| Uygarlık izleri silinmesin Bursa’nın |
| Pazartesi, 05 Nisan 2010 22:33 | |||
Esat KaplanKılıçbay’ın yapıtındaki temel tespit üzerine yıllardır düşünür dururum. Şöyle der, ‘Şehirler ve Kentler’de Kılıçbay: “Bir ilk farklılaşma olarak, bazı kentler bana erkekmiş (onlara kent diyorum), diğerleri de dişiymiş gibi (onlara da şehir diyorum) gelmektedir. Uygarlığı da dişi bir olay olarak gördüğüm için ayırım kendiliğinden netleşmektedir. Bana göre, şehirler uygarlık yanları ağır basan yerleşim yerleri, kentler ise daha çok insan ve bina yığılmaları olarak ortaya çıkmaktadır. Batı dillerinde ‘civitas’tan türeme civilis(z)ation kelimesi uygarlığı ifade etmektedir. Aynı zihinsel iklim Arapça’da da vardır ve bu dilin ‘medine’si (kent), medeniyet kelimesine can vermiştir. Demek ki insanlığın bizim temasta bulunduğumuz iki büyük kitlesi, uygarlığı herşeyden önce kentsel bir olgu olarak görmektedir.” Bu kavramlaştırmadan yola çıkan Kılıçbay, İstanbul’u ‘şehir’ olarak niteler. Bütün yozlaşmaya karşın dişidir İstanbul, ona göre. Başka bir yerden de söz etmez. Peki biz Bursa’ya ne diyeceğiz? Şehir midir Bursa, kent mi yoksa? Dişi midir, erkek mi? Yıllardır üzerinde düşünüp durduğum bu soru, mekandan mekana farklı karşılıklar bulmaktadır. Hisariçi’ndeysem örneğin ya da Kozahan’da kahve içiyorsam ıhlamurlar altında… Kentin karmaşına sadece birkaç adım uzakta olmama karşın sanki yüzyıllar öncesinin havasını soluyor gibi olurum. Gölyazı’da turlarken adanın çevresini, her adımda karşıma çıkan antik taşlar, yüzyıllara dayanan uygarlıkların sırlarını fısıldar kulaklarıma. O zaman dişidir Bursa, şehir tüm görkemiyle kucaklamaktadır bizi! Oysa o kadar değil. Tophane’den aşağıda, Kozahan’ın taç kapısının dışında ya da Gölyazı’ya birkaç kilometre uzakta; koskoca bir kent vardır. Soluk almayı zorlaştıran devasa yapıları, akıllara zarar trafiği, uzaklarda derme çatma kaçak binaları, plansız yolları, sorun yumağı mahalleleriyle… Yine de uygarlıklar beşiğidir Bursa, dişidir; şehirdir. Bir köy olmamıştır hiçbir zaman ya da bir kasaba. Köyken kente dönüşmemiştir. Bir şehir olarak kurulmuştur Bursa ve öyle kalacaktır. Ancak uygarlık izlerinin silinmemesi, çağdaş gelişimini sürdürürken bu temel gerçeğin yönetenler ve kentlilerce unutulmaması koşuluyla… Ekonomik PUSULA’nın ‘Yarının Bursası’ projesi işte bu düşüncelerle hazırlandı. Bursa şehir olarak kalmalı! Yerel yönetimlerin 2009-2010 yıllarının hesabını verdiği bir dönemde, Bursalı ve Bursacı PUSULA yazarları, şehir için kalem oynattı. Kimi düşlerinin Bursası’nı yazdı, kimi çocukluğunun şehrini, kimi geleceğe yönelik öngörülerini…
|

Esat Kaplan