Yeniden yapılanma
Pazartesi, 30 Mart 2009 16:41

alt

7’den 70’e herkesi ‘Dinleniyor muyum?’ korkusu saracak kadar teknolojik olanaklara sahip bir ülke Türkiye. Ama bırakın sıradan yurttaşını; bir parlamenterini, üstelik lider bir ismi dağların koynundan kurtaracak teknolojisi yok. Olsa da kullanmayı becerebilir miydik, bilmem! Seçim gecesi veri giriş sisteminin teklemesi, elektriklerin aniden kesilivermesi bir fikir verebilir belki. Yine de bu ufak tefek aksilikler demokrasi şölenine gölge düşüremez! Hem zaten, örneğin ABD seçimlerinde bile neler yaşanmıştı 10 yıl önce, anımsasanıza. Sahi, Türkiye geneli il genel meclisi seçiminde, birbirine tamamen zıt iki partinin oy oranlarını bir hayli artırdığı sizin de dikkatinizi çekti mi? 2007’de baraj engelini bağımsız adaylıkla aşan DTP’nin, MHP’nin ardından 4. sıraya yerleşmesi büyük büyük planların bir parçası mı ola ki!
AKP’li dostların “Hadi canım sen de!” dediğini duyar gibiyim. Öyle olsun, enseyi karartmayalım. Biliyorum, Türkiye’de politikanın başlıca argümanıdır bölünme korkusu ve sonu yoktur. Peki tamamiyle haksız, yersiz bir korku mudur? Göreceğiz…
Beklerken, merkez sağda gerçek liderin kim olduğunu da anlayacağız. AKP mi, yoksa 6. sıraya kadar gerileyen Demokratlar ile 9. sıraya yerleşen Anavatanlılar mı?
Milli Görüş’ten gelen teşkilatlanma ve adam adama markaj geleneğini modern yöntemlerle birleştiren AKP, ne kadar şanslı olduğunu ortaya koydu. Yine de öyle büyük bir zafer sevinci içinde değiller. Bakmayın siz Yazıcıoğlu burukluğu denmesine… Bir oyu bile hesap eden AKP, oy kaybının farkında ve gereğini yerine getirmek için elinden geleni yapacaktır. Yüzde 5-7 arasında düşen oyun hesabı teşkilatın her kademesine sorulur.
Büyükşehir’deki 6.53’lük oy kaybının nedeni aday değişimi ise hedef, daha çok kentli memnuniyeti olacaktır, ki ‘halk adamı’ Altepe, bunun için biçilmiş kaftandır. Ancak sorun partideki hesabın sandığa uymaması… 7 merkez ilçeden ikisinin alınamaması, ‘koordinatör büyükşehir-şube belediye’ planını bozar.
Bursa’nın patronu Faruk Çelik’in sözleri de ilginç: “Nilüfer bu dönemde de kaybetti. Bizim çalışma şevkimiz, aşkımız başkaydı. Nilüfer’in otel olmaktan çıkması konusunda projelerimiz vardı.”
O projelerin uzlaşma ortamında hayata geçmemesi için nasıl bir engel olabilir ki? Yeter ki Adalet Bakanı’nın adil olmayan sözleri gerçeğe dönüşmesin!..
Çelik, AKP önünde toplanan kalabalığa bu sözleri söylerken, Nilüfer’deki seçim ofisi önünde yaşanan manzarayı görse, eminim politikanın ‘mareşal’i olma hakkı kazanan Bozbey kadar heyecanlanırdı.
Mareşal olmak kolay değildir askerlikte, üç meydan muharebesi görmek ister!
CHP’ye gelince… İlk olarak mareşale sormak gerek bence, işin sırrı nerede diye! Sonra Sena Kaleli’ye teşekkür etmek ve uzaklaştırmamak politikadan… Ardından yeni isimler kazandırmak politikaya ve çok çalışmak…
Anımsatmak gerekir: Fark çok az da olsa CHP Bursa’da hala Türkiye ortalamasının altında. Yüzde 23 olan Türkiye oyu Bursa’da yüzde 22.
Seçim dönemi boyunca MHP için hep söylenen, ilk kez bu denli iddialı olduklarıydı. Elbette kazanmaları sürpriz olurdu. Ancak bana kalırsa sağladıkları başarı, Büyükşehir ve 13 ilçede oy oranlarını artırmış olmaları, gelecekte neden olmasın, sorusunu gündeme getiriyor.
Ve hoşçakalın Sayın Şahin…
Batçıklarınızı kullanıyorum, ama bence yanlıştı. Mudanya’dan İstanbul’a, anacığıma gidiyorum, keşke feribotlar da bizim olsaydı. Atatürk’ün mirası Merinos’u kazandık mı, kaybettik mi göreceğiz; ama ben izlemek için İstanbul’a gitmek zorunda kaldığım uluslararası sergileri - umarım - Bursa’da görebileceğim için seviniyorum.
Bir hoş sada bıraktım, diyorsanız, ne mutlu size!

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız