|

Tam bir çelişkileri ülkesi Türkiye! Marmara Depre-mi’nin ardından derin bir durgunluk yaşayan inşaat sektörü AKP iktidarıyla yeniden hareketlendi. TOKİ’nin lüks konut üretip sattığını gören özel sektör de yatırımlarını hızlandırdı. Hem de öyle hızlandırdı ki Türkiye’nin konut çöplüğüne dönüştüğünü görmek, torunlarımıza kalmayacak, bize de kısmet olacak! Yıldırım Belediyesi’nin TOKİ işbirliğiyle yaptığı Akçağlayan Bahçeli Evleri’ne talebi artırmak için yüzde 20-25 indirim yapıldı. Belediyenin borcuna karşılık Akçağlayan’dan 30 daire alan bir hazır beton firması ise konutları devletten yüzde 10 daha ucuza satıyor. Daha açık ve net bir deyişle… Özel sektör devlete yaptığını devletten alıyor, devletten daha ucuza satıyor. Varsıldan alıp yoksula verilecekti Akçağlayan’dan gelecek para. Modern Robin Hood’luğa soyunmuştu belediye, ne oldu? Büyükşehir Belediyesi’nin Hamitler’deki konutlarının ikinci etabında ise kura çekimine 11 bin 60 kişi katıldı. 922 şanslı taksitleri ödeyip ev sahibi olacak. Geriye kalan 10 bin 138 kişi, umutla bir sonraki etabı, belki başka projeleri bekleyecek. Parası olanın bunları düşünecek hali yok elbette. Cebinde en az 300 bin nakdin ya da aylık 5-6 bin gelirin varsa yeni yeni yaşam alanları açılıyor Bursa’da. En küçüğü, yani 1+1’i bile, benim, tapusu Ziraat Bankası’nın elindeki fakirhaneden daha büyük! “Devlet (…) konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır” diyor, Anayasa’nın 57. maddesi. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nden Avrupa Sosyal Şartı’na kadar insan haklarıyla ilgili ne kadar uluslararası belge varsa, hepsi aynı vurguyu yapıyor: Barınmak haktır! Haktır da… Bizde yönetenin de yönetilenin de - hiç kusura bakmasınlar - özel sektörün de aklı hinliğe çalışıyor hep. Her işimizde bir Ali Cengiz oyunu var. Örneğin şu toplu konut işinde ne plan var ne kural. Bursa’da yaşamayan da girdi bu kura torbalarına, aslında evi olan da. Gemisini yürüten kaptan oldu, bal tutan parmağını yaladı. Aradan sıyrılanlar da çoktan kiralık tabelasını astı camlara, taksitleri ödeyebilmek için. Ya özel sektöre ne diyeceğiz. Kentte nerede boş bir arsa varsa orada bir konut projesi çıkıyor karşımıza. Hem de ne projeler. Konut değil, yeni yeni kentler yaratıyor özel sektör. Sadece balkonu bizim ev kadar. Aidatı bile asgari ücretten yüksek olan bu projeler, hem kentsel hem toplumsal travmalara yol açacak! Ne travması mı? Geçenlerde TV haberlerinde izledim. Başbakan Erdoğan, Üsküdar Emniyet Mahallesi’ndeki evinden Çamlıca Saklıbahçe Konakları’na taşınmış. Erdoğan ailesinin diğer bireyleri de orada yaşamaktaymış zaten. Sitedeki villaların değeri 1-1,5 milyon dolar arasında değişiyormuş. Kuşların da uçması yasakmış etrafta! Başbakan’ın villaya taşındığı günlerde Gaziantep’ten bir haber geçti Anadolu Ajansı. 3 aylık evli, 19 yaşındaki Duygu Güneş, nohut oda bakla sofa bir ev sahibi olacaklarını öğrenince kalp krizi geçirmiş. Kayın validesi Feride Güneş’in kendisine “Kızım köydeki tarlamıza müşteri çıkmış, satacağız, o parayla da size ev alacağız” demesiyle bir anda yere yığılmış genç kadın. Hastaneye götürülürken yolda yaşamını yitirmiş. Barınma hakkı ne öldürsün bizi, ne süründürsün! Ama dünyanın öbür ucunu süründürürken, onların sayesinde bizi hem öldürüyor hem süründürüyor! 10 trilyon dolarlık bir piyasayaydı ABD’de konut sektörü, ki dünyanın en büyüğüydü. Bizim bankalar benzin istasyonlarında kredi kartı dağıtıyor ya, onlar da olur olmaz herkese kredi verip konut sahibi yaptılar. Sadece yüksek riskli kredilerin boyutu 1,5 trilyon dolardı. Derken Amerikan Merkez Bankası’nın faiz artırımları geldi, sektör durgunluğa girdi, krediler geri dönmez oldu, finans piyasası kitlendi. Tam Türkiye de kendine göre bir tutulu satış (tut sat-mortgage) sistemi oluşturmaya çalışırken, ABD’de sistem çöktü. Barınmak haktır, haktır da devlet de sosyal devlettir çağımızda! Olmak zorundadır! ABD’de de Türkiye’de de!.. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|