Kamu arazileri kamunun olmalıdır
Pazartesi, 16 Şubat 2009 15:45

alt

 

Kentlerimizde çoğu kez, park, meydan, okul, sosyal tesis vb. kamusal alanların eksikliğinden ve plansız gelişmelerden şikayet etmekteyiz. Kentlerimizde planlı gelişmeyi sağlamak, sosyal donatıları oluşturmak ve kentsel yaşam kalitesinin yükseltmek asli görevi olan yerel yönetimler ise yine kentleşme adı altında, elinde bulunan en önemli arazi parçalarından vazgeçmekte, bu arazileri bireysel mülkiyete konu ederek yeni konut ve iş alanlarının açılmasını sağlamaktadır. Kamu arazileri satılarak gerçekleşen yoğun yapılaşmaların kentte yarattığı yığılma sorunlarını ve trafik kaosunu çözmek için büyük kaynak ve çaba harcanması gerekmektedir. Bu tür gelişmelerin tüm kente büyük maliyetler ödetmemesi için, bu satışlardan vazgeçilmesi çok daha akılcı, ekonomik ve kent ile kent halkı lehine bir durumdur.
Kamu arazilerinin, kısa vadeli ekonomik kaygı ile “sat-kurtul” yaklaşımı ile elden çıkarılması kamu yararına aykırı, müflis mirasyediyi andıran bir uygulamadır. Devletin anayasa ile tanımlı sağlıklı yaşam çevreleri oluşturma görevi ve şehircilik ilkeleri bağlamında kamunun kullanacağı, halkın dinleneceği, eğleneceği, eğitim alacağı mekanlar haline dönüştürmek, bu alanları satarak elde edilecek gelirden çok daha öncelikli, uzun vadeli ve üstün bir kamu yararıdır.
Ülkemizde ve kentimizde yatırımcının imarsızken alıp, plan yapılmasını sağlayarak yüksek rantlar elde etmesiyle sonuçlanan “arsa-arazi spekülasyonu” örnekleri sayısı bir hayli fazladır. Kentsel toprakların rant baskısı ve spekülasyonlar altında elden çıkmasına ve kentlerin yaşam kalitesini artıracak sosyal donatıların hayata geçmemesine sebep olmaktadır. Kentsel toprakları ve kent yaşamının kalitesini tüketen bu sürece müdahale edip, kamu arazilerinin böylesi bir köşe dönme sürecine konu olmasını engellemek hepimiz için zorunluluktur.
Kamu topraklarına yalnızca ekonomik bir değer olarak bakıp, bu arazileri daha çok rant getirecek unsurlar olarak “pazarlamak”, ancak kamu eli ile gerçekleştirilebilecek önemli sosyal donatı yatırımlarının önünü kesmekle kalmayıp, vahşi kapitalizmin en güzel örneklerine sahne olmaktadır. Satın alınan ya da devredilen araziler üzerine, yüksek yoğunlukta “akıllı” yapılaşmalar, tüketim toplumunu kamçılayan büyük alışveriş merkezleri yapılmaktadır. Sadece tüketim ve rant üzerine kurulu bu sürecin uzun vadeli olamayacağı, kente ve kent kültürüne hiçbir katkısının olmayacağı, kendini ve çevresini kısa vadede tüketerek ciddi sorunlar yumağı haline dönüşeceği açıktır. Özel mülkiyete konu alanlarda dahi bu tür gelişmeleri kontrole almak gerekirken, kamu arazilerinin hiç pahasına vahşi kapitalizmin hizmetine sunulması kabul edilebilir değildir.
Son yıllarda, kentimizde de kamunun, milletin arazileri bir bir pazarlanmaktadır. Mudanya yolu üzerinde Türkiye Kömür İşletmeleri’ne ait Resmi Kurum Alanı olarak planlanmış alanın yüksek yoğunluklu ticaret ve konut alanına, “Korupark”a dönüşümünü gördük. Bu alanın sadece alışveriş merkezinin açılması ile kentimize, Mudanya Yolu ve Organize Sanayi kavşağına getirdiği trafik yoğunluğunu hep beraber yaşamaktayız. Kent meydanı olarak ortaya çıkan fakat bir anda alışveriş meydanına dönüşüveren Santral Garaj’a yapılan proje sayesinde artık Uludağ’ın yamaçlarını göremez olduk. Yine yıllardır katlı otopark olarak yapılmasını beklediğimiz Fevzi Çakmak Caddesi başlangıcındaki alanın bir gecede sihirli değnek ile Alman Hastanesi’ne dönüştüğünü gördük. İpekiş gibi önemli bir yapının alışveriş merkezine dönüştürülmesi için yaşanan süreçlere tanıklık ettik. Bu örnekleri daha da artırabiliriz. Bursa Terminali doğusundaki arazinin satılması ve satıldıktan sonra yapılaşma emsalinin artırılarak alışveriş merkezine çevrilmesinin, Bursa halkına yararını birileri bize anlatabilir mi?
Son olarak içinde bulunduğumuz seçim döneminde eski Hal’in satılacağı söylentileri ortalarda dolaşmaktadır. Gülbahçe, Atıcılar, Selamet, Namık Kemal, Zafer, Elmasbahçeler, Hacıilyas, Anadolu, Davutdede, Şükraniye mahallerinin ve Bursa kentinin bu alana ihtiyacı var. Bu alan mahallelilerin ve Bursa halkınındır. SATAMAZSINIZ!!! Milletin arazisini millete veriniz.
Milletin toprakları birer birer elden çıkarılmaktadır. Kent merkezinin yoğunluğunu azaltılması, yeni alternatif merkezlerin oluşturulması söylemini, ‘yeni alışveriş merkezleri yapalım’ olarak algılamak kentin geleceğine ipotek koymaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi afişlerinde “Kentli olmak demek, kentin geleceğine sahip çıkmak demektir” ifadesini kullanmaktadır. Yapılanlar bu söylemin tam aksidir. Milletin arazilerini satarak kentli olunmaz, kentin geleceğine sahip çıkılmaz, ancak geleceğe ipotek koyulur. “Biz yaptık oldu” mantığı ile hareket etmek kentimiz adına geri dönülmez zararlara sebep olmaktadır.
Tüm bu gerekçelerle, söz konusu “pazarlama” ve “satış” işlemlerine, yapılacak olan kentsel dönüşümlerin belediyeye borç yükü yapmamak için, vatandaşları mağdur etmeyecek çözüm olduğu bahane edilmemeli, bu sürecin arkasındaki “rant” ve kentsel yaşamı tüketecek sorunlu ve kasıtlı bakış açısı kamuoyu tarafından algılanmalıdır. Milletin arazilerinin, satılarak belediye bütçesini kurtaracak kaynak olmadığı, satılanın sadece belediye arazileri değil bir anlamda Bursa ve Bursalıların geleceği olduğunun farkına varılmalıdır. 

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız