|

Türkiye küreselleşme sürecinin ağırlığını hissetmeye başladığından beri yeni bir sorunla tanıştı: Güven sorunu… Son yıllarda yaşamın her alanında karşımıza çıkan güven sorunu, şimdilerde Yenişehir’i karıştırıyor. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS) Yenişehir’e kurmak istediği Entegre Geri Kazanım tesisi konusunda her kafadan bir ses çıkıyor. Projeye karşı olanlarla destekleyenler kılıçları çoktan çektiği için bir araya gelmek, konuşmak, tartışmak, sonuca varmak mümkün olmuyor. Ya direnenin ya güçlü olanın kazanacağı bir kaos ortamına çekilen halk, başka deyişle temel karar verici organ, başını bir o yana çeviriyor, bir bu yana… İşin içinden çıkamıyor. Oysa yaşanacak ÇED sürecinin temel öğesi halk ve son kararı o verecek, vermeli!.. Durum tespitim bu… Ancak ayrıntılara girdikçe rengim de belli olacak, hiç merak etmeyin! Yenişehir’e atık tesisi kurmak isteyen MESS’in Entegre Geri Kazanım AŞ. Üst Yöneticisi Çetin Atsür, ilçede yapılan ilk toplantıda, “Toplum istemezse olmaz. Bize güvenirseniz bu yatırımı burada yapmak istiyoruz” diyordu. Atsür, aslında bu açıklamasıyla MESS adına son derece olumlu bir halkla ilişkiler çalışmasını da başlatmış oldu. İkinci adım Avrupa seferiydi. Almanya, Danimarka ve İsveç’teki atık tesisleri gezilerek, ilçedeki kanaat önderlerinin iknası için önemli bir aşama kaydedildi. Ancak ne Yenişehir ne Bursa, gezi heyetinden ibaretti. MESS’in gezisi sürerken, kimi meslek odaları ve sivil toplum örgütleri işin getirisini götürüsünü hesap etmeye, tavır belirlemeye başladı. Yenişehir Sanayicileri ve İşadamları Derneği (YESİAD), projeye karşı olduğunu çoktan açıklamış, bayrağı da açmıştı. Son perdede, YESİAD’ın konunun uzmanı akademisyenleri bir araya getirdiği panel, MESS’in halkla ilişkiler kampanyasının tökezlediği ilk nokta oldu. Evet YESİAD panel başlığı olarak “Endüstriyel Atık Yakma!” diyordu, evet afişinde dumanlar salan koca bir baca vardı. Ama bütün bunlar MESS’e, panele katılan akademisyenlere “Onlar bilim adamı değil” deme hakkını verir miydi? Ya, o akademisyenlerin görev yaptığı üniversitelerin rektörlerine, “Bak ben MESS olarak memlekete böyle bir yatırım yapacağım, ama senin öğretim üyelerin bana karşı düzenlenen panele katılıyor, haberin olsun” anlamına gelecek e-posta göndermek de neyin nesiydi? MESS yetkilileri bir haftadır yerel medyayı dolaşarak kendi lehlerine kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Söylenenler hep aynı. Özellikle ‘Neden Yenişehir?’ sorusuna verilen yanıt hiç değişmiyor: “Nitelikli tarım bölgesinin dışında, orman bölgesinin dışında, 400 m. rakımda, Organize Sanayi Bölgesine komşu ve yerleşim bölgelerine uzak, çöp dökme sahasının yanı başında… Ortaya atılan ‘ovanın ortasında’ iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.” En çok da son tümceye gülüyorum. Yenişehir denince akla gelen ilk kavram ova zaten, oraya bir atık tesisi kurulmak isteniyor, ama ovanın ortasında değil!.. Çok ilginç!.. Koskoca Yenişehir Ova-sı’nda tarım yapılamayacak bir yer var mıdır? Olsa olsa hazine arazisi olur, herhalde. Öteden beri aynı yanlışı yaptı Türkiye. Gelecek kuşaklara “Ekmek bulamazsanız pasta yersiniz” diyeceğimiz için patates tarlalarına otomobil fabrikaları yaptık ve torunlarımızın hiç değilse patatesle beslenmesini engelledik! Şimdi o patates tarlalarında otomobil bitiyor ve hiçbirimiz binemiyoruz! Benim MESS’le üzerinde uzlaştığım tek konu Türkiye’nin bu tesislere gereksinmesi olduğu. Ama neden Yenişehir? Çünkü MESS’in yaptığı kapsamlı atık envanteri sonucunda MESS üyesi sanayi kuruluşlarının atıklarının ağırlık merkezi Marmara Bölgesi ve özellikle de Bursa. Üstelik bu envanter Çevre ve Orman Bakanlığı’nca da onaylanmış. E, Yenişehir’de bir hayli merkezi, ulaşım kolay, fazlaca bir maliyete de katlanılmayacak! Peki bu atıkların maliyetine sadece üretici mi katlanıyor, yoksa tüketicinin cebine de bir şekilde yansıyor mu? Maalesef, MESS’in Yenişehir projesine güvenmiyorum! Üniversite yıllarında, Türki-ye’de çevre yönetim sürecini derinlemesine analiz etme olanağı bulmuş biri olarak, sürecin nasıl sonuçlanacağını gerçekten merak ediyorum. Taraflar satranca henüz yeni başlamış sayılır. Maalesef bu noktada MESS önde görünüyor. Yerel yöneticiler her ne kadar ‘çevre, bilim, halk’ dese de sevgili Dilek Göral’ın 16 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yakaladığı bir ayrıntı, çok şey anlatıyor. Teşvik paketinin uygulanmasına yönelik Bakanlar Kurulu kararının ayrıntılarını irdeleyen Dilek, şöyle bağlamış yazısını: “MESS’in Yenişehir’de kurmayı planladığı Entegre Geri Kazanım tesisi için kapılar açılıyor. Kararda yatırım tutarına ilişkin detay bilgi bulunmamakla birlikte, yöre halkı ve akademik odalardan gelen tepkiler aşılırsa, MESS’in bu tesisi teşvikle kurması işten bile değil.” Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|