Bursa’da Nazım Hikmet
Pazartesi, 08 Haziran 2009 11:03

alt

3 Haziran 2009 tarihi ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in 46. ölüm yıl dönümü. Bursa’nın Nazım Hikmet’le yolları farklı tarihlerde iki defa kesişti. 1933-1934, 1940-1950 arasında yaklaşık 11 yılını geçirdiği ve “Memleketimden İnsan Manzaraları”, “Gece 21.00-22.00” şiirlerini yazdığı Bursa’nın Nazım Hikmet için yeri her zaman ayrı olmuştur.
Peki, kentimizde Nazım’ın bu izlerini kim biliyor?
Maalesef pek azımız. Çünkü kentimizde Nazım’ın anısını yaşatacak ne bir yapı, ne bir anıt, ne bir müze, ne de herhangi bir cadde veya sokak ismi bulunmamakta. Batı ülkelerinde bu tür önemli şahıslarının birkaç günlerini geçirdikleri otel odalarında bile onların anılarına hürmetten müzeye dönüştürülmekteyken, kentimizde 11 yılını geçiren Nazım’ın anısını yaşatacak hiçbir şeyin olmaması gerçekten acı verici.
Uygar ülkelerde, sanata ve sanatçıya daha doğrusu aydınlığa sahip çıkmak adına yapılan bu tür girişimlerin aksine kentimizde Nazım’ın izlerinin unutulmuşluğunun devam ettirilmesi, hatırlanmaması isteniyor sanki…
Kentimizde 1911 yılında adı bilinmeyen Alman uyruklu bir kadın tarafından yaptırılarak (kayıtlarda yapının hangi amaçla yapıldığı yer almıyor) 79 yıl boyunca birçok tutuklu ve hükümlüyü barındıran Bursa Ceza ve Tutuk Evi 1990 yılının eylül ayında yıkıldı. Yıkılma sebebi ise bu yere adliye binası yapılmak istenmesi.
Evet, doğru duydunuz günümüzdeki Bursa Adliyesi’nin bulunduğu yer eski cezaeviydi. Bu cezaevi Nazım Hikmet’ten, Namık Kemal’e, Orhan Kemal’den ressam İbrahim Balabanlar’a kadar birçok ünlü aydının, sanatçının belli bir süre zorunlu adresleri olmuştu.
Ünlü şair “sevdalınız komünisttir/ on yıldan beri hapistir/yatar Bursa kalesinde…” demişti, bir şiirinde. 1940 yılında girerek tam 10 yıl bu yerde zorunlu ikamet etmişti.
Peki, biz daha sonra ne yaptık? Bu yapıyı yıktık.
Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği’nin 27.08.1990 dilekçesiyle Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na yaptıkları başvuru sonrası, Metin Sözen Başkanlığındaki koruma kurulu tarafından 25.09.1990 gün ve 1338 sayılı karar ile yapı TESCİL altına alınmıştı. Daha sonra koruma kurulunun 14.10.1990 gün ve 1385 sayılı kararıyla yapının korunması gerekli kültür varlığı özelliği göstermediğinden tescil kaydının kaldırılmasına karar verilmiş, Bursa Cezaevi sadece 19 gün tescil altında kalmıştı. Nazım’ın 10 yıl kaldığı cezaevi, 19 gün tescil altında kalmıştı. Daha sonra tescilini kaldırmıştık ne için, korunması gerekli kültür varlığı özelliği göstermediği için…
Göre göre, bile bile,  yıkılmasına göz yummuştuk. Türkiye Cumhuriyeti tarafından vatandaşlığı geri verilen Nazım Hikmet’e, Bursa olarak artık bizimde iadeiitibar yapmamızın zamanı gelmiştir. Kentimizde tarihi ve kültürel mirası canlandırma adına yapılan birçok proje çalışmasına artık Nazım’ın anılarının da eklenmesi gereklidir. Bu kapsamda Nazım’ın anısını yaşatacak, “Bursa’da Nazım İzleri” adlı çalışmanın ilgili idarelerce bir an önce başlatılması, kentsel mekanda, ‘Nazım Dönüşümü’nün yapılması gereklidir.
Tarihi başkent olan Bursa’ya bu kapsamda şiirin başkenti unvanının da eklenmesi gereklidir.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız