sonra Ali Uğur da BTSO OSB için aday
- Otomotiv sanayi 15 milyar dolar ihracat yaptı
- BTSO OSB’de tansiyon yükseliyor
- Kalıpçıların hedefi 1 milyar dolar ihracat
| Ekonomide iyimserlik artıyor |
| Pazartesi, 10 Mayıs 2010 17:26 | |||
Dilek GÖRAL Uludağ Üniversitesi İktisat Topluluğu'nun, Üniversite ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın katkılarıyla düzenlediği 2. Uludağ Ekonomi Zirvesi, birbirinden önemli konukları ile ekonominin gelecekteki görünümüne ilişkin ipuçları verdi.Bu yıl ‘Dünyadaki ekonomik modeller ve Türkiye'nin krizden çıkış süreci’ ana teması ile gerçekleştirilen iki günlük zirvede, para piyasaları ve reel sektörün uzman isimleri, görüşlerini katılımcılarla paylaştı. İŞ DÜNYASI İLGİ GÖSTERMEDİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Celal Sönmez ve Dubai’deki Dünya Turizm Fuarı’nda bulunması nedeniyle Vali Şahabettin Harput katılamadıkları zirveye onur konuğu olarak davet edildiği hatta bu yılki Onur Ödülü'nün verileceği ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan da gelmedi. Babacan’ın, cd ile gönderdiği konuşmasını katılımcılar barkovizyonla izledi. Ödülünü de Vali Yardımcısı Mehmet Vedat Müftüoğlu aldı. Zirve bu yıl iş dünyasından da beklenen ilgiyi görmedi. BTSO’da gerçeklen zirvede geçen yıl katılımcıların yarısı işadamlarından oluşurken, bu yıl üniversite öğrencileri ağırlıktaydı. BU RİSKLERE DİKKAT Geleceğe dair iyimser öngörülerin hakim olduğu zirvenin açılışında konuşan BTSO Başkan Yardımcısı Ali Hazır, Dünya Bankası ve IMF’nin Türkiye için 2010’da yüzde 3-5 arasında büyüme öngörüsü ve içeride de iyimser beklentilerin olduğunu kaydederken, artan enerji bağımlılığı, yükselen emtia fiyatları, ihracatın ithalattan daha düşük performans göstermesi, düşük kapasite kullanımının yeni yatırımları engellemesi, tarımda artan gizli işsizlik ve KOBİ’lerin artan finansman ihtiyacının krizden çıkış temposunu düşürecek riskler olduğuna işaret etti. Hazır, iş dünyasının 2010-2011 için hükümetten üç önemli beklentisinin ise, vergi indirimi, sosyal güvenlik yükünün azaltılması ve iç piyasayı canlandıracak önlemler olarak sıraladı. OTURUM KONULARI Zirvede iki gün boyunca; Küresel mali kriz sırasında ve sonrasında Türk bankacılığı, Özel sektörün mali kriz yapılanmaları ve gelecek rotaları, Akademisyenler gözünden küresel kriz, Küresel kriz sırasında şehir ekonomisi: Bursa örneği, AB ekonomik konumu ve Türkiye ilişkileri başlıkları altında 5 oturum gerçekleştirildi. İnsan hakları, çevre koşulları ve yolsuzlukla mücadelede evrensel koşullara bağlı kalacağını taahhüt eden BTSO’nun Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne de imza attığı zirve, eğitimci ve köşe yazarı Abbas Güçlü’nün konuk olduğu İktisat Topluluğu Özel Oturumu ile sona erdi. Zirvenin en ilgi çeken bölümü ise elektronik oylama ile yapılan anketler oluşturdu. Ali Babacan (Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı): 2001 krizinde Milli Gelirin üçte birini bankalar yüzünden kaybettik. Aynı hatanın tekrarlanmasına izin veremezdik. Bize 2003’ten beri bu işin reçetesi nedir, diye soruyorlar. Tek kelimeyle özetliyorum: Güven… Güveni kaybettiğinizde ne yaparsanız yapın kurtuluşunuz mümkün değil. Yabancı kuruluşlar raporlarında Türkiye’nin 2010’da Avrupa’nın en hızlı büyüyecek ülkesi olduğunu söylüyor. Hele attığımız adımlarla, anayasa değişikliği ile siyasi istikrar da sağlam zemine oturttuğumuzda Türkiye’de neler neler olacak, göreceksiniz. Mehmet Yörükoğlu (Merkez Bankası Bşk. Yrd.): Kriz en fazla dış ticareti etkiledi. Bütün sektörler aynı şekilde etkilenmedi. Bu bir sektörel şoktur ve aşırı işsizlik yaratır. Oysa şok bütün sektörlere yayılsa işsizlik bu kadar artmazdı. O yüzden sermaye ve işgücünü yer değiştirmek talebin canlı olduğu sektöre kaydırmak zorundasınız. Ekonomik daralmalar fırsattır, verimli olan öne çıkıyor. Bu süreçte ülkeleri ayrıştıran mali disiplin olacak. Düşen reel faizler kalıcı olarak devam edecek ve üretim hızlı ve verimli olacak. Akil Özçay (TEB Baş Danışmanı): 2001 krizinden çıkışta normalleşme süreci uzun sürdü ve gerçek normalleşme 2007-2008’de yaşandı. Demek ki bizim normalleşmemize 7-8 yıl var. Bankalar reel sektörü finanse edebileceği bir noktaya doğru gidiyor, bu da bilançolarında daha fazla kredi bulunduracakları anlamına geliyor. Şakir Ercan Gül (TMSF Başkanı): Olay Medya ihalesini haziranda yapacağız. Cavit Çağlar’ın talip olup olmadığını ihale günü göreceğiz. Bizim rızamız dışında alması mümkün değil. Bizimle yapılacak protokol ve bunun getireceği müşteri çerçevesinde belki düşünülebilir. Ama normalde ihale sürecinde bekleyeceğiz. Satış gerçekleşirse kim en yüksek fiyat verirse onu alacak. Çağlar ihale sonrasında TMSF'ye borçlarıyla ilgili gerçekçi çözüm sunarsa medyayı geri alabilir. Fakat ilgili hakim ortağın borçlarıyla şirketin değeri arasında ciddi orantısızlık var. Değişik bir sermaye grubuna gitmesinde fayda var. Diğer varlıklar önemli burada. Ödeme planı konusunda alternatifler üzerinde duruyoruz. Temerrüde düşmüş bir protokolü var ama temerrüdü sanayi tesisleri nedeniyle uygulamadık. Çünkü en önemli stratejimiz, sanayi tesislerine zarar vermemek. Bu işletmeler istihdam üreten, katma değer üreten işletmeler. Bunları yumuşak bir formülle çözmeye çalışıyoruz. Hamdi Akın (Afken Holding YK. Bşk.): Devlet ve özel sektörün krizi hissetmeleri borçlarına göre farklılık gösterir. Türkiye’de özel sektör krizi iyi yönetti. Devlet olsa yönetemezdi. Çünkü özel sektör borçlarını nitelikli yatırımlara harcamıştı. Tek sorun ilave yatırım yapamadı. Biz Holding olarak borçlu yakalandık rasyolarımız uygun olmadığı için de araç muayene istasyonlarındaki üçte birlik payımızdan çıktık hemen ve bu şekilde krizi iyi yönettik. Cemalettin Sarar (Sara YK. Bşk.): Kriz döneminde fiyatları düşürdük, maliyetleri azalttık. Dünya markalarına mal diktik. Bunu 10 liraya değil 5-6 liraya yaptık ama bir işçi bile çıkarmadık, aksine işçi aldık. Komşu ülkelere sahip çıkıyoruz. Biz krizleri atlatırız bunun için de çok iyi markalaşmamız lazım. Celal Doluel (Ulusoy CEO’su): Kriz sözünü kabul etmiyorum. Artık yüksek karlar beklemeyin. Eskisi gibi kısır tedbirlere gitmememiz lazım. Türkiye’de krizde en çok lojistik sektörü hırpalandı. Hızlı davranmazsak, Ukrayna ve Yunanistan lojistik merkezi olma rolünü üstlenecek. Üç tarafımız denizlerle çevrili ama üs olamıyoruz. Erol Bilecik (Index Grup CEO’su): Krizle birlikte oyunun kuralı değişti, iş ahlakı değişti. Bundan sonrası çok önemli, teknolojik gelişimin göz ardı edilmemesi lazım. Hindistan ve Çin gerçeğini çok ciddiye almak ve Çince de öğrenmekte yarar var. Yeni Microsoftlar yaratmamak için hiçbir nedenimiz yok. Dünyada bugün bir transistör, bir adet pirinç tanesinden daha ucuza üretilebiliyor artık. Sena Kaleli (Kamil Koç YK. Bşk. Yrd.): Kara ulaşımı yapan bir şirket sahibi olarak konuşuyorum. Türkiye'nin tüm şehirlerinde kolay ulaşım sağlanırken, Bursa hala İstanbul'un arka bahçesi konumunda. Bursa'da güzel bir kongre merkezi açılıyor. Ancak ulaşım konusunda ciddi sıkıntı yaşayacağı belli. Bursa şehir içi ulaşımda da en pahalı kentlerin başında geliyor. Tüm girdilerde en fazla maliyet artışı ulaşım sektöründe yaşanıyor. Mazotun yüzde 33 rafineri çıkış fiyatı, yüzde 67’si KDV ve ÖTV. Bu durum sektörde sıkıntı yaratıyor. Dolayısıyla kültüre, sanata veya herhangi bir sosyal etkinliğinize ulaşamıyorsunuz. Bunun yanında kayıt dışı ekonomi ortaya çıkıyor. Benim şirketimde böyle kaçak mazot hadisesi yok. Ama bütün rakiplerimde var. Benim rekabet gücüm böyle gidiyor. Ben size sizin güvenliğinizi sağlamak için fiyatları minimumda tutmak zorunda kalıyorum. Çünkü daha ucuz mazot bulan onu kullanıyor ve çok ucuza yolcu taşıyabiliyor Arif Özer (BUSİAD Başkanı): Krizin altı aşaması var. Korunma refleksi, kabullenme, plan oluşturma, planın alt aşamalarını oluşturma, planın devreye sokulması, krizin görülmesi ile uzun vadeli çözümlerin devreye sokulması. Türkiye şu anda krizin beşinci ve altıncı aşamalarını yaşıyor. Kriz dönemlerinde hedef küçültme, insan kaynaklarına önem verme, iletişim ve bilgilendirme, Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları hayati önem taşıyor. Bahadır Özgün (GESİAD Başkanı): Bu kriz dış kaynaklı olduğu için Türkiye’nin önceden gardını alma şansı oldu ve krizi hafif atlatmış olduk. Bursa’da ise ürün çeşitliliği nedeniyle krizin aşılması daha kolay oldu. 2008'in ilk 4 ayında 9,7 milyar dolar olan ihracatımız, 2009'un aynı döneminde yüzde 51 azalmayla 4,7 milyar dolara geriledi, 2010’un ilk 4 ayında yüzde 35’lik artışla 6,4 milyar dolara yükseldi ve Bursa bütçe fazlası veren eski haline geldi. Zirvede yapılan anket ve sonuçları1-Krizin bankalar üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasının en önemli nedeni nedir?a-Sermaye yeterliliğinin artırılması %30,8 (48) b-Riskli bankaların piyasadan çekilmiş olması %19,9 (31) c-BDDK’nın etkin gözetim ve denetimi %49,4 (77) Toplam: 156 2-Krizde MB’nin faiz indirme politikasının bankacılıkta ne yönde etkisi oldu? a-Olumlu etkilemiştir %86,4 (140) b-Fikrim yok %1,9 (3) c-Olumsuz etkilemiştir %11,7 (19) Toplam: 162 3-Krizde KOBİ’lerin rahat kredi bulması için devletin bankalara yönelik alacağı en etkin yöntem nedir? a-Kamu bankalarının etkin rol alması %11,1 (19) b-KOSGEB kredilerinin arması ve aktif olması %36,3 (62) c-KOBİ’lere özel kredi piyasası oluşturulması %46,2 (79) d-Eximbank’ın ihracatçı KOBİ’lere destek olması %6,4 (11) Toplam: 171 4-Krizde özel sektörün mali yapılanmasında hükümetin uyguladığı politikalar yeterli oldu mu? a-Evet oldu %35,3 (43) b-Fikrim yok %6,6 (8) c-Hayır olmadı %58,2 (71) Toplam: 122 5-Kriz sonrası Türk şirketlerini en önemli stratejisi ne olmalı? a-İnovasyona yönelme %44,0 (55) b-Markalaşma %29,6 (37) c-Devlet teşvikleri ile maliyetin düşürülmesi %26,4 (33) Toplam: 125 6-Sanayinin geleceğine yönelik ekonomik tehditler için belirlenecek ulusal strateji ne olmalı? a-Ulusal inovasyon sisteminin etkin hale getirilmesi %52,7 (68) b-Korumacılık tedbirlerinin alınması %19,4 (25) c-Yakın pazarlarla ticaretin artırılması %27,9 (36) Toplam: 129 7-Kriz Türkiye’yi en çok hangi kanaldan etkiledi? a-İhracat pazarlarının daralması %58,6 (17) b-Kısa vadeli fon girişlerinin azalması %27,6 (8) c-doğrudan sermaye yatırımlarının yavaşlaması %13,8 (4) Toplam: 29 8-Kriz sonrası ulusal ve uluslar arası ekonomik politikalarda ne değişiklik olabilir? a-Korumacılık artabilir %12,1 (4) b-Finansal sistemde düzenleyici mekanizmalar artabilir %54,6 (18) c-Talep eksenli refah devletine dönüş %33,3 (11) Toplam: 33 9-Krizin Türkiye’de işsizlik üzerindeki etkisi kalıcı olabilir mi? a-Evet olabilir %46,4 (13) b-Fikrim yok %3,6 (1) c-Hayır olamaz %50,0 (14) Toplam: 28 10-Bursa’nın gelişmesinde rol oynayacak en önemli işbirliği modeli hangisidir? a-İş dünyası-yerel yönetim %41,8 (59) b-Yerel yönetimler-üniversite %5,7 (8) c-STK-yerel yönetim %7,8 (11) d-Üniversite-iş dünyası %44,7 (63) Toplam: 141 11-Bursa sanayisinin krizi atlatmada öncelikli stratejisi ne olmalı? a-İnovasyon ve teknolojik gelişme %63,4 (90) b-Bölgesel teşvikler artırılmalı %12,0 (17) c-şirketler küçülerek daha esnek hale gelmeli %11,3 (16) d-Rekabet öncesi işbirliği %13,4 (19) Toplam: 142 12-Bursa ekonomisinin inovasyon stratejisi ne olmalı? a-Teknolojik gelişimi hızlandıracak bölgesel aktörler belirlenmeli %21,5 (29) b-Üniversite sanayi işbirliğine önem verilmeli %33,3 (45) c-Bölgesel bilgi bankası oluşturulmalı %1,5 (2) d-Bölge firmalarına yönelik Ar-Ge teşvikleri artırılmalı %43,7 (59) Toplam: 135 13-AB’deki cari fazla ve cari açık veren şeklindeki ikili birliğin geleceğini nasıl etkileyecek? a-Almanya gibi cari fazla verenlerin sayısı artacak %52,1 (62) b-AB’nin uzun dönemde dağılma sürecinin başlangıcı %21,9 (26) c-Avro ortak para birimi olmaktan çıkacak %5,0 (6) d-Bazı üyeler parasal birlikten çıkmak zorunda kalacak %21,0 (25) Toplam: 119 14-Türkiye AB ile imtiyazlı ortaklığı kabul etmeli midir? a-Evet etmelidir %9,5 (12) b-Fikrim yok %2,4 (3) c-Hayır etmemelidir %88,2 (112) Toplam: 127 15-Avro gelecekte doların yerini alacak rezerv para olabilir mi? a-Evet katılıyorum %55,0 (71) b-Fikrim yok %1,6 (2) c-hayır katılmıyorum %43,4 (56) Toplam: 129
|

Uludağ Üniversitesi İktisat Topluluğu'nun, Üniversite ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın katkılarıyla düzenlediği 2. Uludağ Ekonomi Zirvesi, birbirinden önemli konukları ile ekonominin gelecekteki görünümüne ilişkin ipuçları verdi.