|

C evabı hemen söyleyelim: “Olmaz.” Ama, maalesef Bursamız bu sorunla karşı karşıya. Sürece değinecek olursak; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından 19 Ocak 1998 tarihinde, Bursa 2020 yılı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı onaylanmıştır. Tüm Bursa İl sınırlarını kapsayan bu plan, 3194 sayılı İmar Kanunu ve diğer ilgili yasal mevzuatlar gereği Bursamızın üst ölçekli planıdır. Başka bir deyişle, planlama açısından anayasasıdır. Planın hazırlanması sırasında, bakanlık, büyükşehir belediyesi, ilçe ve ilk kademe belediyeleri, meslek odaları, sivil toplum örgütleri, sanayiciler gibi birçok farklı disiplin ile bilgi paylaşımında bulunulmuş, sonuçta tüm Bursa’nın sahiplendiği bir plan ortaya çıkmıştır. Ayrıca plan yapılış tarzı ve kararlarıyla Türkiye’nin ilk örnekleri arasındadır. 4 Kasım 2000 tarih ve 24220 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevre Düzeni Planlarının Yapılması Esaslarına Dair Yönetmelik” çerçevesinde, Çevre Bakanlığı 3194 sayılı İmar Kanunun 5. maddesinde tanımlanan Çevre Düzeni Planlarında kendini yetkili kılmış ve bu çerçevede Bursa 2020 yılı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ilişkin işlemlerde yetkinin kendinde olduğunu duyurmuştur. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından, 6 Haziran 2003 tarihinde 4864 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanması ve 3194 sayılı İmar Kanunun 9. maddesinde yer alan “ Metropoliten Alan İmar Planı” kavramı uyarınca 19 Ocak 1998 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Bursa 2020 yılı Çevre Düzeni Planın ismi 13 Ekim 2003 tarihinde 1/100.000 ölçekli Bursa Metropoliten Alan Planı olarak değiştirilmiştir. Biri Çevre Bakanlığı diğeri Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından kabul edilen iki adet 1/100.000 ölçekli plan ortaya çıkmıştır. Bu sorun yetmezmiş gibi 2005 yılında yayımlanan 5302 sayılı İl Özel İdare Yasasının 10. maddesinde; İl Genel Meclisine İl Çevre Düzeni Planı yapma yetkisi verilmesinin ardından, 5302 sayılı yasa kapsamında İl Genel Meclisi 1/100.000 ölçekli planda yetkinin kendinde olduğunu duyurmuş ve 7 Mart 2006 gün ve 116 sayılı kararla, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından 19 Ocak 1998 tarihinde onaylanan Bursa 2020 yılı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında değişiklikler yapmıştır. Sonuç olarak; Bursamızda planlama yönünden kentin anayasası kabul edilen, bir kentin konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen 1/100.000 ölçekli plandan, birbirinden farklı hükümler içeren 3 adet plan bulunmaktadır. Ama bir kentin tek bir anayasası olmalıdır, üç adet değil! Atalarımızın dediği gibi “balık baştan kokar”. Böyle bir durumda kentimizde yapılan alt ölçekli planların ne kadar sağlıklı olabileceğine gelin siz karar verin.
ULUDAĞ İÇİN BİR ŞANS Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından, Uludağ Milli Parkı I. ve II. Gelişim Bölgelerinin ulusal ve uluslararası düzeyde ekolojik, estetik, işlevsel ve ekonomik açıdan, koruma ilkeleri ve koruma-kullanma dengesi gözetilecek şekilde iyileştirilmesine yönelik tasarım ilkelerinin ortaya konulması için “Uludağ Milli Parkı I. ve II. Gelişim Bölgeleri Peyzaj Planlama, Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Fikir Yarışması” düzenlenmesine karar verilmiş ve 7 Ağustos 2008 tarihinde yarışma, Resmi Gazete’de duyurulmuştur. Uludağ’ın geçmişi antik dönemlere kadar gitmektedir. Antik dönemlerde Mysia’daki Olympos olarak adlandırılan ve mitolojiye göre, tanrıların toplanıp şölen yaptıkları yer olan Uludağ’ın doğal güzelliklerinin yanısıra bu yönüyle de ayrı bir çekiciliği vardır. Uludağ 20 Eylül 1961 tarihinde Milli Park alanı olarak ilan edilmiş, 6 Haziran 1996 tarihinde Alaçam bölgesi Milli Park sınırına dahil edilerek, Milli Park alanı 12 bin 762 hektar olmuştur. 4 Haziran 1986 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Turizm Merkezi ilan edilmiş, 6 Ocak 1998 tarihinde ise yine Bakanlar Kurulu kararı ile Bursa Uludağ Kış Sporları Turizm Merkezi ilan edilmiştir. Ayrıca Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararları ile Milli Park Alanı 1. Derece Doğal Sit Alanı, oteller bölgesinin bulunduğu alan ise 2. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilmiştir. Milli Parklar, bilimsel ve estetik açıdan ulusal ve uluslararası ender bulunan doğal ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip doğa parçalarıdır. 1.derece doğal sit ise bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gereken, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır. Ancak bir taraftan da Türkiye’nin en önemli kış sporları merkezi olması, 10 bin yatak kapasitesine sahip olması ve yılda 800 bin kişiye hizmet ediyor olması Uludağ’daki sorunların temelini oluşturmaktadır. Uludağ’da idari yönden Kirazlı Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Orman Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi birçok kurumun yetkisi olması sorunların çözümünü iyice zorlaştırmaktadır. Şimdi yarışma ile alanın bir milli park ve Türkiye’nin en önemli kış sporları merkezi olması nedeniyle dünyadaki çağdaş milli park ve kayak merkezi uygulamaları değerlendirilerek, alana ilişkin sürdürülebilir kullanım ilkeleri çerçevesinde çözüm önerilerin oluşturulması sağlanmaya ve katılımcılardan gelecek farklı önerilerle en iyi çözüme ulaşılmaya çalışılacaktır. 7 Ağustos’ta başlayan yarışma süreci, 7 Kasım’da projelerin teslimi ile son bulacak, 21 Kasım’da jüri değerlendirmeleri başlayacak, 5 Aralık’ta da yarışma sonuçları duyurulacaktır ve asıl süreç ondan sonra başlayacaktır. Yerel ve merkezi yönetimlerin; yatırımcıların, çevrecilerin, sivil toplum örgütlerinin ve meslek örgütlerinin görüşlerini ve katkılarını alarak projeyi sahiplenmesi ve uygulamaya geçirilmesinin sağlanması gerekmektedir.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Yazarın Diğer Sayfaları İçin Tıklayınız
|