| Filler tepişti, çimenler ezildi |
| Pazartesi, 05 Temmuz 2010 16:11 | |||
![]() Bu hafta bir değişiklik yapıp yerel politikaya gireyim istiyorum. Yanlış anlamayın, kulislerden bomba haberler verecek değilim. Onları yerel basınımızın anlı şanlı yazarlarından okursunuz. Ben AKP’de yaşanan sarsıntılı sürecin birkaç yönüne dikkat çekmek istiyorum. 2009’un Mayıs ayında bir gece yarısı operasyonuyla AKP’nin il başkanı yapılmıştı, Nagip Vardar. Ha bugün ha yarın derken, ancak 2010 Temmuz’una değin oturabildi koltuğunda. Vardar il başkanı olduktan bir ay sonra gazeteci ağabeyimiz İsmail Öztat ile konuşuyorduk. Söz döndü dolaştı AKP kongresine geldi. Öztat, PUSULA’da da yayımlanan söyleşide şöyle diyordu: “AKP’nin il başkanı, bence dürüstlüğüyle -öyle sessiz, çok yumuşak başlı durmasına aldanmayın, çok dolu bir insandır. Bundan sonraki icraatlarına dikkat edin, Bursa’nın hep katma değerlerini düşünecektir. (…) Nagip aday olmadı ki Nagip’i zorla getirdiler. Günahı ne çocuğun? Dondurmacı diyorlar, dondurma satmış çay bahçesinde, e ne var, Cavit Ağabey de sırtında astarla kumaş taşıyordu. Başarının kriteri ne?” İsmail Ağabey’in, kendisi gibi Arnavut kökenli Vardar’ı savunmasını şimdilik bir kenara koyarak, bir kez daha soralım: Başarının kriteri ne? AKP’de belli bir başarı kriteri olmadığını gösteren sayısız örnek var: Örneğin, Hikmet Şahin, başarısız bir belediye başkanı mıydı? Örneğin, Sedat Yalçın, yetersiz bir il başkanı mıydı? Örneğin Faruk Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda kötü bir sınav mı verdi? Hayır, hayır, hayır… Öyle görünüyor ki AKP’de başarının tek bir ölçütü var: Tayyip kriterleri… Bu bir… Tayyip kriterlerinin sağı solu belli olmuyor. Daha dün Bursa’ya gelmişsin, bir dolu açılış yapmışsın, toplanan kalabalık seni de coşturmuş, Ankara’ya döndüğünde MYK’da ballandıra ballandıra anlatmışsın. Sonra da Vardar’a güle güle… Vardar’ın gidişinde önemli bir etken de üç merkez ilçe başkanının il başkanını şikayet etmesi olmuş. Ama hak da yerini bulmuş. Vardar gönderilirken, beraberinde Kara’yı da, Demir’i de, Düvencioğlu’nu da götürmüş… Demek ki AKP’de şikayet mekanizmasını çalıştırmak pek hayırlı sonuçlar vermiyor. Kulaklara küpe olsun, bu da iki… Dikkat çeken üçüncü ve belki de en önemli nokta da yukarıda bir kenara koyalım dediğim konu… Arnavut kökenli Belediye Başkanı’nın önerisiyle sabaha karşı 3’te telefonla uyandırılıp İl Başkanı olduğu tebliğ edilmişti Nagip Vardar’a… Ama Gürcü kökenli Bakan’ın hiç mi hiç içine sinmemişti bu formül… Gelinen noktada Arnavut kökenli Belediye Başkanı’nın bütün itirazlarına karşın genel merkezin tavrı değişmezken, Gürcü kökenli Bakan’ın ortalıklarda görünmemesi dikkat çekiciydi. Şimdi genel merkez, ne bakana ne başkana ne vekillere bakacak; kendisi atayacakmış teşkilat başkanlarını, yöneticilerini. İzleyip göreceğiz, ama o kadar da kolay değil gibi geliyor bana. Nitekim şimdiden Arnavut kökenli Belediye Başkanı’nın kimileri için kulis yaptığı söylentileri dolaşıyor ortalıkta. E durum böyleyken Gürcü kökenli Bakan’ın eli armut mu toplayacak! Bir de etnik siyaset yapmıyoruz, diyorlar ya! En çok buna gülüyorum… Bu da üç… Ve son not… Bana kalırsa Nagip Vardar, AKP İl Başkanlığı’nı Bursa’ya, Bursa’nın ağırlığına yakışır şekilde yaptı. Anadolu’daki kimi AKP’liler gibi cıvımadı, yılışmadı, buldumcuk olmadı, saçmalamadı, “Bursa’nın katma değerlerini” düşündü. Ama olmadı… Bu sürecin tek mağduru Vardar oldu. Filler tepişti, çimenler ezildi. Vardar’ın tek kazancı ise yıllar sonra alma olanağı yakaladığı Boğaziçi diploması oldu. AKP’den tasdikname aldığına göre, Boğaziçi diplomasıyla yetinecek artık!.. Esat Kaplan'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

