Kimliksiz Bursa’ya doğru
Pazartesi, 05 Nisan 2010 22:42


Kent yöneticileri 2050 yılını planlamak yerine revizyonla yetinince ortaya kimliksiz bir kent çıkıyor.

Yıl 2020.

Acaba bu yılda kentimizden nasıl bahsedeceğiz? Tarih turizm kenti Bursa mı? Tarım kenti Bursa mı? Sanayi kenti Bursa mı? Yoksa, ah nerde o eski Bursa mı?
Bu sorunun cevabını şimdiden vermek elbette ülkemiz koşullarında oldukça zor… Günübirlik politikalarla, söylemlerle kaderi belirlenen kentler ve kentimiz. Düşünün elin Avrupalısı 50-100 yıllık planlar yaparak vizyon belirlerken, bizim kalkınma planlarımız bile 5 yıllık, yani seçim dönemi kadar. Onlar bile dönem içerisinde bilmem kaç defa değişikliğe uğramakta.
Böyle bir ortamda yalnız biz değil, kenti yönetenler de bırakın 10-20 yılı, bir seçim dönemi sonunda bile ne olacağını görememekteler. Belediye başkanlarının çoğuna sorsanız; 10 yıl sonra ilçeniz, kentiniz nasıl olacak, diye, eminim birçoğu bu soruyu geçiştirmenin yollarını arayacaktır.

KENT KİMLİĞİ
Bu ucu görülemezliğin asıl nedenlerinden bir tanesi kentlerin vizyonu ve kimliğinin olmamasıdır. Bursa ne kenti diye sorduğumuzda, herkesten ayrı bir cevap alacağımız kesindir. Ama bakın Avrupa kentlerine; Milano, Roma, Paris, Madrid vs. deyince hemen hemen herkesten aynı cevabı alabilirsiniz?
Bir kentin vizyon ve kimliğini belirleyen en önemli kriter, o kente ait üst ölçekli planlardır. Üst ölçekli planlar ilk olarak vizyonu ortaya koyar, sonra bu vizyonA ulaşmak için hedefleri, amaçları, araçları ve kriterleri belirler.
Son dönemde Bursa kentinin gündemini oldukça meşgul eden İstanbul Çevre Düzeni Planı’nın ilk cümlesinde, İstanbul için belirlenen vizyon, “Çevresel, toplumsal ve ekonomik sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda özgün kültürel ve doğal kimliğini koruyarak gelişen, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip bilgi toplumuna dönüşen yaşam kalitesi yüksek bir İSTANBUL” olarak dile getirilmiştir. Plan her ne kadar çevre illere yüklediği fonksiyonlar açısından oldukça tartışma yaratsa da belirlediği vizyona ulaşmak için koyduğu kriterle oldukça tutarlı bir plandır.
Bu örnekten sonra bakıyoruz, kentimizin üst ölçekli planlarına ve bu planlarda belirlenen vizyona?

BURSA’NIN ANAYASASI
Sayın Erdem Saker döneminde, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Valilik, Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle yapılan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından 19 Ocak 1998 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Bursa 2020 Yılı Çevre Düzeni Planı’nda, planın amacı: “Bursa 2020 Yılı 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı, 2020 yılını hedef alarak, Bursa İl’inde sürdürülebilir, yaşanabilir bir çevre yaratılmasını; tarımsal, turistik ve tarihsel kimliğinin korunmasını ve Türkiye’nin kalkınma politikası kapsamında sektörel gelişme hedeflerine uygun olarak belirlenen planlama ilkeleri doğrultusunda sağlıklı gelişmeyi ve büyüme hedeflerini sağlamak” olarak belirlenmiştir.
Plan; yapılış tarzı, içeriği, kapsamı ve yapıldığı dönemde ilk olma özelliği taşımasının yanı sıra getirdiği karar ile de örnek bir çalışmadır. Plan, Bursa kentini kendi içerisinde alt bölgelere ayırarak, bu bölgelere kentsel kimlikler yüklemiştir.
Plana göre Mudanya; tarih ve turizm kenti, Gemlik; liman ve limanla ilişkili depolama kenti, Doğu; su kaynakları ve verimli tarım arazileri ile korunacak bölge, Merkez; hizmet kenti vb. denilerek, planda tanımsız bölge bırakılmamış, her bölgeye planın amacına ulaşmak için kimlik belirlenmiş ve bu kimliğe uygun fonksiyon önerileri getirilmiştir.
Ancak planın onaylanmasının ardından değişen iktidarlar, belediye başkanları, kurum temsilcileri, değişen ülkesel politikalar, değişen uluslararası politikalar ve birçok sebeple planın ilk onaylandığı yıllardaki enerjisi kaybedilmiş ve plan raflarda unutulmuştur. Ardından Büyükşehir Belediyesi tarafından 2006 yılında onaylanan 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planları ve bu planlarla getirilen vizyonsuzluk, kimliksizlik sonucu plan hepten göz ardı edilmiştir.

REVİZYON VE PLAN DEĞİŞİKLİĞİ
Günümüzde bu yönde umut edici gelişmeler olmaktadır. Büyükşehir Belediyesi ve İl Genel Meclisi tarafından kentin üst ölçekli planı tekrar kent gündemine getirilmek istenmektedir. Bu kentin geleceği için umut verici bir durumdur.
Ancak bu konuda görülen, hissedilen tehlike edilen ise yine vizyonsuzluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmeler 1/100.000 ölçekli Bursa 2020 Yılı Çevre Düzeni Planı’nda revizyon çalışması yapılmak istenmesi yönündedir. Revizyon veya plan değişikliği kelimelerini duyunca, konudan anlayan herkes irkilmekte ve biraz da kuşkuya kapılmaktadır. Bunun nedeni şüphesiz ki; bu iki kelime ile yapılan tüm girişimlerin kentimize yarardan çok zarar getirmesidir.

50 YIL NEDEN PLANLANAMIYOR?
Neden kentimizi yönetenler ortaya çıkıp, “Biz 1/100.000 ölçekli Bursa 2020 Yılı Çevre Düzeni Planı’nın ana ilkelerine ve vizyonuna sahip çıkarak, planın eksik yönlerini gidererek 2050 yılının planını yapmayı hedefliyoruz” diyememektedirler? Kentin 40-50 yılını düşünüp, politika üretmek yerine revizyonu düşünmektedirler?
Sonuçta günümüzdeki gibi üst ölçekli planlarla şekillendiremeyen, belirli bir vizyona bağlı kalarak üretilmeyen, plan-proje bütünlüğü içerisinde değil, günübirlik projelerle yapılan yatırımlar kentin geleceğinin kararmasına sebep olmaktadır.
Kentimizde ulaşım master planı hazırlanmadan, her sabah kalktığımızda yenisine başlanan bat-çıklar, plan değişiklikleri ile üretilen adliye, stadyum, sağlık tesisi vb. yatırımlar ile çok kimlikli/kimliksiz bir Bursa yaratılmaktadır her gün.
Bu durum kenti yönetenlerin söylemlerinde de karşımıza çıkmakta, yapılan açılışlara göre; sağlık kenti Bursa, sanayi kenti Bursa, tarım kenti Bursa, turizm kenti Bursa, kongre kenti Bursa gibi söylemlerle bir kargaşa durumu içinde hareket edilmektedir.
Gelelim kıssadan hisseye. Biz Bursa olarak kentimizin geleceğini şekillendirecek vizyon ve bu vizyona uygun üst ölçekli planlarımızı yapıp, bu planlara sahip çıkmasak, elin İstanbullusu kendi vizyonu doğrultusunda, kirletici sanayisini de yollar, tehlikeli atığını da.
Bizde Bursa’da yaşayanlar olarak Uludağ’ın yamaçlarından bakıp iç geçiririz…
“Ah nerde o eski Bursa.”