|

Yazımın başlığını görerek, Yılmaz Güney’in meşhur ‘Yol’ filmini sizlerle paylaşacağımı sanmayın. Son günlerde kentimizi yakından ilgilendiren iki yol konusunu sizlere aktaracağım. Birincisi uzun süreden beri konuşulan İstanbul-Bursa-İzmir arasında kesintisiz ulaşımı sağlayacak olan otoyol projesi… Projenin ilk adımı olan, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yaptırılması planlanan projenin ihalesini, işletme süresini 22 yıl 4 ay olarak teklif eden Nurol İnşaat-Özaltın İnşaat-Makyol İnşaat-Astaldi İnşaat-Yüksek İnşaat-Göçay İnşaat ortak girişimi kazandı. Türkiye’nin batısında kuzey-güney koridorunda ulaşımı rahatlatmak üzere Gebze’den, İzmir’e uzanacak otoyolda, Körfez’den sonra köprü ile Orhangazi’ye bağlanacak yol, Bursa üzerinden Balıkesir’e geçerek İzmir’e ulaşacak. Otoyolun toplam uzunluğu 421 kilometre olacak ve mevcutta 6,5 saat olan İstanbul-İzmir arası 3,5 saate inecek. Otoyol projesi Bursamızda sadece köprüdeki tren şeritlerinin iptal edilmesi ile gündemde yer işgal etti. Halbuki ben bu otoyolun Bursamıza etkisinin çok boyutlu olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Bir yol yapılırken ilk sorulması gereken soru yolun amacı ve yol yapılması ile hedeflenenin ne olduğudur. Bu iki soruya bilimsel cevaplar verilebiliyorsa yolun yapılması doğrudur. Şimdi bu otoyol projesi ile hedeflenene bakıyoruz. İstanbul-İzmir arasının 3,5 saate indirilmesi… Peki, neden 3,5 saat? Amacı ne? İşte bu soruları sorduğumuzda yol projesi hakkında tereddütlere düşüyoruz. Eğer benim İstanbul’dan, İzmir’e mevcuttaki gibi 6,5 saatte gitme niyetim yoksa uçağı tercih eder yarım saatte ulaşırım, eğer yük taşımacığı ise deniz ve tren yolu ulaşımları mevcut, karayoluna göre daha az maliyetli olan bu taşımaları seçerim. Yolcu taşımacılığı ise o zaman tren yollarımızı modernize edelim. İşte bu noktada yolun yapılma amacı gündeme geliyor. Yolun amacı dışında Bursamıza olası etkilerinin de dikkatlice mercek altına alınması gerektiğini düşünüyorum. Bunlardan ilki yolun Uluabat Gölü’nden geçişi. Bilindiği üzere Uluabat yaşayan bir göl olması sebebiyle Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile koruma altına alınmıştır. Ramsar sınırları içerisinden geçirilecek bu yol şüphesiz ki bu bölgedeki doğal yaşama zarar verecek. Zaten bu tür yatırımlar Ramsar Sözleşmesi’ne de aykırı. Ayrıca otoyol projesi ile daha önceki yazılarımda yazdığım Bursa’nın, İstanbul’un arka bahçesi durumuna getirilmesi süreci kanımca daha da hızlanacak. Yolun tamamlanması ardından zaten kentimizde yaşanan sanayi yatırımlarındaki (BESOB Sanayi Sitesi, İnatlar Katı ve Tıbbı Atık Depolama Tesisi, Gemlik’te yaşanan lojistik firmalarındaki hareketlilik) artış, büyük bir ivme kazanacak. İstanbul’dan dışlanan sanayi tesisleri, otoyolun ardından ulaşımı oldukça kolay olan ve toprak rantı İstanbul’a göre daha düşük olan Bursamızı istilaya başlayacaklar, yerel yönetimler üzerinde muazzam bir baskı oluşacak. Ayrıca birde zaten sıkıntılı olduğumuz kum ve taş ocakları konusunda da, çok dikkat çekici hareketlilik başlayacağı düşünüyorum. Yolun yapımı sırasında ihtiyaç duyulacak hammadde en kısa yoldan, otoyolun yakın çevresinden temin edilmeye çalışılacaktır. Bu durum yeni taş ocaklarının açılmasını gündeme getirebilir. İşte böyle bir ortamda ben bu otoyol projesinin yerel yönetimler, meslek odaları, sivil toplum örgütleri tarafından kentimizde gündemin ilk sırasına alınması gerektiğini düşünüyorum. Kentimizi ilgilendirecek diğer önemli yol projesi ise Sayın Recep Altepe’nin seçim vaatleri arasında yer alan güney çevre yolu projesi… Proje ile kentin güneyinden, Uludağ yamaçlarından kente hizmet edecek servis yolu açılması düşünülmekte. Projeye ilişkin ilk somut adımlar geçen hafta içerisinde atıldı. Uludağ yamaçlarının 1. derece doğal sit alanı olması sebebiyle, Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulanması, Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik gereği yol projesine ilişkin hazırlanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planları meslek odaları ve (Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası davet edildiler, ancak Mimarlar Odası toplantıya katılmadı) mahalle muhtarlarına anlatıldı. Proje ile Uludağ çıkış yolunda, Demirkapı’dan gelen yolun üst tarafından, Yıldırım Akçağlayan Konutlarına uzanan yaklaşık 10 kilometrelik ve 8-10 metre uzunluğunda servis yolu yapılması planlanmakta... Ancak bu proje de kent kamuoyunda tartışılmadan yürütülmeye çalışılmaktadır. Yol konusunda görüşlerinin alınması gereken İnşaat Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Orman Mühendisleri Odası, Çevre Mühendisleri Odası gibi birçok meslek örgütünün görüşüne başvurulmamış, kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Ben bu iki yol projesinin de Bursa’ya etkilerinin Kent Konseylerinde, kamuoyunda tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Bu kapsamda buradan geçen hafta Kent Konseyi Başkanlığına seçilen Semih Pala’yı tebrik ediyor ve göreve çağırıyorum. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|