İrtica da neymiş!
Pazartesi, 22 Şubat 2010 22:00


Gazeteler de okudum.
‘Kırmızı’ kitabın yenisi çıkacakmış!
Doğaldır, dedim içimden!
Kırmızı çizgiler çoktan pembeye dönüştüğüne göre, kitabı da yeniden basmak lazım…
Merak ettim, biraz daha okudum gazeteleri.
Öyle medyanın abarttığı kadar köklü bir değişiklik olmayacakmış meğerse…Sadece, artık tehlike olmaktan çıkan (!) irtica ile ilgili bölümler çıkarılacakmış kitaptan. Yerine de işsizlik konulacakmış.
Konulsun tabii ya, dedim kendi kendime.
Memleketin en büyük sorunu değil mi işsizlik! Bu işsizler de büyük tehdit değil mi? Hep söylemiyor mu sendikacılar, sosyal patlama olacak, aman bir iş bulalım bu boş gezenlerle boş kalfalarına, diye…
Hem ne o öyle yıllardır irtica irtica diye bağırınmalar…
İşte olmadığı Erzincan-Erzurum hattında da ortaya çıktı zaten.
Ne mi oldu o hatta?
Canım biliyorsunuz işte, Erzincan Başsavcısı, cemaat üyesi diye her yaştan insanı sorgulamış, dava açmış. Tam da yargılayacakmış ki imdada özel yetkili savcı yetişmiş. İrticacı olduğu sanılanların hepsi tahliye edilmiş.
Allah’tan edilmiş, irticanın olmadığı yerde irticacı nasıl olacak ki!
Hem şimdi ‘kırmızı kitap’ta bile olmayacağına göre, memleketin hiçbir yerinde olmaz…
Bu gelişme kolluk güçlerinin, adliyelerin iş yükünü de azaltır belki, diye düşündüm gazeteleri okurken. Öyle ya irtica ve de irticacı olmadığına göre, onlarla ilgili dosyalar da tarihin tozlu raflarında yerini almaz mı?
Ama sonra bu gelişmenin devlet memurlarını rahatlatmayacağı kanısına vardım. Çünkü irtica yok, ama yerine işsizlik geliyor; irticacıların yerini de işsizler alıyor.
İşsizlik Türkiye için en büyük iç tehdit olacaksa soruna karşı köklü önlemler alınmalı. Nasıl bugüne kadar irticayla mücadele edildiyse aynı kararlılıkla işsizliğin de işsizlerin de üzerine gidilmeli.
Öncelikle işsizlere karşı sert bir mücadele yürütmek şart. Neme lazım, patlamaya hazır bomba adamlar. Başkent’in göbeğine çadır kuran Tekel işçileri de kötü örnek oluyor. Neyse ki bu iş şubat sonunda gazla, jopla bitecek!
İşsizlikle de mücadele etmek lazım ama…
Örneğin, Çalışma Müfettişleri sanayi bölgelerini boş bırakmamalı. Ajan kılığına girip fabrikaları dolaşmalı. Kim işçi çıkarmayı düşünüyor, hangi fabrika kaç kişiyi kapı önüne koyacak yerinde tespit etmeli, hemen kolluk güçleriyle temasa geçip suçüstü yaptırmalı.
Bunun için gerekirse patronların, genel müdürlerin odalarına böcek konulmalı. Teknik takip yapılmalı, yapılmalı ki şirket önlem diye işsizliği artıracak bir karar almasın. Alırsa da anında tepesine binilsin!
Ayrıca işçiler de bilinçlendirilsin. Şirket içindeki en küçük bir dedikoduyu ‘duyarlı işçi’ rumuzuyla polise, jandarmaya, savcıya ihbar etsin.
Bu durumda savcıların işi yine zor, ama ne yapalım. Cumhuriyetin savcıları var. Eskiden irticayla mücadele için kendi kendilerine hareket ediyorlardı, şimdi işsizlikle mücadelede aynı yöntemi kullansınlar. 
Zaten böyle köklü önlemler alınırsa nasıl irtica tehlike olmaktan çıktıysa işsizlik de çıkar tehdit olmaktan, alimallah!

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız