Kimliklerden kimlik beğen!..
Pazartesi, 20 Nisan 2009 16:49

alt

Genelkurmay Başkanı konuştu ya!..
86 yıllık Cumhu-riyet’in hakkını vermiş gibi ikincisinin peşine düşen kimilerine gün doğdu, duvara astıkları tefi hemen aldılar ellerine.
Demokrasilerde asker konuşur mu?
Siz Cumhuriyet’i taçlandıranın demokrasi olduğunu, demokrasi için de laikliğin vazgeçilmezliğini anladığınızda zaten konuşmasına gerek kalmayacak askerin!
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un ‘yıllık konuşması’nı değerlendirmeye “Yine niye konuşuyor asker?” diye başlayanlar, ardından da “Açılım yaptı” diye övgü düzüyor.
Konuşmayı dinlemedim, ama uzun metni okudum. Sondan başlayayım.
Demokrasinin aynı zamanda kurumlar ve kurallar bütünü olduğunu unutup herkese mavi boncuk özgürlüğü olduğunu sananlar, cemaat vurgusuna kızıyor elbette.
Tarikatların Cumhuriyet dönemi boyunca oynadığı oyunun son derece modernize ve dolayısıyla organize haline kimse bir şey demeyecek! Eğitimle başlayacak, sağlıkla büyüyecek, emniyetle kökleşecek, orduya sızamayacak! Sızamayınca yıpratmaya çalışacak.
Ne yapacak asker, liberaller kızacak diye susacak mı!
Atatürk’ün Türk olmak ve Türklüğe ilişkin keskin söylevlerinin de olduğunu unutmadan, gelelim Türkiye halkına…
O sözü Org. Başbuğ’un değil de Atatürk’ün söylediğini bilmesek, neredeyse inanacağız bizim meslektaşların kopardığı “açılım” tantanasına.
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir” diyen sanki Atatürk değildi. Sanki bugün Türkiye halkı vurgusu yapan Genelkurmay, yarın Türkiye halkları diyecekti!
Açılımsa asıl tartışılması gereken kimlik tanımlaması bence. Zaten bana kalırsa Atatürk’ün sözünü de üst kimlik/kültürel kimlik tanımlamasına temel oluşturması için anımsattı Org. Başbuğ.
Diyor ki Başbuğ: “Toplumsal kimlik üst/ortak bir kimlik olarak benimsenecek, bireysel kültürel kimlik ise ikincil kimlik olarak ifade edilebilecektir. İkincil kimlikler ancak ikincil kültürel kimlik şeklinde bireysel seviyede yaşanabilir, geliştirilebilir ve korunabilir. Bunu kültürel bir zenginlik olarak görüyoruz. Bireysel özgürlüklerin sınırının, azınlık ve grup hakları ile kesişmesine, yeni azınlıklar ve üst kimlikler yaratılmasına izin veremeyiz. Önemli olan kültürel ikincil kimliklerin, bizi bir arada tutan üst/ortak kimliğin önüne geçerek, onu parçalayan egemen bir kimlik haline dönüştürülmemesidir.”
Anımsarsınız, 2004 yılında Başbakan Erdoğan da üst kimlik/alt kimlik tanımlaması yapmış, uzun süren tartışmalara yol açmıştı. Acaba kimlik konusunda sivil-asker dengesi mi sağlanıyor şimdi?
Org. Başbuğ’un güncel konuları da değerlendireceği basın toplantısı belki biraz daha aydınlatacak toplumu. Ancak ilk tahlilde Erdoğan ile Başbuğ’un aynı görüşü savunmadıkları izlenimi var bende. Nitekim Başbakan Erdoğan, Başbuğ’un aksine bu ayrımı etnik temele dayandırmıştı. Ne diyordu Erdoğan: “Türkiye’de Kürt sorunu vardır. Bunu Türkiyelilik kavramıyla çözmeliyiz. Türkiyeli kimliği her vatandaşın üst kimliği olmalı; Türk kavramı da alt kimlik olarak değerlendirilmelidir. İsteyen isterse ‘Ben Türk’üm’ desin.”
Oysa Başbuğ, üst kimliği ortak toplumsal kimlik, alt kimliği sadece bir kültürel kimlik olarak tanımlıyor.
Öyle görünüyor ki bu tartışma daha çok sürecek. Ancak Org. Başbuğ’un terör konusunda hem tartışma hem beklenti yaratan bir açıklamasını da not etmekte yarar var: “Devlet, dağ kadrosunun Örgütten ayrılmasını sağlayacak şekilde, mevcut yasal düzenlemelerin daha iyi şekilde uygulanabilmesini sağlamak için bazı değişiklikler yapmalıdır.”
Son notun ardından Genelkurmay Başkanı’nın biraz da politikbilim konferansı sayılabilecek konuşmasından bir alıntıyla bağlayayım yazıyı. Atatürk’ün vazgeçilmezliğini de anlatıyor bence bu tümce: “Atatürkçü Düşünce Sistemi, ne yapılmasını anlatan bir ideoloji değildir. Akıla ve bilime dayanarak nasıl karar verileceğini gösteren bir dünya görüşüdür.”

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız