Hangi kapitalizm?
Pazartesi, 01 Şubat 2010 22:00


Anımsayacaksınız…
Fransa’da hükümetin Renault’ya Clio 4’ün Türkiye’de üretilmemesi yönünde yaptığı baskı, Avrupa Birliği (AB) içinde önemli bir tartışma başlatmıştı. AB Komisyonu, Fransız hükümetinin tavrının ‘serbest rekabet kurallarına aykırı’ olduğu gerekçesiyle Paris’ten açıklama istemiş, Fransız hükümeti de “Renault’da benim de hissem var, öyleyse söz hakkım da var!..” anlamına gelecek bir yanıt vermişti.
Günlerce süren tartışmada sus pus kalan Ankara’nın aklı başına ancak gelmiş olmalı ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, İspanya’da düzenlenen AB İstihdam ve Sosyal Güvenlik Bakanları toplantısında konuyu gündeme taşıdı. Aynı zamanda bir yönetim işletme profesörü olduğunu söyleyen Dinçer’in, Fransa’yı eleştirirken tek dayanak noktasının maliyet-verimlilik gibi temel işletmecilik kuralları olması dikkat çekiciydi.
Fransa’yı AB’ye şikayet etmenin anlamsızlığından mıydı bu sade bakış açısı, yoksa büyük fotoğrafı görmek mi istemiyordu Bakan Dinçer?
Oysa geçen yıl Slovenya’ya yapamadığını Türkiye’ye yapan ve Renault’ya geri adım attıran Fransa lideri Sarkozy, Davos’ta fotoğrafın çerçevesini bir kez daha çiziyordu.
Başbakan’ın “Bir daha da gelmem” dediği için gitmediği, bakanların da onun şerrinden korktukları için olsa gerek boş verdiği, sadece ‘içimizdeki asi’ Merkez Bankası Başkanı’nın katıldığı Davos’ta, dünyanın en güçlü politikacıları ve iş adamları ‘yeni normal’i arıyordu. Temel tema ‘Dünyanın Durumunu İyileştirme: Yeniden Düşünme, Yeniden Tasarlama, Yeniden İnşa Etme’ydi. Zirvenin açılış konuşmasını da Sarkozy yaptı.
‘Yeni normal’in yine ‘kapitalizm’ olacağını söyleyen Sarkozy, şöyle diyordu: “Yanlış anlaşılmasın. Konu kapitalizmi lağvetmek değil. Kapitalizmin yerine başka bir şey koyalım, demiyorum. Soru, hangi kapitalizmi istiyoruz, sorusudur.”
‘Hangi kapitalizm?’ sorusunun yanıtını da ‘kapitalizmin değerler üzerine kurulu olduğunu’ savunarak, yine kendisi veriyordu Sarkozy: “Ekonomiyi insanın hizmetine sunan, ahlaki kuralları ve iyi yönetişimi olan kapitalizm!...”
Sarkozy, sözleriyle ‘Her şey nasıl geldiyse öyle devam eder’ düzenine tahammül edilecek noktanın artık çok geride kaldığını açıkça ortaya koyuyordu.
Fransa’da özellikle işçi kesiminin baskısıyla hükümetin ve Sarkozy’nin Clio 4 için Renault’ya yaptığı baskıya bir de bu açıdan bakalım.
Biz Renault’yu temel işletmecilik kurallarıyla baş başa bırakalım, diyoruz. Sarkozy ise “Ekonomi küresel düzeyde insana hizmet edecekse Fransa’da Fransıza hizmet edecek” diyor. Sarkozy’nin bu söylemini ve Clio kararını, salt milliyetçi bir bakış açısıyla değerlendirmek eksik olacaktır. Davos konuşması, ‘Kriz bizi bu hale soktuysa işleyen sistemde bir sorun var’ düşüncesinin, neyse ki artık yerleşmeye başladığını göstermektedir.
‘Yeni normal’in ekonomiyi kimin hizmetine sunacağı ise küresel düzeyde yanıtı hala verilmemiş bir soru olarak kalmaktadır.

BEN DE GURUR
DUYMAK İSTİYORUM
Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın ‘Bursa’yla Gurur Duyuyorum’ projesinin tanıtım çalışmalarında kentin ‘ilk’lerine vurgu yapılıyor. İlk kez Bursa’da gerçekleşen ve tarihe mal olan olaylar kentlilere anımsatılıyor.
Doğrudan ya da dolaylı olarak eğitimle ilgili ‘ilk’lere de sahip Bursa: “Osmanlı’nın ilk üniversitesi olan İznik Orhaniyesi 1335 yılında Bursa’da kurulmuştur, Osmanlı’nın ilk medreseli camii 1366’da I.Murat tarafından yaptırılan Çekirge’deki Hüdavendigar Camii’dir,
Osmanlı’nın ilk ve tek ipekçilik okulu 15 Nisan 1888’de Bursa’da Şehreküstü Mahallesi’nde açılmıştır, Türkiye’deki ilk, okul bağışı Bursa’da Şerif Artış tarafından yapılmıştır, Türkiye’deki ilk kız meslek liselerinden Necatibey Kız Meslek Lisesi, Fransızların açtığı Pere Assomption Koleji binasında açılmıştır.”
Çok güzel…
Ama önemli bir başlık var ki maalesef unutulmuş…
Türkiye’nin ilk Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK), 15 yıl önce Bursa’da kuruldu ve çalışmalarıyla tüm ülkeye örnek oldu.
Geçen hafta uzun uzun yazdım. ÇEK’in Uludağ Üniversitesi Yerleşkesi’nde inşaatı devam eden ilköğretim okulunun Eylül 2010’da eğitime açılabilmesi için 1,5 milyon TL ayni ya da nakdi yardıma gereksinimi var.
Geçen hafta ÇEK için bir çağrı yapmıştım, bu hafta yapmayacağım. Sadece bir büyük çelişkiye dikkat çekeceğim:
Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, son 15 günde Bursapor için kapısını çaldığı 5 iş adamından 250 bin TL, birinden de 300 bin TL bağış sözü almış, toplamda 1,5 milyon TL geçilmiş.
Bir kentli olarak sporun önemini de Bursaspor’un başarılı olmasının kente sağlayacağı katkıyı da yadsımıyorum. Yine de bu durum büyük bir çelişki benim için…

Not: ÇEK’in banka hesap numaraları: Yapı Kredi Bankası Cumhuriyet Şubesi (452-68652575/ IBAN: TR620006701000000068652575), İş Bankası Uludağ Üniversitesi Şubesi (2213-0027668/ IBAN: TR510006400000122130027668)

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız