Stadyumun kırmızı çizgileri
Pazartesi, 19 Ocak 2009 18:08

alt

2007 yılında başlayan stadyum tartışmaları, yoğun kent ve ülke gündemi arasında, arada unutulsa da, yerini başka tartışmalara bıraksa da, 2009’un bu ilk ayında tartışılmaya halen devam ediliyor.
Daha önce kentimizi havadan gezerek stadyuma yer arayan Sayın Başbakan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayını açıkladığı toplantıda, konuya tekrar müdahil olma gereği hissederek, Sayın Altepe’den stadı şehir dışına çıkarmasını ve boşalacak alanı “orman” alanına katmasını istemişti.
Yaşanan gelişmeler üzerine konunun takipçisi olan TMMOB’a bağlı meslek odaları olarak, stad konusuna ilişkin görüşlerimizi 13 Haziran 2007 ve 12 Mart 2008 tarihinde olduğu gibi 15 Ocak 2008 günü tekrar dile getirme ihtiyacı duyduk. Katılan meslek odaları adına açıklamayı benim okuduğum bildiride, stadyumun kırmızı çizgilerini dile getirdik. Peki, neydi bu kırmızı çizgiler?
Son yıllarda kenti ve kentliyi ilgilendirecek büyük ölçekteki projeler kamuoyunun fikrine başvurulmadan, tartışılmadan, oldubittiye getirilmekteydi. Stat konusunda da süreç bu yönde ilerlemekte ve tartışma Bursa’dan çok uzak mecralarda, Ankara’da yürütülmekteydi. Biz meslek odaları olarak sürecin, katılımcılıktan ve şeffaflıktan uzak, kent dinamikleri ile ortak akıl yaratılmadan şekillendirilmesine karşı çıktığımızı ve “eğer konu Bursa ile ilgiliyse kararı gene Bursa vermelidir” fikrini savunduğumuzun basın açıklamamızda ortaya koyduk.
Stad tartışmasının bugünün veya yakın geleceği ele alacak biçimde değil, geniş bir vizyonda kentin 20-25 yıllık gelişimini düşünerek şekillendirilmesini gerektiğini, bu vizyon ortaya konulmadan bugünkü kısır tartışmalarla konunun bir yere varamayacağını dile getirdik ve bu vizyon ortaya konulmadan stadın taşınmasına karşı olduğumuzu belirttik.
Belediye, meslek odaları, Bursaspor taraftarı ve yöneticileri, kısacası tüm taraflar karşılıklı oturur ve oluşturulacak 20-25 yıllık vizyonda stadın taşınması gerekliliği ortaya çıkarsa; taşınacak bölgenin kentin üst ölçekli planlarında belirlenen ana gelişim yönüne uygun, diğer spor aktivitelerinin de yer aldığı büyük bir spor konsepti içerisinde düşünülmesi gerektiğini ve BursaRay bağlantısı, ana arterlerle ulaşım bağlantısı ve diğer alt yapı ihtiyaçları önceden hazırlanmadan da taşıma işleminin yapılmaması gerektiği ve İstanbul’daki Atatürk Olimpiyat Stadı örneğinden ders alınması gerektiğini açıklamamızda dile getirdik.
Yine açıklamamızda, stat için alternatif arayışlara girildiğinde 2007 yılında yapıldığı gibi mevcut bölgenin otel ve alışveriş merkezi yapılarak, kent ve kentlinin olan arazinin rant ve spekülasyonlar altında elden çıkarılmasına izin vermeyeceğimizi belirttik.
Mevcut stat yerinin, Atatürk Spor Salonu, Atatürk Lisesi ve İpekiş ile birlikte Kültürpark’a dahil edilerek bölgenin ıslah edilmesi gerektiğini, İpekiş’e tekstil müzesi kimliği yüklenmesinin, spor salonu ve lisenin kaldırılarak bölgenin sağlıklaştırılmasının bu sayede Kültürpark ile Merinos arasında mekansal geçişin sağlanması gerektiğini, mevcut stadın ise metruk görüntüsünden kurtarılarak ilk yapıldığı yıllardaki orijinal mimarisine uygun olarak kentin bir simgesi, bellek noktası olarak, kentlinin özgürce spor yapabileceği, amatör maçların yapılabileceği bir kentsel yaşam alanı olarak korunması gerektiğini dile getirdik.
Biz meslek odaları olarak fikrimizi ortaya koyduk. Yerel seçimlerin yaklaştığı, belediye başkanı adaylarının yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığı bu dönemde şüphesiz ki stat tartışması değişik boyutları ile tartışılmaya devam edecektir. Önemli olan bu tartışmalardan bir takım çıkar gruplarının değil, Bursa ve Bursa halkının karlı çıkmasıdır.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız