Kentleşme Şurası
Pazartesi, 25 Mayıs 2009 15:50

alt

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlıklarına 27 Mayıs 2008 tarihinde başlanan ve 4-7 Mayıs 2009 tarihleri arasından Ankara’da gerçekleştirilen Kentleşme Şurası’nın sonuç bildirgesi yayınlandı.
Şura’da; “2008 itibari ile dünya nüfusunun yarısı ve Türkiye nüfusunun üçte ikisinin kentlerde yaşamakta olduğu, 1950’li yıllardan itibaren başlayan hızlı kentleşme sürecinde, Türkiye kentlerinin fiziki bir büyümenin yanı sıra, beraberinde getirdiği sosyal, ekonomik, çevresel ve kültürel boyutlarda önemli gündem maddeleri ile karşı karşıya olduğu” vurgulanmıştır. Şura’da Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından ilgili kurum ve kuruluşların çalışmalarına temel teşkil etmesi amacıyla başlatılan, “Sürdürülebilir Kentsel Gelişme Stratejisi ve Eylem Planı Hazırlama Projesi (KENTGES)” başta olmak üzere, yapılan çalışmalara değinilmiş ve Şura’nın hedefi; “ülkemizin kentsel gelişme dinamiklerini sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde değerlendirmek ve yaşanabilir yerleşmelere ulaşmak için akılcı stratejilerle somut eylemlerden oluşan bir program oluşturmaktır” şeklinde belirlenmiştir.
Şura çalışmalarında; Planlama Sistemi ve Kurumsal Yapılanma, Kentsel Teknik Altyapı ve Ulaşım, Kentsel Dönüşüm, Konut ve Arsa Politikaları, Afetlere Hazırlık ve Kentsel Risk Yönetimi, Kentsel Miras, Mekân Kalitesi ve Kentsel Tasarım, İklim Değişikliği, Doğal Kaynaklar, Ekolojik Denge ve Enerji Verimliliği, Kentsel Yoksulluk, Göç ve Sosyal Politikalar, Bölgesel Eşitsizlik, Yerel Kalkınma ve Rekabet Edebilir Kentler, Kentlilik Bilinci, Kültür ve Eğitim, Yerel Yönetimler, Katılımcılık ve Kentsel Yönetim olarak 10 başlık altında alt komisyonlar oluşturulmuş ve toplam 151 kurum ve kuruluştan katılan 296 üye, sorun, strateji ve eylemleri kapsayan tabloları hazırlamışlardır. Ankara’da 356 üyenin katılımıyla toplanan Kentleşme Şurası Genel Kurulu’nda kabul edilen raporlarda yer alan tespit ve önerilerden Şura sonuç bildirgesi yayınlanmıştır. Aşağıda yaklaşık 5 sayfalık bu sonuç bildirgesinin önemli bölümlerini sizlerle paylaşmak istiyorum:
Türkiye’de mekansal planlama alanında bütüncül bir bakış açısının geliştirilmesinin gerekli olduğu belirlenmiştir. Mevcut durumdaki çok parçalı kurumsal yapının ve dağınık planlama yetkilerinin birlikte ele alınması ve çerçeve bir kanun ile yeni bir planlama yaklaşımı ve planlama sisteminin geliştirilmesi gerekmektedir. Yeni planlama yaklaşımı; katılımcı, müzakereci, dinamik ve disiplinler arası gerçekleştirilen ve planı yalnızca fiziksel müdahaleye odaklanan nihai bir belge olarak değil, doğal ve kültürel değerlerin korunması ile sosyo-ekonomik gelişme için araçları ortaya koyan, birleştirici ve devamlılığı olan, stratejik amaç ve hedefleri içeren, izleme ve değerlendirme sistemi olan ve geri beslemeyi öngören, esnek bir süreç olarak tanımlanmalıdır.
Önerilen planlama sisteminin, salt kentleri değil, aynı zamanda kırsal yerleşmeleri ve kır-kent sürekliliğini de kapsayacak şekilde oluşturulması, Stratejik Planlama yaklaşımıyla Ülke Mekânsal Gelişme Stratejisinin hazırlanması gerekli görülmektedir.
Mevcut planlama araçlarının dar kapsamı göz önüne alındığında, uygulamaya yönelik arazi düzenlemeleri, vergilendirme, finansman sağlama ve ekonomik kayıpların telafisi konularında yeni uygulama araçlarının geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Her kademedeki planlama faaliyetleri için gerekli olan doğru, güncel ve sürekli veri akışının sağlanması konusunda müstakil bir yapılanmaya gidilmesi, mekânsal veri altyapısının geliştirilmesi ve bilginin yönetilmesi, arşivlenmesi ve paylaşıma sunulmasını içeren, mekânsal veri sisteminin geliştirilmesi gerekmektedir. Planlama etiğinin geliştirilmesi ve planlamada etkinliğinin artırılması sağlanmalıdır.
Teknik altyapı ve kentsel ulaşım sistemi, kentlerin mekânsal gelişiminde üstlendikleri belirleyici rol ile kentlerde sürdürülebilir gelişmenin sağlanması konusunda özel bir yere sahiptir. Kentsel teknik altyapı kapsamında, kent planlama ile teknik altyapı planlaması arasındaki eşgüdüm eksikliği giderilmeli ve herhangi bir imar planı değişikliği önerisinde, değişikliğin teknik altyapıya ilişkin etki analizi çalışmasının zorunlu kılınmasına dair düzenlemeler yapılmalıdır.Kentsel ulaşım alanında kent planlarıyla ulaşım planları bütünleşik olarak hazırlanmalı ve trafik etki analizleri yapılmalıdır. İmar mevzuatında sürdürülebilir kentsel gelişmeyi destekleyen, toplu taşım ve bisiklet kullanımını özendirici, yaya öncelikli ve sürdürülebilir ulaşımı teşvik eden kentsel gelişme modellerine dayanan planlama ilkeleri benimsenmelidir.
Kentsel ulaşımla ilgili ulusal düzeyde temel politikaları, öncelikleri ve ilkeleri içeren “Kentsel Ulaşım Stratejisi” belirlenmeli ve yerel yönetimler için bağlayıcı bir çerçeve oluşturulmalıdır.
Yüksek nüfus artışının sürdüğü kentlerde konut sorunu güncelliğini korumaktadır. Talep ile ruhsatlı konut arzı arasında yerleşmelere göre önemli farklılıklar bulunmaktadır. Düşük ve orta gelir gruplarının konut edinmede karşı karşıya bulunduğu ekonomik zorlukların aşılması konusunda, arsa arzından başlayarak konut ve dönüşüm stratejilerinde bütüncül bir yaklaşım geliştirilmesi gerekmektedir.
Bütünleşik bir konut politikası geliştirilerek, dar ve orta gelirlilerin nitelikli konut edinmelerine olanak sağlayacak stratejiler oluşturulmalı, kiralık sosyal konut sunumu teşvik edilmeli, yöresel özelliklere, sosyal ve kültürel yapıya duyarlı konutların ve konut alanlarının tasarımı ve üretimi desteklenerek, kaçak yapılaşmayı caydırıcı önlemler güçlendirilmelidir. İmar mevzuatına uygun yapılaşmada denetim sisteminin etkinleştirilmesi ve imar konularında uzmanlaşmış bir yargı sisteminin geliştirilmesi gerekmektedir. Kentsel saçaklanmaya yol açmayan planlama yaklaşımları benimsenmeli, parselasyon planlarının farklı taleplere cevap verecek niteliklerde arsa üretmesi sağlanmalıdır.Kentsel dönüşümün ekonomik, sosyal ve fiziksel boyutlarıyla bir arada ele alındığı “sürdürülebilir kentsel dönüşüm” politikaları geliştirilmelidir.
Ülkemizde güvenli, yaşanabilir ve afetlere hazırlıklı mekânların oluşturulabilmesi için afet tehlike ve risklerini dikkate alan yöntem ve yaklaşımların planlama sistemi ve yapılaşma süreci ile bütünleştirilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.
Çağdaş bir afet yönetim sistemine ulaşılması için, tehlikeleri belirleyen, afet riskini analiz eden, riski azaltmanın alternatiflerini ortaya koyan, afet-kalkınma ilişkisini gözeten bir yapı oluşturulmalıdır.
Yerleşmelerde tehlike ve risk kaynaklarının tespiti, risk azaltma çalışmalarının kurumsallaştırılması, planlara temel oluşturmak üzere ‘Sakınım Planları’nın planlama sistemi ve diğer mevzuat ile bütünleştirilmesi sağlanmalıdır.
Yoksulluk yaşanabilir kentlerin önündeki en önemli engel ve tehdittir.
Yoksulluk, göç ve kentsel yığılma sorunu ile başa çıkabilmenin en önemli yolu “istihdam odaklı yerel kalkınma modelleri”nin geliştirilmesi ve uygulanabilmesidir. Son yıllarda ülkemizde bu amaca hizmet etmek üzere önemli adımlar atılmaktadır. Yaygın örgütlenme, sektörel ve yerel kümelenme, kapasite geliştirme, kamu-üniversite-özel sektör işbirliği, yerel halkın ve üreticinin refahını hedefleyen yatırım politikaları ve yerel kaynakların korunarak değerlendirilmesi önemli unsurlar olarak görülmektedir. Ayrıca, kırsal kalkınmayı destekleyecek tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Yoğun göç veren bölge ve şehirlerde istihdam olanakları artırılmalıdır. Kentlerde kadınlar, çocuklar, yoksullar, yaşlılar ve özürlülerin dışlanmadan ve güvenlik içinde yaşayabilecekleri ortamın oluşturulması, muhtaç durumda olan bütün kesimlerin sosyal yardımlardan daha fazla yararlanabilecekleri bir mekanizma kurulması ve yeni sosyal politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Yoksulluk ve sosyal yardımlar konusunda hizmet veren sorumlu kuruluşların verilerinin birbirleri ile irtibatlı bir şekilde kullanılmasının sağlanması ve her belediyenin kendi sınırları içinde yaşayan sosyal hizmete ihtiyaç duyan nüfusu tespit etmesi ve bir veri tabanı oluşturması gerekli görülmektedir.
Yoksulluğun kalıcılaşmasını önlemek için bu kesimlere ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetleri ile sosyal konut sağlanması, gelir seviyeleri ve yaşam standartlarının yükseltilmesi hedeflenmelidir.
Karar verme mekanizmalarında ve uygulamada katılım, saydamlık ve hesap verilebilirliğin arttırılmasına yönelik önlemler alınmalı, yerel yönetim meclislerinin yapısı geliştirilmelidir.
Kentleşme Şurası sonuç bildirgesinde yer alan ve yaşanabilir yerleşme ve kentlere ulaşma hedefi doğrultusunda, ülkemizin bu Şura ile somutlaştırdığı, kentlerimizin yaşadığı sorunlara işaret eden ve öneriler getiren Şura kararlarının hayata geçirilmesi ve izleme süreci tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca sahiplenmeli ve benimsenmeli, ortak akılla hareket edilmelidir. Hep beraber bekleyip, göreceğiz, bakalım bu sefer alınan kararlar hayata geçirilebilecek mi? 

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız