| Karar verin! |
| Pazartesi, 17 Mayıs 2010 13:18 | |||
![]() Bizim apartmanın kapıcısı Adil Efendi, adeta kikirdeyerek anlatıyordu: Eşi Ziynet Hanım, CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ‘komplo’ dediği kaset haberlerini görünce, “Tuuuuu!..” demiş önce, ardında da “Vah, vah, vaaah!..” “Dili tutuldu bizim hanımın” diyordu Adil Efendi. Ziynet Hanım’ın bir kadın gözüyle verdiği tepki, çok anlamlı geldi bana. “Tuuuuu!” diye ünlemesi Ziynet Hanım’ın, içinde yetiştiği kültürün “Kırkından sonra azanı teneşir paklar” anlayışına denk geliyordu. Ziynet Hanım’ın vah vahlanmalarının ise hepsinin ayrı bir hedefi vardı. İlki Olcay Baykal’a, ikincisi Nesrin Baytok’a, sonuncusu da olsa olsa CHP’ye… Hadi ilk ikisini anlıyoruz da bizim Ziynet Hanım, CHP’ye niye vah vahlanıyor? CHP örgütünü bir kenara bırakalım. Kamuoyunda ve o kamuoyunu yansıtan basında Baykal’ın istifası beklenmedik ölçüde takdirle karşılandı. Yaygın basındaki kadim dostları da yerel basındaki muhalif kalemleri de Baykal için istifa seçeneğini işaretledi. Baykal da farklı bir tavır geliştirmeyince alkış korosu giderek genişledi. Kendisine biçilen rolün hakkını veren medya, Baykal’ı 70 yaşından sonra efsaneleştirmeye başladı. Yıllarca muhalefet olamamakla eleştirdikleri, hem nalına hem mıhına vurup durdukları Baykal, meğer ne büyük bir nimetmiş! Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli politikacılardanmış, bırakın politikayı devlet adamıymış; politik ahlakın simgesiymiş; hem teorisyen hem pratisyenmiş; özellikle son dönemde doğru bir politika yürütüyormuş; üstüne üstlük Cumhuriyet’in son kalesi gibiymiş! Öyle ya, altın yere düşmekle değerini kaybetmez, ama bizim aklıevveller, altının değerini ancak yere düşünce anlar. Gazete yazıcıları televizyonların konuşan kafalarına dönüşünce bu tema bol bol işlendi medyada ve bizim Ziynet Hanım, en uzun ‘vah’ını ‘vaaah’ diyerek, CHP’ye gönderiverdi. Ziynet Hanım’ın bu “vaaahının” sandığa oy olarak yansıyacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Tabii Baykal istifanın hakkını verirse… Gazete yazıcılarına, televizyonlardaki konuşan kafalara ve kendi kurşun askerlerinin feryadına aldanıp badem gözlü olduğunu sanmazsa… Bana kalırsa, kaset organizasyonunu yapanlar, Baykal’ın bu komplo karşısında istifa edeceğini biliyordu. Kestiremedikleri şey Baykal’ın geri dönüp dönmeyeceğiydi. Evet, Baykal inatçı bir politikacıydı, ama gelmişliği varsa gitmişliği de vardı. CHP seçim barajına takıldığında istifa eden bir Baykal’ın, özel hayatı ifşa edildiğinde ortalıkta dolaşmaya devam etmeyeceği açıktı. Açık olan bir başka nokta da Baykal’ın zekasının organizatörlerden daha keskin olduğuydu. Her zaman olduğu gibi bir süre bekledi, düşündü taşındı, sordu soruşturdu, istifa etti. Ha, elbette kurbağaları ürkütmek için bir taş atacak, iktidara yüklenecekti. Az çok politika izleyen herkes bilir ki - Demirel’in deyişiyle - bu memlekette Fırat’ın kenarında bir koyun kaybolsa sorumlusu iktidardır. Baykal da o taşı attı, attığı taş ürküttüğü kurbağaya değecek mi değmeyecek mi göreceğiz! Ancak Başbakan’ın açıklamalarına bakarsak, Baykal hedefi 12’den vurmuşa benziyor. Peki, ne yapacak Baykal, dönecek mi? Paşa keyfi bilir. Benim bildiğim ise şu: Ziynet Hanım, “Tuuuu!” demiş, “vah, vah, vaaah!” demiş kalmış, dili tutulmuş. Öyle görünüyor ki olan bitenler karşısında CHP’liler de bir akıl tutulması yaşıyor. Başta Baykal’ın kendisi olmak üzere tüm CHP yöneticileri aylardır bir değişimden söz etmiyor muydu, örgüt heyecanla o değişimi beklemiyor muydu? Üstelik sözü edilen değişim AKP’nin Kürt açılımından farksız değil miydi, içi doldurulmamış bir değişim sloganı sürüp gitmiyor muydu? İşte yapılacağı söylenen değişimden daha fazlası için fırsat, bu fırsat! Üstelik Baykal bile “Uzlaşın” diyor, “Ben yokum” diyor, “Beni mecbur etmeyin” diyor. Fırsat bu fırsat işte. Sadece CHP için değil, sol için de bir fırsat! Korkuya dayalı, iktidarı ‘müstebit’ ilan etmek dışında bir argümanı olmayan 60 yıllık Türk politika kurgusunu değiştirmeye aday bir fırsat. Baykal bunu görüyor, ancak CHP politbürosu bunun farkında değil ya da işine gelmiyor. Halkı, seçmenini ve potansiyel seçmenini yok sayan bir anlayış; tutturmuş örgüt diye, ilkel bir dürtüyle onlarca genci yığmış Baykal’ın kapısının önüne, “Kurtar bizi baba” diye bağırtıyor. CHP’ye baş mı seçeceksiniz, Türkiye’ye umut mu olacaksınız, karar verin! Not: Yazıya son noktayı koymuştum ki Kılıçdaroğlu, adaylığını resmen açıkladı. Ancak hava hala çok puslu. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı, CHP’de bir haftadır yaşanan akıl tutulmasının sona erdiği anlamına mı geliyor, izleyip göreceğiz! Esat Kaplan'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

