Kürtçe açılımı
Pazartesi, 24 Ağustos 2009 12:49

alt

8 Temmuz 1919…
Erzurum Kongresi 7 Ağustos’ta sona ermiş, Mustafa Kemal Paşa, sabaha karşı, Mazhar Müfit’in (Kansu) not defterine şunları yazdırmaktadır: “Zaferden sonra şekli hükümet Cumhuriyet olacaktır; padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince icap eden muamele yapılacaktır; tesettür kalkacaktır; fes kalkacak, medeni milletler gibi şapka giyilecektir...”
Paşa ile zaman zaman senli benli konuşmaktan çekinmeyen Mazhar Müfit, “Darılma amma Paşam” der, “Sizin de hayalperest taraflarınız var.”
Mustafa Kemal, gülerek, “Bunu zaman tayin eder” der, “Sen yaz. Beş, Latin hurufu kabul edilecek.” (1)
Haziran 1922…
Mustafa Kemal, Büyük Taarruz’un hazırlıklarını yaparken, bir yandan da dil konusunda izlenecek yolu anlatır Halide Edip’e: “… Latin harflerini kabul olasılığından da söz ediyor, bunu yapmak için sıkı tedbirler gerektiğini de ekliyordu.” (2)
29 Ekim 1923…
Cumhuriyet ilan edilir.
3 Mart 1924…
Cumhuriyet’in yapıtaşı niteliğinde 3 önemli gelişme birden yaşanır: Halifelik ile ‘Evkaf ve Şer’iye’ Bakanlığı kaldırılır, Eğitim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) Yasası çıkarılır.
28 Mayıs 1928…
Gazi’nin, ‘Maarif Vekili’ Mustafa Necati’ye verdiği talimat uyarınca ‘Dil Encümeni’ kurulur. Encümen’in 5-10 yıllık planlarına dayanamayan Mustafa Kemal, “Ya üç ayda olur ya da hiç olmaz” diyerek, bu işle bizzat kendisi ilgilenir.
9 Ağustos 1928…
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, yeni yazının özelliklerini açıklar.
20 Ağustos 1928
Türkiye’nin yeni harfli ilk gazetesi, yeni yazının açıklamasından sadece 12 gün sonra yayımlanır. İstanbul’da ya da Ankara’da değil, Mardin’de… (3)
1 Kasım 1928…
Harf Devrimi yasalaşır, Latin harfleri kabul edilir.
1 Ocak 1929
11 Kasım 1928’de kurulan Millet Mektepleri, geniş bir okuma yazma kampanyası başlatır. 1920’nin başında yüzde 11 olan okuma yazma oranı 1935’te yüzde 19,2’ye, 1955 yılında yüzde 40,8’e, 1975’te yüzde 56,2’ye ve 2005 yılında yüzde 88,3’e çıkar…
Bugünlerde yüzde 90’ı geçmiştir okuma yazma oranı belki, ama yüzde 100’ü bulamaz. Cumhuriyet tarihinin ilk okuma yazma kampanyasının üzerinden neredeyse 80 yıl geçmesine rağmen…
1 Eylül 1929
‘Maarif Vekaleti’ okullarda Arapça ve Farsça dersleri kaldırır.

HANGİ HAK?
Kimilerinin sıkça dediği gibi, ‘Hafıza-i beşer nisyan ile malül’ ya, anımsatayım dedim ben de Atatürk’ün en büyük devrimini… Zira, Kürt açılımı Kürtçe açılımına doğru evrilirken, Atatürk’ün ‘Misak-ı Maarif’ini ve o ülkünün vazgeçilmez ilkesi eğitimde birliği anımsamak ve anımsatmak, kat edilen yolu görmek gerekiyor.
Gazeteler yazdı: ‘Demokratik açılım’ sürecinde, AKP’nin görüşlerini, İçişleri Bakanı Beşir Atalay dışında Suat Kılıç, Edibe Sözen, Ömer Çelik ve Hüseyin Çelik açıklayacakmış…
Sözcülerden biri olan Ömer Çelik, “Eğitim dili Türkçe, ama isteyene seçmeli olarak Kürtçe ders verilebilir” diyor ve ekliyor: “Bu bireysel temelde bir taleptir, kimse kolektif hak gibi görmesin…”
Söylediklerine kendini nasıl inandırdı acaba? Bireysel temelli pek çok hak, zaten insan haklarının doğası gereği mevcut. Üstelik anayasal ve yasal koruma altında. Ama muhatabın istediği (kimse o muhatap) bireysel taleplerine yanıt mı, yoksa kolektif hak mı?
“İki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır” diyor Ulu Önder.
Eğitimde ve dilde birliği yok sayarsak, çatışmamamız için hiçbir neden kalmaz. Bu durum emperyal arzularını küresel güç kisvesine büründürenleri fazlasıyla memnun etmez mi? 

1 Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber-Cilt I (Dördüncü Baskı, Ankara: TTK Basımevi, 1988) s. 131.
2 Halide Edip Adıvar, Türkün Ateşle İmtihanı (Beşinci Baskı, İstanbul: Atlas Kitapevi, 1979) s. 222.
3 İlknur Güntürkün Kalıpçı, Anmaktan Anlamaya Doğru Atatürk (Birinci Baskı, İstanbul: Epsilon Yayıncılık, 2006) s. 105.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız