TOKİ arazime dokunma!
Pazartesi, 06 Temmuz 2009 13:58

alt

2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’na göre kurulan, günümüzde 10’u aşkın kanunla gücüne güç katan TOKİ, yasalarla kendine verilen; konut inşaatı ile ilgili sanayi ve bu alanlarda çalışanları desteklemek, özellikle kalkınma öncelikli yörelerde bulunan konut inşaatı ile ilgili şirketlere iştirak etmek, konut sektörüyle ilgili şirketler kurmak veya kurulmuş şirketlere iştirak etmek, ferdi ve toplu konut kredisi vermek, köy mimarisinin korunup, yenilenmesine yönelik projelendirmeleri kredilendirmek gibi asli görevleri yerine, yasalarda kendine tanınan muafiyetlerle müteahhit rolüne bürünmüştür.
Bunun son örneği Nilüfer ilçemizde yaşanmaktadır. 5747 sayılı yasa ile alanı 50 bin 757 hektara, nüfusu 269 bin 536 kişiye çıkan Nilüfer, kentin üst ölçekli planlarında Bursamızın gelişme yönü olarak belirlenmiştir. Yapılan plan nüfusu projeksiyonlarıyla, Nilüfer’in 2020 yılındaki nüfusunun yaklaşık 1 milyon 132 bin 800 kişi olacağı tahmin edilmektedir.
Nilüfer ilçesi böylesine büyük bir nüfusa ve gelişme potansiyeline sahip olmasına rağmen, kamu tarafından sağlık hizmeti sunulan bir hastaneye sahip değildir. Nilüfer’de yaşayanlara ivedi olarak sağlanması gereken bu kamu hizmeti için; mülkiyeti Hazine’ye ait olan 1887 ada 3 parseldeki 37 bin 645 metrekare alana sahip taşınmaz,  başta 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planları olmak üzere, 1/1000 ölçekli Fethiye-İhsaniye Revizyonu Uygulama İmar Planı’nda Sağlık Tesisi alanı olarak planlanmıştır.
Bu arazi gerek bulunduğu konum, gerekse ulaşılabilirliği gibi etmenler düşünüldüğünde Nilüfer ilçesi dışında, Osmangazi İlçesinin Emek, Hürriyet, Adalet, Bağlarbaşı, Hamitler ve Nilüfer köyü yerleşmeleri ile Mudanya İlçesinin Hasköy, Bademli, Çağrışan, Mürsel, Göynüklü, Aydınpınar yerleşmelerine hizmet edecek konumdadır. Şimdi sağlık tesisinin yapılmak istendiği bu arazi TOKİ tarafından adeta gasp edilerek, lüks konut yapılmak istenmektedir.
Başkanlığını yürüttüğüm Şehir Plancıları Odası, Kente ve kentliye ait olan kamu arazilerinin kısa vadeli, ekonomik kaygılarla “sat-kurtul” yaklaşımı ile Korupark’ta, Kent Meydanı’nda, İkea’da, Alman Hastanesi’nde ve daha bir çok örnekte olduğu gibi rant baskısı ve spekülasyonlar altında elden çıkarılmasına, kamu arazilerine yalnızca bir ekonomik değer olarak bakılıp, bu arazileri daha çok rant getirecek unsurlar olarak pazarlanmasına, kentin geleceğine ipotek konulmasına beri karşıdır ve karşı durmaya devam edecektir.
Kentimizde zaten az sayıda olan kamusal arazilerinin kamunun elinde kalması gerektiği ve bu alanların kentlinin yaşan kalitesini artıracak, kentin ihtiyacı olan sosyal donatı alanları olarak kullanılması gerektiğini düşünüyorum.
Bu kapsamda buradan TOKİ’ye sesleniyorum. ARAZİME DOKUNMA! Gerçi bu ses Bursa tarafından Belediyesinden, Valiliğine, Meslek Odalarından, Sivil Toplum Örgütlerine oldukça yüksek perdeden dile getirildi ve dile getirilmeye devam edecek.
TOKİ’nin bu kontrolsüz gücünden vazgeçip, kentin gelişimini belirleyen üst ölçekli planlarda belirtilen arazi kullanım kararlarına uymasını, kentsel yerleşime örnek olacak, insanca yaşama standartlarına uygun, çağdaş ve modern kent parçaları yaratmak için girişimlerde bulunmasını, birbirinden kopuk kar temelinde değil, kentsel sorunları çözecek bütüncül projeler üretmesini, kentin gelişiminde, planlamaya girdi oluşturacak ve ileride kentin muhtemel yeşil ve sosyal donatı alanı olarak kullanılabilecek alanlarının, geleceğe yönelik kestirimler yapılmadan kentsel yapılaşmaya açmak yerine, mevcut yıpranan dokularının iyileştirilmesinde rol üstlenmesini, projelerin yerel paydaşlarla, belediyelerle, meslek odaları ve yerel hakla paylaşılmadan yürütülmesi yerine, yerel yönetimlere örnek teşkil edecek katılımcı ve şeffaf süreçler izlemesini, toplu konut yasasında kendine verilen görev kalemlerinin hepsine aynı özeni göstererek, asli görevlerini unutmaması gerektiğini düşünüyorum.


Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız